|
|
 |
« : 03 Kasım 2007, 10:49:39 » |
|
MEHTER, Osmanlilar'da, askerî musukiyi icra eden topluluga verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), âzam (pek ulu) mânâsinda bir ism-i tafdildir. Türkçeye bu kelimenin Arapçalastirilmis sekillerinden mehter, çogulu olarak da mehterân yerlesmistir.
Mehter, bölüklere ayrilir, ayni çalgi aletini çalanlar, alemdarlar birer bölük teskil ederlerdi. Her bölügün "aga" tabir edilen bir âmiri bulunurdu. Davulcubasina ise "bas mehter aga" denirdi. Ayrica bir de Mehterbasi vardi. ?kinci bir mehterbasi daha vardir ki, bundan ayri olup, Saray Çadircilarinin basidir. Mehter teskilati, "emir âlem"e tabiydi.
Selçuklu Sultani ?kinci Giyaseddin Mesud'un 1284 yilinda Osman Gazi'ye gönderdigi bir fermanla kendisine, Eskisehir'den Yenisehir'e kadar bütün Sögüt bölgesi ve havalisi sancak olarak verildi. Fermanla birlikte Osman Gazi'ye emirlik alemeti olan "tug", "âlem", "tabi" ve "nakkare" de gönderilmisti. Ferman, Osman Gazi'ye Eskisehir'de bir ikindi vakti takdim edildi. Osman Gazi ayakta durarak nevbet vurdurdu (çaldirdi). Fatih Sultan Mehmed Han zamanina kadar nevbet vurulurken padisahlarin ayakta dinlemesi âdetti.
Mehter teskilatina bagli iki türlü mehterhane vardi. Biri resmi teskilata bagli olan calici mehterler, digerleri esnaf mehterleriydi. Resmi mehter, padisah mehteriydi ki, buna "mehterhane-i tabl-i âlem-i hassa" denirdi. Sonralari, mehter sadece padisah ve orduya ait olmaktan çikti. Her vezir dairesinde bir mehterhane bulundurulmasi âdet oldu.
Fatih devrindeki mehterhanede dokuz zilsen (zil çalan), dokuz nakkâzen (kadûm çalan), dokuz boruzen (boru çalan), dokuz tablzen (davul çalan), dokuz çavus ve bir iç oglan vardi. Altmisdört kisilik mehterhane takimina "dokuz kat mehter" adi verilirdi. Padisahin mehterleri oniki kat olurdu. Oniki kat mehterhanede her çalgidan onikiser adet bulunurdu. Padisah sefere çiktigi zaman mehter takimi oniki misline çikarilirdi. Sefer ve harp esnasinda padisah mehterhanesi, saltanat sancaklarinin altinda durup, nevbet vururdu. Bundan baska ikindi vakti, otag -i hümâyûn önünde nevbet vurmak âdetti (Bkz. Nevbet).
Hükümdar mehterleri bes vakit vururlardi. Bundan baska padisah cüluslarinda, kiliç alaylarinda, harplerde zafer haberi geldigi zaman ve arife divanlarinda nevbet vurulurdu.
Mehterler, harp meydanlarinda gece karanliginda bile ordugâh nöbetçilerinin uyumamasi için devamli çalar ve ayni zamanda da "yektir ALLAH," diye bagirirlardi. Harp esnasinda ise, padisahin veya seraskerin yaninda durup, harp boyunca askerin cesaretini arttirmak ve düsmana dehset vermek için çalardi.
Vezir mehterhaneleri, ikindi ve yatsi namazlari kilindiktan sonra olmak üzere, günde iki defa vururdu. Bunlardan birincisi aksam yemeginin ikincisi de uykunun isaretini verirdi. Sivil mehterler, kendilerine mahsus nevbet yerlerinde yatsi namazindan sonra ve sabahleyin nevbet vururlardi. Eski zamanlarda ögle yemegi, "Kusluk" namiyla ögle namazindan evvel, aksam yemeginde ikindi namazindan sonra yenilir ve yatsi namazindan sonra uykuya yatilirdi.
Mehterhane, her ikindi vakti baslari, içoglan bas çavusunun yahut muadili olanin, "vakt-i sürür ve safa mehterbasi hey!., hey!" suretindeki nidasi (çagirmasi) üzerine, mehterbasi aga elinde zurna oldugu halde bandoya pisrev (önder) olarak Vezirin, Yeniçeri agasi dairesinde ise aganin oturdugu arz odasinin önüne gelir, temenna eylerdi. Bu sirada evvelce "vakt-i sürür ve safa" diye bagirmis olan basçavus veya muadili; "Eshab-i hacât ve arzuhal sahipleri var mi?" diye sorardi. Arzuhal sunmak isteyenlerin arzuhallerini alip vezire yahut Yeniçeri agasina verirdi. Bu is bitince heyet bir daire teskil ederek çalmaya baslardi. Dua ile de merasime son verilir ve çalanlar birer temenna ile çekilirlerdi.
Mehter Duasi: ALLAH ALLAH, Celilii'l-cebbâar, Muinü's-settâr Hâliku'l-leyli ve'n-Nehâr, lâyezâl, zü'l-celâl, birdir ALLAH! Ânin birligine. Resul ü Enbiyâ Peygamberimiz Cenâb-i Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (bütün efrâd elleri gögsünde olmak üzere rükûa gelir gibi egilirler, padisah geldigi zaman ise sadece bas eger, daha fazla egilmezler) Âl-i evlâd-i Resul-ü Mücteba imdâd-i ruhâniyetine! Pîrân, mürsidin, asikîn, kur'agerîn, vasilin, hamele-i Kur'ân, güzestegân, ehl-i imân ervahina, avni inayetine! Halifetü'l-?slâm es-sultân ?bni's-Sultan bil-cümle ?slâmin nevât ve seâdet ve selâmetine, pirler, erenler, üçler, yediler, kirklar, göçenler, demine devrânina "Hû" diyelim "Huuu" denildikten sonra; bütün mehter takimi, davul ve zilleri siddetli vurarak dokuz defa "Hû" çekerlerdi. Sonunda da üç defa kös vururlardi.
Mehterin kendine has bir yürüyüsü vardir. Üç adimda bir durur, yarim saga ve yarim sola dönerdi.Yürüyüs esnasinda mehter efradi, hep bir agizdan, "Rahim ALLAH, Kerîm ALLAH" derlerdi.
Mehter takiminin yürüyüs nizaminda merasime istirak su siraya göre tertip edilirdi. Önde çorbacibasi unvanini tasiyan ve basinda "üsküf bulunan mehterân bölügü komutam, onun arkasinda sol tarafta zirhli muhafizi ile birlikte yesil sancak, ortada istiklâl alâmeti olan ak sancak, sag basta ise zirhli muhafizi ile birlikte kirmizi sancak bulunurdu. Sancaklarin arkasinda ise üçerli koldan üç sira hâlinde dizilmis dokuz tug gelirdi. Sag tarafta kirmizi sancagin arkasinda ise. Yeniçeriler tarafindan tasinan "hücum tugu" yer alirdi. Tuglardan sonra ortada mehterbasi bulunurdu. Mehterbasindan. sonra ise sira ile; mehterin iki kati adedince çevgenler (okuyucular), zurnazenler, boruzenler, nekkareler, zil-zenler ve davul çalanlar gelmekteydi. En arkada ise bir at sirtinda tasinan kös bulunmaktaydi (Bkz. Kös).
Mehter Harp Duasi (Harp Gülbanki): Euzubillâh, Euzubillâh... Hûda'ya sükr-i bîhad, lâi-lâhe illALLAH! El-melikü'1-Hakku'l-mülân! Muhammedü'r -Resulullah, Sadikü'l-Va'dül emin! ?nnâ Fetahnâ leke fethan mübinâ ve yensurekallâhu nasran azîzâ! Ey padisah-i halifetullah, el-islâmu aleyke avnullah! Sensin haris-i dîn-i mübîn, harîs-i Seriatullah! Ugrun açik olsun ey Padisahim Emr-i ikbâlin mecid! Hûda kilicini keskin eylesin, nur-i san satvetine gün gibi medît! Rûh-i pâk-i Fahr-i âlemi hosnut etsin, Hak gazay-i ekberin etsin mübarek ve saîd...
|