ßĨhŔµŹ€

co.Admin

Onursal Üye



Üye No : 39
Nerden : istanbul
Konu  : 1356
Mesaj : 7815 
1164 Mesajýna Toplam 1607 Kere Teþekkür Edildi
2 Mesajýna Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« : 09 Kasım 2011, 01:04:06 » |
|
Toplumsal çözülmeye ve dünyevîleşmeye paralel olarak pek çok değerimizi kaybetmeye başladık. İnsanî duygularımızın zayıflaması ile kendi geçmişimize yabancılaştık. Bu bağlamda “ihsanda bulunma”, “tasadduk etme”, “yardım elini uzatma” hassasiyetimiz neredeyse tükenmek üzere. Başkaları için bir şeyler yapabilmeye, fedakârlığa çok zorlanır olduk.
Böyle bir sonuçla yüzleşmemiz elbette olacak olan idi. Çünkü namaz, oruç ve diğer ibadetlere yönelik kulluk bilincimiz yüzeyselleştiği için, insana en zor gelen işlerden olan infaka yönelik cesaretimiz de erimeye yüz tuttu.
Diğer ibadetlerden arzulanan lezzet alınamadığı için infak etmenin manevî hazzı da hissedilemez oldu. Hissedemeyince de duygusal etkilenme sonucunda zaman zaman ufak tefek infaklarda bulunmakla yetinmeye başladık. Lakin bunu yaptıktan sonra bile, ALLAH’ın bir emrini yerine getirmenin verdiği mutluluğu hissedemez olduk. Böyle olunca da eli cebe uzatmak çok zorlaşmaktadır. İnfaka yeltenecek olsak bile, titremeye başlayan parmaklarımız cüzdanın içinde küçük paraları aramaya koyulur. Çünkü ALLAH’a olan güvencimiz zayıfladı, verdiğimizin asla yerine gelmeyeceğini düşünmeye başladık. İnfakı adeta kazancımızı boşa harcamak olarak görür olduk. Oysa ALLAH Teâlâ şöyle buyurmaktaydı: “ALLAH faizi eritir. Sadakaları verilen malları ise artırır.” (Bakara, 276). “İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, ALLAH katında artmaz. ALLAH'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte sevaplarını kat kat arttıranlar onlardır.” (Rûm, 39).
Bir de sözde infaklarımız var. Zaman zaman evimizin eşyasını yenilediğimiz olur. Çamaşır makinemizi, buzdolabımızı ve koltuk takımlarımızı değiştirmek isteriz. Söz konusu eşyalarımız artık kullanılmayacak noktaya gelmişlerdir. Yenilerini alırken bir de sözde hayır yapmak isteriz. Fakir insanlara ev eşyası ve giysi gibi şeyleri temin etmeye çalışan kurumlara veya şahıslara haber veririz, “fakirlere verilecek şunlarımız var” diyerek. Böylece nakliye parası dahi vermeden, zaten atacak olduğumuz ev eşyasından kurtuluruz. O eşyalar bir ihtiyaç sahibinin evine, taşıma ve nakliye giderleri başkalarınca karşılanarak götürülür. Zar zor kurulan ve ömrünü tüketmiş olan gereçler sürekli arıza verir ve tamir gerektirir. Sözde hayrın yapıldığı kişinin dudaklarından “ALLAH razı olsun” yerine “ALLAH ıslah etsin” veya diğer kahır ifadeleri dökülür. Zira çektiği maddî sıkıntılar yanına bir de evden atılmayı gerektiren kullanılmış malzeme derdi eklenmiştir. Hayır diye getirilen çamaşır makinesi aldığı suyu doğrudan aşağı vermekte, buzdolabı da helikopter gibi çalışmakta, gece uyumaya fırsat vermemektedir. “Evimize bir şeyler geldi” düşüncesiyle sevinen ailesinin hayal kırıklığına dönen mahzun bakışları ile kalp kırıklıkları onun üzüntüsünü bir kat daha artırır. Eski püskü eşyalarını fakir fukaranın başına salana gelince, yeni aldığı eşyalarla evini yenilemiştir. Mutludur. Mutludur ama sebep olduğu inkisâr nedeniyle amel defterine yazılan eksilerin hesabını vereceği bir gün mutlaka gelecektir.
Evet, ALLAH rızası için yapmanın ibadete dönüştürdüğü vermek eylemini gerçekleştirmek gerçekten çok zordur. Hatta bu ibadetin pek çok yönüyle namaz, oruç ve hac gibi ibadetlerden daha zor olduğunu söylemek bile mümkündür. Çünkü diğer ibadetlerde başkalarına bir şey vermek söz konusu değildir. İnsanın ibadeti yine kendisine dönüktür. Namaz kılarsa kendisine. Oruç tutarsa kendisine. Hacca giderse yine kendisine. Ama infak, zekat ve sadaka vermek öyle değil. Sahip olduklarınızdan fedakarlık gerektirmektedir. Belki hayatta bir daha hiç görmeyeceğiniz birisine bir şeyler vermek yiğitlik ister. Canın yongası kabul edilen maldan vermek işte bu zorluğundan dolayı çok büyük bir ibadettir. Ecri çok fazladır. Yeter ki içine riya karışmasın.
Bu nedenle vermek kadar zor olan bir şey de karşıdakini mağdur etmemektir. ALLAH rızası için yapılması gereken bir ibadeti şova dönüştürmek çok acıdır. İnsanların kendisinin ne kadar iyiliksever, fakir babası olduğunu görmesi ve toplum içindeki itibarının artması için kameralar ve başkaları önünde yardımlarda bulunması ALLAH’ın murad ettiği bir ibadet değildir. Muhtaç olması nedeniyle boynu bükük olan insanın, hangi ortamda verilirse verilsin almaya mahkum oluşunu istismar etmek ve onu küçük düşürmek ibadetin ruhuyla asla bağdaşmaz. Bu nedenle, kulluğu sadece kulluk olarak yapabilenden ALLAH razı olsun.
Enbiya Yıldırım
|