ßĨhŔµŹ€

co.Admin

Onursal Üye



Üye No : 39
Nerden : istanbul
Konu  : 1356
Mesaj : 7815 
1164 Mesajýna Toplam 1607 Kere Teþekkür Edildi
2 Mesajýna Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« : 03 Mart 2011, 15:03:23 » |
|
Sen her zaman doğru söyledin ya ResulALLAH (s.a.v)
ResulALLAH (a.s.) şöyle buyuruyor:
"Benden sonra bir takım emirler (halifeler, hükümet yetkilileri, idareciler) olacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik eder, yaptıkları zulümde kendilerine yardımcı olursa benden değildir. Ben de onlardan değilim. O kimse benim havzımın etrafına yaklaşamayacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik etmez, zulümlerinde onlara yardım etmezse, bendendir. Bende onunla beraberim. Ve o kimse havzımın kenarında bana ulaşacaktır."1.
Sen her zaman doğru söyledin ya ResulALLAH… o kadar çok yalan söyleyen ve zulmeden politikacılar, din adına hocalık yapan önderler var ki sav, sav bitmiyor. Birileri din düşmanlığı adına yalan söylüyor birileri de din adına, insanları kendi şahsi fikirlerine ve hevalarına dayanan siyasetlerine ve mücadelelerine çağırıyorlar. Mesela: "Yöneticileri gayr-i Müslim olan, fakat adaletle hükmeden bir devlet,meşru bir devlettir" diyen yazarın, abesle iştigaline mi yanalım?... Yoksa değişim ihtirasına kapılarak muhkem Naslar’la ilgili olan 'illet ve hikmet' kavramlarını idrak edemeyen İslamcı geçinen yazarçizer takımının düştükleri tuzaklara mı yanalım?
Küreselleşen dünyanın problemlerini çözmek için toplanan günümüz ilahiyatçıları “Daru'l Harp ve Daru'l İslam gibi fıkıh kavramlarının fıkıh literatüründen çıkarılması gerektiğini” söylemişler bunu düzeltmeye mi çalışalım. Günümüzdekiler böyle diyor da, onlardan daha evveldeki bu dinin ve onun fıkhının asıl temsilcileri ne diyor ona bir bakalım. İmam-ı Kuhistani: "Daru'l İslam; Mü’min’lerin emirinin sultası altında olan ve İslam ahkâmının tatbik edildiği beldedir.
Daru-l Harp ise; " Kâfirlerin reisinin idaresi altında olan ve küfür ahkâmının icra edildiği yerdir" diyerek iktidarın ve uygulanan hukukun önemi üzerinde durmuştur. Düreru'l Hükkam'da "İçerisinde küfür ahkâmının tatbik edildiği Daru'l Harp olan bir belde, İslam ahkâmın tatbik edilmesi ile birlikte Daru-l İslam’a dönüşür. Her ne kadar o beldede mukim olan kâfirler, orda ikamete devam etseler de, o belde Daru'l İslam'a bitişik olmasa da durum aynıdır."
İçerisinde İslam ahkâmının uygulanmadığı bir ülkenin yönetiminde uygulanacak kanunlarının seçimi için seçim sandığının başına gitmenin, 'Evet' oyu kullanmanın vacip olduğunu söylerler. Bu fikir de olan İslamcı yazarlar ayrıca sözüm ona 'yahudileşme temayülü' uzmanı olduğunu söyleyip, selef imamların o günkü zalim iktidarlarla (Tağuti değil) halvetini eleştiren yazarlarımız, bugün ne hikmetse mevcut iktidarlar zalim değil ki! diyerek can ciğer kuzu sarması oluyorlar.
Dalkavukluluk ve ikiyüzlülük İslam’da lanetlenmiştir. İnsanların yüzlerine karşı öven meddahların yüzlerine toprak saçılması ResulALLAHın emridir.2
Meşru olmayan güçlerle işbirliği yapan ve onların kötülüklerine fetva veren binlerce dalkavuk ulema gelmiş geçmiştir. Bunların insanlığa yaptıkları ihaneti anlatabilmek imkânsızdır. Sırf kâfirlere şirin görünmek için takla atan, onların her türlü emirlerini onaylayan bu insanları tanımak çok kolaydır. "Zamanın getirdiği problemler" diyerek yola çıkan içinde yaşadıkları toplumun değerlerini bazı tevillerle bütün insanlara kabul ettirmeye çalışan ve bunları meşru gösteren dalkavuklar, tarih boyunca zalim hükümdarların attıkları kemikleri yalamakla meşgul olmuşlardır.
"Ey iman edenler, ALLAHa Resulune ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.3 Emr-i ilahisini tevil ederek, kafir de olsa, müşrik de olsa, başınızdakilere itaat edin şeklinde yorumlamaya kalkan ve ırkçılık gayreti güderek, kendi ırkından olan herkese itaat edebileceğini söyleyen bu dalkavuk ulema tipleri zalim sultanlar katında saygınlıklarını korumuş ve çil çil altınlar içinde yüzmüşlerdir.
Resulullahın (s.a.s.) ne buyuruyor." En faziletli cihad, zalim sultan katında hakkı söyleyebilmektir. Hadis-i Şerifi mucibince hareket eden, şeriat'tan ayrılan zalim sultanlara başkaldırarak onlarla sonuna kadar mücadele eden ulema ise (ki hepsinden ALLAH razı olsun) Ümmeti Muhammed’in kalbini fethetmiştir.
Ümmeti Muhammed faizi caiz gören Halifeye isyan vaciptir deyip,1599 yılında kılıca davranan Yozgatlı Şeyh Süleyman'dan tutunuz, şeriatı ortadan kaldırmaya kalkan mürtedlerle asla anlaşmam, diyen Şeyh Şamil’lere ve Şeyh Said'lere kadar mücadele örneklerine şahid olmuştur.
"Onlar hâlâ cahiliyyet devrine ait hükmü mü istiyorlar? Ve yakîn sahibi olan bir kavim için, ALLAH'tan daha güzel kim hüküm verir."4
ALLAH Azze ve celle, yaratmış olduğu kullarının ancak kendi hükmünü tercih etmesi gerektiğini, hüküm seçmenin itikadi bir konu olduğunu bu konuda da kendine eşler ve ortaklar koşmamalarını istiyor. Rabbimiz bunu böyle bildiriyor da günümüzün alimleri bu toprakların yönetimlerini cahiliyye'den, İslam'a terfi ettirdikleri için hiç sesleri çıkmıyor.
Hevalarını ilah edinen devlet adamlarını desteklemek ve onların sistemlerinin yedek lastikliğini yapmak şeref ve haysiyet sahibi ilim adamlarına asla ve kat'a yakışmaz
YARAB. Senin yolunda gün ışığına veda edenlerin şuuruyla bizleri şuurlandır. Nefsi emmarenin şerlerinden bizi koru. ÂMİN
1- Süneni Tirmizi
2- Süneni Tirmizi
3- "NİSA 59.ayeti.
4- Maide/50
Abdullah HAKAN
|