Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş YapTahammülerin tükendiği ve sabrın bittiği noktaya yaklaşmaktır kaybolmak...
Herşey yalnızlığa itiyor ruhumu. Kaçıp gidiyor sorumsuzca gecelere... İhtiyacım olan ne varsa aksi yönde hareket ediyor. Normal olan herşey anormalleşiyor. Neden sorusuna yanıt ise, asla bilinmeyen bir tılsım...
Alışmak; bıkmaya yaklaşmak demekmiş. Çok göreceli bir kavrammış. Alışana kadar çaba gösteriyoruz, susuyoruz fakat herşey tekerrür etmeye devam edince bu kez bıkıyoruz. Değerli olan değerini yitiriyor, yapılmaması gereken ne varsa benliğinizin dışında bir kontrol tarafından yönetiliyormuşcasına onlarıda yapıyoruz. Sonra sorgulamak sizi tüketen şerbet oluyor işte. Neden bunu yaptım demek Deli Yürekleri yakar. Pişman olmadıkları için yürekleri ezilir. Kimseyle alıp veremedikleri olmayınca insanların içten pazarlıkları onların sabrını tüketir. İşte bu o tılsımı harekete geçiren güç. Kapsamlı bir değişim gösteriyor vücut, ruhunuzu kontrol edemiyorsunuz. Tepkiler çığ gibi büyüyor ve alıkoyamıyorsunuz dehşetteki sancıdan kendinizi.
İnsanların "sabır" demeleri sizi iyce çileden çıkarır. Çünkü zaten o yenmiş beyninizi bu kelime asla fayda etmeyecektir. Taki yeniden kendinize dönünceye kadar.
Hayat iylerin meşalesi kötülerin ateşidir... Seçim bize ait olsa bile şartlar bazen sizi rol değişikliğine itiyor. Umulan hayatın ateşini meşale kontrolünde taşımaktır, onun ateşi olmak sizi güçlü kılsada görünen gerçeklerin ardındaki saklı dehlizde durum biraz farklı oluyor. Orada kazanan ve kaybeden asla bilinmiyor... Hayatın gözkamaştıran neşesi aslında kocaman bir haykırıştır. O ses nedense hep eğlenceli ve güzel görünendir. Benim kulaklarımı sağır etmek üzere o neşeli gülücük. Gecenin ayazında söndürdüğüm zaman o ateşi karanlığın lodosu başlar bende. Bende buna kaptırmışım kendimi... İşte seçimlerin rol değişikliği, şartların ve yaşam biçiminin getirdiği fayda/zarar adı herneyse budur...
Hayatın ateşinde kalmak insanı yakmaz ama gecenin ayazında kalmak insanı üşütür. Göz kapakları saniyelere bölünerek kapanır. Tek ses rüzgarın yapraklara çarpmasıdır...
O sesi duymak ise yalnızlıktır...
Kayıp olmaktır ...