(Mihrimah)

Onursal Üye



Üye No : 9
Yaş : Yok
Nerden : İSTANBUL
Konu  : 1913
Mesaj : 7875 
İnsan sürekli okunan bir cümledir..
1517 Mesajýna Toplam 2531 Kere Teþekkür Edildi
4 Mesajýna Toplam 4 Kere Karma Verildi
|
 |
« : 13 Ekim 2007, 11:54:59 » |
|
Hz. Peygamber'in en bâriz özelliklerinden biri de, O'nun konusmasindaki güzellik ve mükemmellikti. Peygamber Efendimiz: "Ben, az-öz söz söyleme (cevâmi'ul-kelîm) özelligi ile donatilmis olarak gönderildim" (Buhari, VIII, 76, 168 "Bü'istü bi-Cevâmi'il-kelim"; en-Nihâye, I, 295) buyurmustur. Yetistigi çevre de, Peygamber Efendimiz'in fasîh konusmasinda büyük rol oynamistir.
Hz. Peygamber'in en bâriz özelliklerinden biri de, O'nun konusmasindaki güzellik ve mükemmellikti. Peygamber Efendimiz: "Ben, az-öz söz söyleme (cevâmi'ul-kelîm) özelligi ile donatilmis olarak gönderildim" (Buhari, VIII, 76, 168 "Bü'istü bi-Cevâmi'il-kelim"; en-Nihâye, I, 295) buyurmustur. Yetistigi çevre de, Peygamber Efendimiz'in fasîh konusmasinda büyük rol oynamistir.
Hz. Peygamber tane tane, açik-seçik ve herkesin anlayabilecegi bir tarzda konusurlardi. O kadar ki, dinleyenler eger kelimelerini saysa, onlari teker teker sayabilirlerdi. Yerine göre de, konusmasi sirasinda geçen önemli cümlelerini üçer def'a tekrar ederlerdi.
Yerine göre bir vâiz, bir müftü, bir hâkim; yerine göre bir muallim, bir terbiyeci, bir âile reisi; duruma göre bir diplomat, bir kumandan, bir fâtih, bütün bunlarin yaninda genis dostluk çevresi olan bir cemiyet adami gibi sifatlarla karsimiza çikan Hz. Peygamber; dost-düsman, müslim-gayrimüslim, zengin-fakir, büyük-küçük, kadin-erkek her kesimle muhâtap olmustur.
Peygamber Efendimiz, sohbet ederlerken; ashâbina karsi dâimâ mütevazi bir kardes, sefkatli bir ögretmen ve merhametli bir baba gibi davranmis; bâzi muâseret kaidelerini (görgü kurallari) ögretmeyi arzû ettikleri zaman da, onlara, tatli bir üslûpla hitâb etmistir. Söyleyeceklerini bâzen sakaci bir tarzda; bâzen gönül alici, sevindirici, ümit verici ve tesvîk edici bir biçimde; yerine göre kinâyeli, tesbîhli, u***** açici ve düsündürücü bir üslûpla söylemislerdir.
Hz. Peygamber'in topluluk karsisindaki konusmalarinin tonu da üslûbu da çok farklidir. Kaynaklar, bu tür konusmalar için "hutbe" kökünden türetilmis tâbirler kullanirlar. "Vedâ Hutbesi" disinda diger hitâbe tarzindaki konusmalarin içerisinde bu kadar uzununa rastlanmamaktadir.
Halka hitâben yaptigi konusmalarda, gözleri kizarir, sesinin tonu yükselir ve heyecâni iyice artar; konusmalarini yaparken, elinde, hem dayanmakta, hem de öteye beriye isâret etmekte kullanilan "mihsara" denen (asâ, baston, degnek, cop türünden) bir çubuk bulundururlardi.
Hz. Peygamber, bilhassa lüzûmsuz asiriliklari, ?slâm'a söz getirebilecek ölçüsüz davranislari ve temel prensipleri zedeleyici hareketleri hiç hos karsilamazlar; bu türden olaylar kendisine intikal ettikçe üzülürler, öfkelenirler, açiktan tavir takinirlar ve sert bir dille ikaz ederek bunlari önlemeye çalisirlardi.
Hz. Peygamber'in degismez bir tavri vardi: Normal insanda bile hos karsilanmayan; kaba, kirici, küçük düsürücü, hakaret edici, ölçüyü kaçirici türden bir konusma ve hitap tarzi, O'nun sahsiyetinde hiç yer bulmamistir.
Gülüs Tarzlari
Kaynaklarin ittifakla kaydettiklerine göre, Rasûlullah Efendimiz, yaradilistan besûs çehreli, yani güleç yüzlü idi. Tebessüm denen "gülümseme", O'nun mübârek yüzünden hiç eksik olmazdi. En sikintili anlarinda bile, üzüntülerini belli etmezler, yanindakilerin içlerini karartacak bir tavir sergilemezlerdi. Bilhassa sevdikleri kimselerle karsilastiklarinda, öylesine tebessüm ederlerdi ki, böyle anlarda, yüzleri ay gibi parildardi.
Bu tabîî halleri disinda, Rasûlullah Efendimiz'in, bir de gülüsleri vardi. Hadîs kaynaklari, O'nun nelere ve nasil güldüklerine dâir pek çok vesîka kaydetmislerdir. Özellikle Âise (r.a) vâlidemiz, Peygamber Efendimiz'in gülüs tarzlarini su sekilde anlatmislardir: "Rasûlullah Efendimiz'in küçük dili gözükecek sekilde, kendinden geçercesine güldüklerini hiç görmedim. O'nun gülüsü, tebessüm seklinde idi" (Buhari, el-Câmi'us-Sahîh, VII, 94-95; el-Edeb'ül-Müfred, s.97, nu:251). Hz. Peygamber'in diger sahâbilerinin bir çogu da, çesitli münâsebetlerle, O'nun bu gülüs tarzini anlatirlarken "...öyle ki, azi disleri gözükecek derecede güldüler!" seklinde bir ifâde kullanmislardir. Bu gülüs tarzinda, disler gözükür; fakat ses isitilmez. ?ste bu, Peygamber Efendimiz'in gülüs tarzidir.
Sakalari Enes b. Mâlik (r.a): "Rasûlullah Efendimiz, çocuklara karsi, insanlarin en çok saka yapani idi" (Taberanî, el-Mu'Cem',s-Sagîr, II, 39; ?bnü'l-Esîr, en-Nihâye. III, 466). "Peygamber Efendimiz, insanlar içinde, hanimlarina en çok saka yapan kimse idi" (?bn'ül-Esir, en-Nihaye. III, 466; Gazali, ?hyâ, III, 129) der.
Peygamber Efendimiz; daha çok, çocuklara; hanimlarina; fakir *****arâ zümresine ve çevresinden sevgi bekleyenlere saka yapmistir. "Arkadasinla agiz kavgasi yapma; ona saka da yapma; bir söz verip tutmamazlik da etme!" buyurunca, çevresindekiler tarafindan: "Ama yâ RasûlALLAH, siz de saka yapiyorsunuz!." diye soruldugunda: "Evet, ben de saka yaparim; fakat ben (saka yaparken bile) sâdece hakîkati söylerim" (Buhari, el-Edeb'ül-Müfred, s.102, nu:265; Tirmizî, Sünen IV, 357, nu:1990). cevabini vermislerdir.
Enes b. Mâlik(r.a) anlatiyor: Peygamber Efendimiz bana, "?ki kulakli!" diye hitâbetti (en-Nihaye, I, 34).
Tirmizî'nin hocasi Mahmûd b. Gaylân, kendi hocasi Ebû Üsâme'nin bu haberi açiklayici mâhiyette: "Yâni Hz. Peygamber, Enes'e saka yapmistir" dedigini söylemistir.
|