• Ana Sayfa
  • Ara
  • Yardım
  • Ara
  • Giriş Yap
  • Kayıt
  • Ara
  • Ara
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Yaşayan Allah Dostları

Kullanıcı Adı  
Şifre
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) konusu, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) programı, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) forumu, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) program yükle, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) download, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) hikayeleri, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) resimleri, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) haber, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) yükle, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) videosu, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) yandex
Cevap SayısıCevap Sayısı: 3 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 203 defa
Konuyu Görüntüleyenler

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak)  (Okunma Sayısı 203 defa)
 
24 Haziran 2011, 10:28:00
AySİMa

Emekli

Onursal Üye

*


Üye No : 962

Nerden : istanbul

Konu  : 1116

Mesaj : 6107

. Yürek Yanmadıkça Göz Yaşarmaz..

1136 Mesajýna Toplam
1516 Kere Teþekkür Edildi

1 Mesajýna Toplam
1 Kere Karma Verildi
Offline
« : 24 Haziran 2011, 10:28:00 »

Haftanın Konusu

Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak

Araştırmalarınızı ve Katılımlarınızı Bekliyoruz...
[/size]
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

24 Haziran 2011, 10:31:53
AySİMa

Emekli

Onursal Üye

*


Üye No : 962

Nerden : istanbul

Konu  : 1116

Mesaj : 6107

. Yürek Yanmadıkça Göz Yaşarmaz..

1136 Mesajýna Toplam
1516 Kere Teþekkür Edildi

1 Mesajýna Toplam
1 Kere Karma Verildi
Offline
« Yanıtla #1 : 24 Haziran 2011, 10:31:53 »

Halil b. Ahmed Ibn Muâz Hüseyin Mervezî Ebû Muâviye Darîr A'meş Minhal Ibn Amr yolu ile Berrâ b. Âzib rivayet ediyor:

— Resûlullah ile Ensardan birinin cenazesini teşyie çıkarak kabre kadar gittik. Henüz kabri açılmamıştı. Resûlullah (s.a.v.) bir yere oturdu. Biz de çevresini sarıp oturduk. Sessiz ve hareketsiz idik; sanki başımıza kuş konmuştu. Resûlullah (s.a.v.)'ın elinde bir ağaç parçası vardı; yeri eşip duruyordu. Bir ara başını kaldırdı; şöyle buyurdu:
"Kabir azabından ALLAH'a sığınınız."

Bu cümleyi iki veya üç defa tekrarladı; sonra şöyle devam etti:
— "Mû'min kul dünya hayatından kesilip âhirete yöneldiği sırada; kendisine melekler gelir. Onların yüzleri beyaz güneş gibi parlaktır. Yanlarında cennet kefeni vardır. Ayrıca cennetin Ölüye saçılacak kokuları da vardır. Gözün görebileceği yere kadar otururlar.

Bundan sonra ölüm meleği gelir; hastanın baş ucuna oturur; şöyle der:
—Ey hakikate ermiş nefisi ALLAH'ın mağfiretine rızâsına çık. O nefis çıkar; hem de sakanın kabından akan su gibi.
Onun ruhu çıktıktan sonra yerde ve gökte olanların hapsi namazını kılar. Fakat Ins ve cin taifesi hariç.
Nefisten çıkan o ruhu bir an bile ellerinde durdurmadan getirdikleri cennet kefenine sararlar. Kokular serperler.
Ondan öyle güzel koku çıkar ki yeryüzünde bulunan miskten daha güzeldir.
O güzel ruhu böylece alıp yükselirler. Onu alıp yükselirken uğradıkları her melek kafilesi sorar:
—Bu güzel kokulu ruh kimin?
Onu taşıyan melekler İse şöyle derler:
—Bu falan oğlu falanın ruhudur.

Bunu böyle söylerken en güzel isimlerini sayar dökerler. Bu hal ile dünya semâsına kadar giderler.
Dünya semâsı kapısının açılmasını isterler. Onlara kapı açılır. Güzelce karşılanırlar. Sonra onu uğurlarlar. Bu karşılama ve uğurlama ile yedinci semâya kadar giderler. Orada ALLAHu Teâlâ'nın şu fermanı gelir:
— Onun sicilini illiyyin arasında tutunuz. (Yani cennetlikler arasında.) Ve onu yeryüzüne götürünüz. Çünkü biz onları yerden yarattık; yine oraya iade edeceğiz ve oradan tekrar çıkaracağız.
Bundan sonra o ruh cesedine iade edilir.
Daha sonra ona iki melek gelir; aralarında sorulu cevaplı şöyle bir konuşma olur:
—Rabbin kimdir?
—Rabbim ALLAH'tır.
—Dinin nedir?
—Dinim İslâm'dır.

Bundan sonra Resûlullah'ı kasdederek sorarlar:
—Aranızda zuhur eden şu zât İçin ne dersin?
— O ALLAH'ın Resulüdür.
—Nereden biliyorsun?
—ALLAH ın kitabını okudum. Ona inandım ve onu tasdik
Bundan sonra şu nida gelir:
— Kulum doğru söyledi. Ona cennet yataklarından bir yatak verin.
Cennet elbiselerinden bir elbise giydirin; ona cennetten bir kapı açın ki oranın güzel rüzgârı ve kokusu gelsin. O kulun kabri göz alımı kadar genişler; ve büyür. Bundan sonra ona güzel yüzlü ve güzel kokulu biri gelir
— Bugün seni sevindirecek bir müjde ile geldim. O merur edecek şey Rabbin sana iyilik vaadidir.
Sorar:
—Sen kimsin?
— Ben senin güzel amelinim; deyince şu duayı yapar:
— Yâ Rabbi! Bir an önce Kıyamet'i kopar ki ehlime ve hizmetçilerime kavuşayım."


Resûlullah (s.a.v.) anlatıyor:
— "Dünya hayatından kopup âhiret hayatına yönelen kâfir kulun durumu şöyledir:
Ona da gökten melekler İnerler. Fakat yüzleri simsiyahtır.
Gözlerin gördüğü yeri kaplayacak kadar çokturlar o kulun yanına otururlar. Beraberlerinde bir çul parçası getirmişlerdir. Daha sonra ölüm meleği gelerek onun başucuna oturur; şöyle hitap eder:

— Ey habis ruh! ALLAH'ın gazabına dargınlığına çık. Bu¬nun üzerine onun organları darmadağın olur. Onun ruhu çıkar; ama nasıl? Kızgın demir ıslak yüne nasıl bastırılır çekilirse öyle çıkar. Damarlar ve sinirler birlikte çekilir.
O çıkan ruhu alır; elinde hiç bekletmeden o çul parçasına koyarlar öyle bir kokusu vardır ki cifeden daha kötüdür. Ve onu bu hâli ile alıp çıkarlar.
Meleklerden hangi grup onlara rastlasa sorar:
—Bu habis ruh kimin?
Onlar da:

—Bu falan oğlu falanın ruhudur; diyerek en çirkin İsim ve sıfatları ile tanıtırlar. Bu hâl ile dünya semâsına kadar varırlar.
Dünya semâsının kapısının açılmasını isterler ama açılmaz."
Bundan sonra Resûlullah (s.a.v.) şu âyeti okudu:
—"...Onlara semâ kapıları açılmayacaktır. Cennete de giremeyeceklerdir. Onlar deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyecektir..." (Araf sûresi âyet:4O)
Resûlullah (s.a.v.) devam etti:
—"Sonra şu nida gelir:
— Onun sicilini cehennemlikler arasında tutunuz. Bundan sonra onun ruhu fırlatılıp atılır."
Şu âyeti okudu:
—"ALLAH'a şirk koşan gökten düşüp kuşa yem olana; rüzgârın uzağa savurduğuna benzer." (Hâc sûresi âyet:3i)
Resûlullah devam etti
:
— "Böylece yuvarlanır. Sonra gelip cesede girer. Bundan sonra ona İki melek gelir; yanına oturarak sorarlar:
— Rabbin kimdir?
— Haaa!...bilmiyorum.
—Dinin nedir?
—Haa!...bilmiyorum.
Sonra Resûlullah'ı kasdederek:
— Size gönderilen şu zât İçin ne dersin?
—Haaa!...bilmiyorum.
Bundan sonra şu nida gelir:
— Bu kulum yalan söyledi. Onu ateşten bir döşeğe yatırın. Kabrine cehennemden de bir kapı açın.
Böylece cehennemin sıcağı ve zehirli havası onu sarar. Kabir onu sıkar; kaburga kemikleri birbirine girer.
Bundan sonra karşısına kötü yüzlü ve pis giyimli bir adam gelir: Kokusu da yüzünden ve giyiminden daha kötüdür.
Onun yanına gelir ve şöyle der:
—Sana vaat olunan kötü haberi getirdim. Sorar:
—Sen kimsin?
—Senin kötü amelinim; sözünü duyunca;
— Yâ Rabbl Kıyâmet' vuku buldurma! Kıyamet'! vuku buldurma der."

(Tenbihü'l-Gafilin
[/b][/size]
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

24 Haziran 2011, 10:32:45
AySİMa

Emekli

Onursal Üye

*


Üye No : 962

Nerden : istanbul

Konu  : 1116

Mesaj : 6107

. Yürek Yanmadıkça Göz Yaşarmaz..

1136 Mesajýna Toplam
1516 Kere Teþekkür Edildi

1 Mesajýna Toplam
1 Kere Karma Verildi
Offline
« Yanıtla #2 : 24 Haziran 2011, 10:32:45 »

Kabir azabı fâsık mü'minler ve kâfirler için haktır. Bunun delili de şu âyet-i kerimelerdir:
"Onlar sabah ve akşam Cehennme arzolunacaklardır. Kıyamet koptuğu zaman da Firavn kavmini en şiddetli azaba sokun denilir." (Mü'min: 46)

"Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün iki defa da dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol var mıdır derler. (Mü'min: 11)

Kabir azabının hak olduğuna dair hadis-i şerifler de vardır şöyle ki:
"Hiç şüphesiz biriniz öldüğü zaman sabah akşam ona (âhiretteki) yeri gösterilir. Cennet ehli ise Cennetteki (yeri) Cehennem ehli ise Cehennemdeki (yeri gösterilir.) ve ona şöyle denilir; ALLAH seni Kıyamet günü ba'settiği zaman bu senin yerin olacaktır!"

"İdrardan sakının! Çünkü Kabir azabının çoğunluğu ondandır.(Yani idrardan sakınmamaktandır.)"

"Kabir; ya Cennet bahçelerinden bir bahçe ya da Ateş (Cehennem) çukurlarından bir çukurdur."

Kabir Azabının Üç Makamı
îmam-ı Gazâlî rahmetullahi aleyh "İhyâu ulûmiddîn" isimli kitabında buyurdu ki:
Bilinmelidir ki kabir azap ve nimeti gibi şeyleri tasdik için üç değişik makam vardır şöyle ki:

1-En açık en doğru ve en çok kabul gören de bu birinci makamdır şöyle ki mesela bir yılanın ölüyü soktuğuna fakat bizim bunu görmediğimize inanmaktır. Çünkü bizim gözlerimiz o "Melekût" âlemi ile alakalı işleri görmeye elverişli değildir. Ahiret alemiyle ilgili olan herşey "Melekût" âlemidir. Eshâb-ı kiram; görmedikleri halde Cebrail aleyhisselamın indiğine ve Peygamber efendimizin O'nu gördüğüne inanıyorlardı. Bir insan eğer buna inanmıyorsa onun evvela meleklere ve vahye olan imanım düzeltmesi daha mühimdir. Yok eğer Eshâb-ı kiramın göremediği şeyleri Peygamber efendimizin gördüğünü mümkün kabul edip buna inanıyorsa ölünün de kabirde azap veya nimet görebileceğine inanması gerekir.

2- Uykudaki insanın hali düşünülmelidir. Şüphesiz o bazen rüyada bir yılanın kendisini soktuğunu görür ve bundan acı duyar. Öyle ki uykuda çığlık atar alnına boncuk boncuk ter birikir ve bunları yaşar ve uyanık olan kimsenin hissettiği gibi acı hisseder. İşte uykudaki insan bütün bunları yaşadığı halde onun yanında bulunan uyanık kişi onu gayet sakin ve sessiz görür. Onun hakkında yılan mevcut olduğu halde onun yanında bulunan kişi onun çevresinde yılan falan görmez. Evet o bilfiil bir azap görmektedir fakat onun yanında bulunan uyanık kişi bunu görememektedir. Azap sokmanın neticesinde hasıl olunca sokan yılanın görünen veya hayal edilen bir yıl olması arasında bir fark yoktur.

3-Bilinmelidir ki acı yılandan hasıl olmaz. Onun zehirinden hatta onun zehirinden de değil onun zehirinin tesirinden hasıl olmaktadır. Şayet o acının aynısı zehirsiz de hasıl olsaydı o acı da bilinirdi ve bu nevi azabın ona sebep olan şeye nisbet edilmeden tarif edilmesi de mümkün olmazdı. İşte helak edici şeyler de ölüm ânında insana acı veren şeyler olur. İşte onların verdiği acı da yılan olmadığı halde yılan sokmasının verdiği acı gibidir.

Peki bu üç makamdan hangisi sahihtir şeklinde bir sual sorulursa ona cevabımız şöyle olacaktır: Bilinmelidir ki bazı insanlar sadece birinci makamı kabul edip ondan sonrasını kabul etmez. Bazıları da birinci makamı reddedip ikinci makamı kabul etmişler. Bir kısmı da sadece üçüncü makamı kabul etmişler.

İstibsar yolu ile bize malûm olan şu ki her üçü de mümkündür. Bu makamların bir kısmını inkâr eden kişi havsalasının darlığından ve ALLAH ü Teâlânın kudretinin sonsuzluğu ve tedbirinin yüceliği hakkındaki cehaletinden kaynaklanmaktadır. Böyle insanlar ALLAH'ın işlerinden alışık ve aşina olmadığı şeyleri inkar ederler. Bu ise büyük bir cehalet ve büyük bir kusurdur. Aslında bu üç yol da mümkündür ve onları tasdik etmek vaciptir. Bazı kullar var ki bu azaplardan sadece bir kısmı görür. Bir kısmı da iki çeşidini görür. Başka bir kışımı ise her üç kısmı da görür. İşte hak olan da budur. Ey müslüman kardeş! Sen de bunlara ve Peygamber efendimizin getirdiği her-şeye samimi olarak inan. Çünkü ALLAHü Teâlâ istediğini yapar ve dilediğini seçer.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

24 Haziran 2011, 10:35:05
AySİMa

Emekli

Onursal Üye

*


Üye No : 962

Nerden : istanbul

Konu  : 1116

Mesaj : 6107

. Yürek Yanmadıkça Göz Yaşarmaz..

1136 Mesajýna Toplam
1516 Kere Teþekkür Edildi

1 Mesajýna Toplam
1 Kere Karma Verildi
Offline
« Yanıtla #3 : 24 Haziran 2011, 10:35:05 »

Kabirdeki azab ve nimetin ruh ve cesede verilmesi


Kabirdeki azap ve nimet ruhla bedenin her iki­sine birlikte olacaktır. Bu görüş. Ehli Sünnetin ve müslümanların çoğunluğunun görüşüdür. Aslında nasslann zahirinden de bu anlaşılmaktadır ve akılla bu nasslan tevil etmeye de lüzum yoktur. 1 Çünkü tevil ancak za­hirini almak ve anlamak mümkün olmadığı ve tevil ge­rektirecek bir sebep bulunduğu zaman yapılır. Kabirdeki azap ve nimetin ruhla birlikte cesede de tattırılması yani hem ruhî hem de bedenî olması ise aslmda müm­kün olan şeylerdendir ve bunda hiçbir imkânsızlık yoktur.

Ölünün bedeninin azap veya nimetten hissedar ol­masını imkansız görenler bunun iki yönden imkânsız olduğunu söylemektedirler: Birincisi ölünün cesedenin çoğu kez ölümle birlikte veya toprakta çürümesiyle orta­dan kalktığını ve tam olarak mevcut olmayan bir bün­yeye hayat verilip de azap veya nimet tattırılmasının imkânsızlığını sanmaları. İkincisi ise Ölüde hiçbir nimet yada azap eserini göremeyişleri ve çoğu kez bir ta­butla veya dar bir lahde defnedilen ölünün hadislerde bildirildiği gibi oturmasını...falan imkânsız saymaları.

Bunların bu itirazlarını sıralayan Teftazânî kabir hayatı hakkında zikredilenlerin hiçbirinin diğer hari­kulade şeyler gibi imkân dairesi haricinde ve imkânsız olmadıklarını doğru sözlü Peygamber bunları haber verdiği için de tasdik etmelerinin gerekli olduğunu be­lirtmektedir. Ve insanın azap ve nimetten etkilenmesi için bütün vücudunun sağ-sâlim kabirde bulunmasının şart olmadığını ALLAH isterse yırtıcı hayvanın karnın­daki parçalara bile bu azap ve nimeti tattırabileceğini veya beden ortadan kalktıktan sonra insanın aslî cüzleri üzerine bu azap veya nimetin devam edeceğini söylemekte; ALLAH'ın her şeye kadir olduğunu kabul edenlerin O'nun lahdi veya tabutu genişletmesinde de hiçbir imkânsızlık görmemeleri gerektiğini belirtmek­tedir. İnsanın bütün bu olanları görememesi de reddet­mesini gerektirmez. Çünkü ALLAH Tealâ bazı şeyleri hikmetine binaen insanlardan saklı tutmuştur. 2

Bazı hadis-i şeriflerde suâl esnasında ruhun be­dene iade edildiği zikredilmektedir. 3 Âlimlerden bir kısmı suâlden sonra ruhun tekrar Cennet veya Cehen-nem'deki yerine döneceğini belirtirken 4 Eş'arî ve Matüridîlerin çoğu ALLAH'ın ölünün cesedinde azabın acısını duyacak veya nimetin lezzetini tadacak kadar bir hayat yaratacağını söyleyip ruhun cesede iadesi hususunda bir şey söylemekten çekinmişlerdir ölünün bu kadar bir hayat için ruhunun cesedine tam olarak iade­sinin gerekmeyeceğini bunun ancak kudret ve ihtiyarî fiillerin de bulunduğu tam bir hayatta gerekli olacağını söyleyen âlimlerimiz bunu kalp sektesi geçiren adamın durumuna benzetmektedirler. Nasıl ki kalp sektesi geçiren bir adam -aslında diri olduğu halde- kudreti ve fiilleri olmadığı için biz onun diriliğini bilemiyorsak aynı şekilde kabirdeki ölünün hayatım da bilemeyiz. 5 Bunu Peygamber efendimiz (S) kendisinde ruh ol­madığı halde bir dişin ağrımasına benzetmiştir. Kendi­sine gelen bir adam: "İçinde ruh olmadığı halde et ka­birde nasıl bir acı duyar?" diye sorunca Rasulullah (S): "İçinde ruh olmadığı halde dişin ağrıdığı gibi." cevabını vermiştir. 6 Rasulullah (S) bu cevabı ile nasıl ki ruhsuz sandığın diş ağrı ve acı duyuyorsa ruhsuz sandığın ceset de ruhla irtibatı dolayısıyla acı ve ağrı duyar demek is­temiş illa da ruhun cesede girmesinin şart olmadığına işaret etmiştir. 7 Burada o adamın bedenin azap duy­masına olan inancını tenkid etmemiş tasdik etmiştir ki bu da ruhla birlikte bedenin de kabirde azap duya­cağına delildir.

Peygamber efendemiz (S) in Bedir Savaşı'nda öldü­rülen müşriklerin dolduruldukları kuyunun başına gele­rek oradan onlara: "Rabbinizin size vadettiği (azabı) ger­çek olarak buldunuz mu?" diye hitab etmesi de 8 cesetle ruhun birlikte azap gördüğüne delâlet eder. Çünkü eğer kabirdeki cesetler hiçbir şey duymayacak olsalardı Ra­sulullah onlara kuyunun başından hitabetmezdi. Kaldı ki onun bu hareketini yadırgayıp: "Ölülere mi sesleni­yorsun hiç ölüler duyar mı?" diyenlere: "Siz onlardan daha iyi işitmiyorsunuz yani sizden bile iyi duyarlar." diye cevap vermiştir. 9

Kabirdeki azap ve nimetin ruh ve cesedin ikisine birlikte olacağını belirten âlimler ruh ve cesedin -içice olmasalar bile- aralarında bir bağlantı bir ittisal bulu­nacağını ve böylece Cennet nimetleri içinde yahut Siccin'de olan ruhun duyduğu zevk veya elemden bedenin de hissedar olacağım söylemişlerdir. 10 Bunu güneşin gök yüzünde olduğu halde dünya üzerinde ve arzda (yeryü­zünde) ışığının ve ısısının hissedilmesine benzetenler olduğu gibi 11 uyuyan bir kimsenin uykusunda gördüğü bir rüyadan dolayı bedeniyle de acı yahut lezzet duy­masına teşbih edenler de vardır 12 Suyûtî kabirdeki it­tisalin uykudakinden daha kuvvetli olduğunu söylemek­tedir 13

ALLAH Tealâ dünyada herşeyin bir numunesini ya­ratmıştır ki uyku da ölümün misâlidir. Nasıl insan gözleri kapalı ve bütün duyuları idrakten yoksun olduğu halde rüyasında gördüğü korkulu şeylerden ötürü terler döküyor titriyor veya gördüğü hoş bir rüyadan ötürü be­denen de lezzet duyuyorsa aynı şekilde ölünün göreceği azap yahut nimetten bedeni de etkilenecektir. Azap acı duymak olduktan sonra bunun uykuda yahut uyanık­ken olması arasında fark var mı? İsterse vücudunda onun izleri kalmasın.

Yine ruh ile bir ilgisi bulunduktan ve onunla bir­likte azap veya nimeti hissettikten sonra beden ister et olsun ister kemik isterse de toprak. Ne fark eder ki...

Âlimlerimizden bazıları kabirdeki bu ittisalin bedenin tek çürûmeyen parçası olan kuyruk sokumu ke­miğine 14 ya da insanın doğumundan ölümüne kadar değişmeyip daima aynı kalan aslî parçalara 15 olacağı­nı söylerler. Böylece cesedi ortadan kalkmış olanların azap veya nimeti hissetmesi imkân dahiline girmiş olur imkânsız olduğunu söyleyenlerin itirazları da ortadan kalkar.

Zaten kabirde bizzat azap veya nimeti tadacak olan ruhtur. Beden onun vasıtasıyla azabın acısını ya­hut nimetin lezzetini duyacaktır. Bu sebeple mü'minlerin ruhları Cennet'te bizzat lezzetlenirken meselâ Üçler Mezarlığındaki aslî parçalarıyla olan ilgileri sebebiyle beden de Cennet nimetleriyle lezzet duyar. Kâfirlerin de aynı şekilde ruhlarının çektiği azaptan bedenleri de elem duyar. İşte bu sebeple mü'minin kabri Cennet bah­çelerinden bir bahçe kâfirinki de Cehennem çukurla­rından bir çukur olur. 16

Böylece berzahtakilerin İlliyyûn'da veya Siccin'de olduklarını bildiren haberlerle kabirlerinde olduk­larını bildiren haberlerin arası bulunmuş olur ki ölü­nün cesedi ne şekilde ve nerede bulunursa bulunsun bu ilgi devam eder. ALLAH Tealâ da ölünün cesedi her ne şekle girmiş olursa olsun onda azabın acasını yahut nimetin lezzetini idrak edecek kadar hayatı yaratmağa kadir olduktan sonra -ki nimetlendirmek veya demlen­dirmek istediği kimse için ALLAH'ın hayat verdiğine Ebu'l-Mu'in en-Nesefi şehitler hakkındaki âyet-i keri­meleri (Bakara 2/154 ve Âl-i İmrân 3/169-170) delil ge­tirir 17 cesedin de ruhla birlikte azap görmesi nasıl im­kansız olur ki... Akıl bunu imkânsız görmediği gibi na­kilde de olacağı haber verilmiştir. O halde inanmamak ve kabul etmemek için bir sebep-var mı? 18

Kabirdeki ölüde azap veya nimetin eserinin görülmeyişine gelince: Önce şunu bilmeliyiz ki dünya ile âhi-ret âlemi birbirinden çok farklıdır. Ve biz ancak dünya ölçülerine göre duyu organlarımızın algılama alanına giren şeyleri algılayabiliriz. Tıpkı bir radarın görüş açı­sına giren cisimleri haber vermesi gibi. Biz dünyadaki varlıkların bile pek çoğunu duyu organlarımızın algı­lama alanlarına girmediği yahut algılayabilmemiz için gerekli şartlar mevcut olmadığı için algılayamazken nasıl olur da dünya ötesi âlemi algılamaya kalkışırız. Yahut algılamayamadık diye inkâr ederiz? Bu tıpkı yanımızda uyuyup da rüya gören bir kimsenin gördüğü rüyayı -biz bir şey görmedik- diye inkâr etmemize benzer ki bu ne kadar gülünç ise kabir âleminde olanları göremiyoruz duyamıyoruz diye inkâr edenlerin hali de en az o kadar gülünçtür.

Araştırıcı Lincoln Bernett: "İnsanın kendisini çevreleyen gerçeklerden algılayabildiği (idrak edebil­diği) duyu organlarının güçsüzlüğü nedeniyle sınırlıdır. İnsanın gözü daha duyarlı olsa meselâ X ışınlarının dalgalarını fark edebilse yeryüzü kendisine şimdiki gördüğünden bambaşka şekilde görünürdü." demiştir.19

Peygamberimiz (S) ashabıyla birlikteyken ona Cebrail (As) geliyor ve vahiy getiriyordu. Yanındakiler hiç biz görmedik diye Cebrail'in geldiğini ve vahiy getir­diğini inkâr ediyorlar mıydı? Eğer öyle deselerdi kendi­leri de peygamber olmayı istiyorlar demek olmaz mıydı? Çünkü Cebrail (As) ı görmek ve duymak peygamberlere mahsustur.

"Duyu organları yoluyla insanın bilgisi ışık hızıy­la sınırlı ve bağlıdır. Işık hızına eşit veya ondan üstün hızla hareket eden cisim insanoğluna göre hiçtir. Fakat bundan böylesi hızla hareket eden varlık yaratık ve diğer âlemlerin yokluğu veya bulunamayacağı anlamı çıkmamaktadır.” 20 Aksi halde göremiyorum diye in­kâr etmek körün güneş ışığım veya sağırın bülbül sesini inkâr etmesi gibi olur.

Öyleyse -bütün sem'iyyât konularında olduğu gibi-kabir hayatı ve kabirdeki azap veya nimetin keyfiyeti hususunda da akıllı insana yakışan o âlemi ALLAH'ın lütfuyla bizzat idrak etmiş olan Peygamberimiz (S) in haber verdiklerini olduğu gibi kabul etmek üzerinde faz­la kafa yormamak hele inkâra hiç kalkışmamaktır.

1) el- Bûtî ag.e s. 334.

2) Taftazânî a.g.e c. II s. 163.

3) Ebu Davud Sünen Sünnet 27 c. IV s. 239-240.

4) Suyûtî Ş. Sudur v. 55 b; İskilipli Atıf Hoca Mir'atü'l-islâm s. 183-184.

5) Taftazânî. a.g.e c. II» s. 163; Kemal b. Ebî Şerif a.g.e s. 231; en-Nesefi Ebu'1-Muîn a.g.e v. 284 b.

6) Ebû Şekûr es-Sâlimî. a.g.e v. 146 b; Kemal b. Ebi Şerif a. g. e. s. 232; el-Harpûü Abdullatif Tenkîhül-Kelâm. s. 325.

7) Kemal b. Ebî Şerif. a.g.e. s. 232.

8) Buhâri Sahih Cenâiz 85 c. II s. 101.

9) Aynı eser. a. yer.

10) Suyûtî B. el-Keîb v. 149 b; Rodosîzâde a.g.e. v. 66 b; M. b. Ahmet b. Mes'ud a. g. e v. 440 b; S. Sabık a-g-e s. 237.

11) M. b. A. b. Mes'ud ag.e v. 441 a; Z. Kasım el-Hanefi a.g.e s. 232-233.

12) Aynı eserler ve : Gazzâlî K Akâid v. 19 a; Gazzâlî el-Aki-detü'l-Kudsiyye s. 31-32; İsmail Hakkı Mevâidu'l-En'am.s.133.

13) Suyûtî B. el-Keîb v. 149 b.

14) Bu husustaki hadisler için bkz. Buhârî Sahih Tefsir. ZümerSuresinin tefsiri 3 c. VI s. 34; İbn Mâce Sünen Zühd 32 c. II s. 1425; el-Cisr Hüseyin Ef. Rlsâl'i Hamidiyye Tere. s. 354 dn.

15) lbnu'l-Homâm a.g.e s. 214-215.

16) İskilipli Atıf Hoca a.g.e s. 182-183.

17) en-Nesefi Ebu'l-Mu'in a.g.e v. 284 b.

18) el-Lukânî a.g.e s. 222.

19).Yusuf Mürüvve Tere. Recep Çalı İzafiyet Teorisi ve Kur­an İlkeleri s. 45 Ankara 1979.

20) A b. Hanbel Müsned c. VI s. 55 98; Suyûtî Ş. Sudur v. 177 a; Rodosîzâde a.g.e v. 73 a; Hasan el-Idvî a.g.e s. 30 Mısır 1316

Doç. Dr. Süleyman Toprak
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

Tags: Haftanın Konusu (Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) 

Google Words: Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Dosyası, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Belgesi, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Programı, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Oyunları, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Download, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Resimleri, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Hikayeleri, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Haberleri, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) İndir, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Yükle, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Videosu, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Arşivi, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) Albümü, Haftanın Konusu(Kabir Ahvali ve Kabir Azabından Sakınmak) ilahi indir,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Tag | Google Tag | URL List | Recent Topics | Dini Video |
All Rights Reserved. Her Hakkı Saklıdır. ©2007-2010 TASARIM By Maximilyanus

// ]]>

-


Siyah Zemin Theme 2010 Design By goKhaN-c3