f Haftanın Konusu ( Tevazu)
logo
Kullanıcı Adı
Şifre:

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Haftanın Konusu ( Tevazu) oyunları, Haftanın Konusu ( Tevazu) programı, Haftanın Konusu ( Tevazu) oyunu indir, Haftanın Konusu ( Tevazu) program yükle, Haftanın Konusu ( Tevazu) download, Haftanın Konusu ( Tevazu) hikayeleri, Haftanın Konusu ( Tevazu) resimleri, Haftanın Konusu ( Tevazu) haber, Haftanın Konusu ( Tevazu) yükle, Haftanın Konusu ( Tevazu) videosu, Haftanın Konusu ( Tevazu) msn eklentisi, şarkı sözleri
Cevap SayısıCevap Sayısı: 8 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 591 defa
Konuyu Görüntüleyenler

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftanın Konusu ( Tevazu)  (Okunma Sayısı 591 defa)
 
14 Aralık 2009, 13:27:36
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Online

« : 14 Aralık 2009, 13:27:36 »

Haftanın konusu ( Tevazu)

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Ayeti

Rahmân'ın(has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler)
Furkan/63

Haftanın Hadisi

Kim ALLAH Teâla hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, ALLAH, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de ALLAH'a bir derece kibirde bulunursa, ALLAH da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safilîne (aşağıların aşağısına) atar.
Mace/10

Haftanın Sözü

Mütevazi davrandığında, kendisini yaptığı işten daha üstün gören gerçekte mütevazi değildir. Gerçek alçakgönüllü ve mütevazi kendisini yaptığı bu işin aşağısında gören kimsedir.
İbn Atâullah İskenderî (K.S)

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Tevâzu, alçakgönüllülük; mütevazı, alçakgönüllü demektir.

Tevâzuun zıddı, kibir ve gururdur. Mütevazı insan, kendisini başkaları ile eşit veya onları kendinden üstün görür ve haddini bilir. Kibirli/mütekebbir ve gururlu/mağrur kişi ise kendisini başkalarından daha büyük ve daha üstün görür.

Tevâzu, bir insanın kendisini başkalarından daha büyük, daha üstün, daha önemli ve daha değerli olarak görmemesi halidir. Soyu sopu, malı mülkü, makamı mevkii, gücü kuvveti, şanı şöhreti, eşi dostu, boyu posu, ilmi irfanı, zühdü takvası ne kadar çok ve iyi durumda bulunursa bulunsun, bütün bunları yok sayıp kendini başkalarından üstün ve önemli görmemek tevâzuun temelidir.

Diğer ahlakî değerlerde olduğu gibi tevâzu konusunda da ifrât, tefrit ve itidâl kavramları önem taşır.
Bir insanın kendisini başkalarından üstün görmesi, kibir ve gururdur. Bu bir ifrât halidir. Başkalarını üstün görürken kendini hor ve hakir görmesi, zillet ve meskenet halidir. Bu da tefrittir.

Başkalarıyla eşit olarak görmesi ise itidal halidir. Tevâzu da da budur. Her şeyin hayırlısı orta çizgidir, itidâldir.
Fazilet ifrat ile tefrit arasındaki itidâl yolunu bulmak ve bu yolda yürümektir. Sırat-ı Müstakim/doğru yol budur.
İnsanın bu yolda yürümesi için haddini bilmesi, kendisini, ne olduğundan büyük ne de küçük görmemesi gerekir.

Bunu bilmek ise kolay değildir. Zira nefs ve şeytan kişiye, başkalarından daha önemli ve üstün olduğunu hiç durmadan telkin eder.

İnsan tabiatı gereği bu telkini kabule son derece mütemâyil ve müsaittir. Onun için bu noktada marifet-i nefs dediğimiz, insanın, kendini ve haddini bilmesi ve bu çizgiyi aşmaması önem taşır.

Bazı kibirli kişilerin kendilerini alçakgönüllü sanmaları bundan kaynaklanmaktadır.

İslâm tevazu'a büyük önem vermiştir. Peygamberimiz bu özelliği hem bizzat üzerinde taşımış, hem de sözleriyle tavsiye etmiştir. Bir gün kendisine bir adam getirilir, gelen şahıs korkudan titremeye başlar. Bunu gören ALLAH Resulu: "Sakin ol, ben bir melik değil, Kureyş 'ten, kuru et yiyen bir kadının oğluyum" buyurmuştur (Gazalî, İhyâu Ulûmi'd-din)

Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyuruyor: "ALLAH katında en değerliniz en çok ALLAH'tan korkanınızdır" (Hucurat, 49/13).

Öyleyse insanların kendilerini üstün görmeleri yanlış bir davranıştır.

Başka bir ayette de ALLAH Teâlâ: Siz nefislerinizi övmeyiniz, kimin müttakî olduğunu ALLAH daha iyi bilir" (Necm, 53/32) buyurarak yine bize mütevazi olmamızı emretmiştir.

Hz. Lokman oğluna şöyle tavsiye etmişti: "Kibirlenip insanlardan yüzünü çevirme. Yeryüzünde çalımla yürüme; çünkü ALLAH kurulup öğünenlerin hiç birini sevmez" (Lokmân, 31/18)

Görülüyor ki tevazu ve vakar sahibi olmak dinin emridir ve insan haysiyetine yakışan da budur.
« Son Düzenleme: 14 Aralık 2009, 13:29:30 Gönderen: ¥µ§Rã » Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: (14 Aralık 2009, 13:32:09)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

14 Aralık 2009, 14:11:27
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Online

« Yanıtla #1 : 14 Aralık 2009, 14:11:27 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Tevazu her iyiliğin anahtarıdır

Tevazu, cahilden veya çocuktan da olsa, hakkı işitince boyun büküp hemen kabul etmektir.

* Tevazu, karşılaştığı her Müslümanı kendinden aşağı bilmemektir.

* Baş olmayı seven, iflah olmaz. Kendinden daha kötü birinin bulunduğunu sanan kibirlidir.

* Her nimet sahibi haset edilir. Haset edilmeyen tek nimet, tevazudur.

* Ehl-i sünnet olan şerefli insan, ibadet edip yükseldikçe tevazu gösterir. Bid’at ehli olan âdi kimse ise, ibadet ettikçe büyüklenir, herkese tepeden bakar.

* Tevazu göstermek de kibirdendir. Çünkü kendinde bir varlık hisseden tevazu göstermeye çalışır. Halbuki mütevazı kimse, kendinde bir varlık görmez ki tevazu göstersin. Alçak gönüllü olan kurtulur, kibirli olan yanar.

* Tanıdık salih kimseleri ziyaret etmemek kibir, fakirleri ziyaret, tevazu alametidir. Hastalarla birlikte oturmamak, doğru sözü kabul etmeyip, münakaşa etmek, kusurunu bildirenlere teşekkür etmemek, fakirin davetine gitmemek kibir alametidir. Kibirli olan, salih insan olamaz.

* Kibir her iyiliğe engeldir, tevazu, her iyiliğin anahtarıdır. Kibirli değilim diyen, kibirlidir.

* Büyüklenerek ben demek feyiz ve bereketi keser. Kusuru başkasında arayan, sevimsizleşir, etrafında insan kalmaz, dost edinemez. Herkesi haklı, kendisini haksız bulmadıkça, kendi kusur ve noksanlarını bırakıp, başkasının kusuru ile meşgul oldukça, manevi bakımdan zerre kadar ilerlemek mümkün değildir.

* Nefsini aradan çeken, herkesle iyi geçinir, huzurlu olur. Nefsini aradan çek, kimseyi tenkit etme, kendini beğenme, kendinden iğren. Kendinden tiksinmeyenin kurtulması zordur.

* Toprak ol toprak, gül bitsin sende, Ancak topraktır kavuşan güle.

* Tevazu güzeldir, zenginde tevazu daha güzeldir. Kibir çirkindir, fakirde kibir daha çirkindir.

* Bütün insanlar, beni olduğumdan daha aşağılamak, hakaret etmek isteseler, bunu yapamazlar. Çünkü, herkesin hakaret derecelerinden daha aşağı olduğumu bilirim.

* Mahsul, ovadaki sulu ve yumuşak toprakta yetişir, dağda, sert toprakta yetişmez. Hikmet de, mütevazı olanın kalbinde gelişir, kibirlinin gönlünde gelişmez. Bir kimse, başını yükseğe kaldırırsa, tavana değer ve yaralanır, eğerse tavan ona gölgelik eder ve kendini korur. En büyüğünüz, en küçüktür. En küçüğünüz de, en büyüktür.

Yani, kendini büyük gören küçüktür. Kendini küçük gören büyüktür.

* Kibirden kurtulmak, tevazu ehli olmak için, yaşlı birini görünce, “Bu benden daha çok ibadet etmiştir” demeli. Genç birini görünce, “Bu benden genç, benden daha az günah işlemiştir” demeli. Bid’at sahibi veya bir kâfir gürünce, “Bu, hidayete kavuşabilir, ben de ALLAH saklasın sapıtabilirim. Şu andaki durum değil, netice önemlidir. İman ile öleceğimi bilmediğime göre, nasıl kibrederim?” demeli.

Bid’at ehline kızmak gerektiği halde, kibirlenmek caiz olmaz. Kızmak başka, kibirlenmek başkadır. Bir misal: Bir hükümdar, gözbebeği olan biricik çocuğunu terbiye etmesi için kölesine verip, (Kusur edince döversin) dese, köle, hükümdarın yanında çocuğun kıymetini bildiği için, hatasından dolayı çocuğa kızarsa da kendini çocuktan üstün göremez, ona karşı kibirlenemez.

Kötülere de bu gözle bakmalı. (Onlar hidayete kavuşur da ben imanımı kurtaramazsam halim nice olur) diyerek korkmalı ve kimseye karşı kibirlenmemeli.
 
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: (16 Aralık 2009, 12:23:03)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

15 Aralık 2009, 00:50:46
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Online

« Yanıtla #2 : 15 Aralık 2009, 00:50:46 »

ALLAHü teâlâ, bütün kitaplarda, kibri kötülemiş ve yasak etmiştir. Kur'an-ı kerimde de, (ALLAH, kibirli olanları elbette sevmez!) buyurmuştur. (Nahl 23)

Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hiç kibredebilir mi? İnsan aşağılığını, acizliğini, Rabbine karşı her an izhar etmek mecburiyetindedir. Bunun için her an her yerde aczini göstermesi, tevazu üzere bulunması gerekir.

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:

(ALLAH rızası için tevazu edeni, [kendini, Müslümanlardan üstün görmeyeni] ALLAHü teâlâ yükseltir.) [Bezzar]

Tevazu sahibi olabilmek için dünyaya niçin geldiğini, nereye gideceğini bilmek gerekir. İnsan, hiç yok idi. Önce bir şey yapamayan, hareket edemeyen bebek oldu. Şimdi de, her an hasta olmak, ölmek korkusundadır. Nihayet ölecek, çürüyecek ve toprak olacaktır.

Dünya zindanında, her an, ne zaman azaba götürüleceğini beklemektedir. Ölecek, leş olacak, böceklere yem olacak, kabir azabı çekecek, sonra diriltilip kıyamet sıkıntılarını çekecektir. Cehennemde sonsuz yanmak korkusu içinde yaşayan kimseye tekebbür mü yakışır, tevazu mu?

Kibir ne kadar kötü ise, tevazu da o kadar iyidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(ALLAH için affedenin şerefi artar, tevazu eden de yücelir.) [Müslim]

(Kişi kibirlenince, iki melek, "Ya Rabbi bunu alçalt!" derler. Tevazu ederse, "Ya Rabbi bunu yükselt!" derler.) [Beyheki]

(Zillete düşmeyecek şekilde tevazu gösterene müjdeler olsun!) [Taberani]

(ALLAHü teâlâ, tevazu edeni yüceltir.) [Bezzar]

(Şeref tevazudadır.) [İ. Ebiddünya]

(Kişi tevazu edince, ALLAHü teâlâ, onu yedi kat göklere kadar yükseltir.) [Beyheki]

(Tevazu edin ki, ALLAHü teâlâ size rahmet etsin!) [İsfehani]

(Mütevazı olana tevazu göster, kibirliye de kibirli görün.) [İ. Gazali]

(ALLAHü teâlâ, tevazu üzere olmamı emretti. Hiç kimse büyüklenmesin!) [Ebu Davud]

(Tevazu eden, helal kazanan, huyu güzel olan, herkese karşı yumuşak olan ve kimseye kötülük etmeyen, insanların iyisidir.) [Berika]

(İmanın kemalini isteyen, tevazu göstersin.) [Berika]
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: (16 Aralık 2009, 12:23:12)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

16 Aralık 2009, 12:00:38
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Online

« Yanıtla #3 : 16 Aralık 2009, 12:00:38 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Tevazu Alçakgönüllülük!...

Sehi ibn Abdillâh da şöyle demiş: "Kendinizi tevâzua alıştırın, dâva­dan (iddialardan) kurtulursunuz. ALLAH'a mütevâzi olan insan, O'nun yara­tıklarına kibretmez

Yüce ALLAH, Elçisi'ne: "Mü'minlere (tevazu) kanadını indir!" buyurmuştur.'

Ebû'l-Hasan el-Boşencî: "Nefsini küçülteni ALLAH yükseltir, onu kibr ile yükselteni ALLAH, insanların gözünde düşürür" demiştir.

Abdullah İbn Mübarek de şöyle demiş: "Tevâzuun başı, dünyâ nîmetleri bakımından senden aşağı olan kimselerin yanında nefsini küçültmendir, tâ ki böylece o kimseye, dünyâ varlığı ile senin ona bir üstünlük sahibi olmadığını öğretmiş olasın. Dünyâ nimetlerinde senden yüksek olanların yanında nefsini yükseltmen de tevazu gereğidir. Tâ ki böylece o kimseye, dünyâ varlığı ile sana karşı bir üstünlük sahibi olmadığını öğretmiş olasın"

İbni Simâk, Hârûn Reşîd'in huzuruna girmiş ve: Ey mü'minlerin emîri, bu saltanat içinde tevâzuun, saltanatından daha şereflidir, demiş.

Harun Reşîd: Ne güzel söyledin, demiş.

İbn Simâk devam etmiş: Ey mü'minlerin emîri, ALLAH bir kişiye vücut güzelliği, soyluluk ve mal bolluğu verir de o kişi güzelliğinde namusunu korur, malıyla yardım eder, soyuyla da böbürlenmez, mütevâzı olursa ALLAH onu, kendi defterine, en hâlis velîlerinden yazar.

Hasan-ı Basrî'ye göre de "Tevazu; evinden çıktığında karşılaştığın her Müslümanı, senden üstün saymandır."

Ebû Yezîd de şöyle demiş: "Kişi, halk arasında kendisinden daha kötü birinin var olduğunu sandığı sürece kibirlidir.'

Kendisine: "Peki insan ne zaman mütevâzı olur?" diye sorulmuş.

Şöyle cevap vermiş: "Nef­sine hiçbir makam, hal (değer) vermediği zaman. Her insanın tevazuu, Rabbini ve nefsini bilmesi ölçüsündedir." Yani Rabbinin sonsuz ululuğunu, nefsinin de küçüklüğünü bilen kişi, bu bilgisi ölçüsünde mütevâzı olur.

Şöyle denilmiş: "Tevazu bütün insanlarda güzeldir ama özellikle zenginlerde daha güzeldir

Kibir de bütün insanlarda çirkindir ama özellikle fakirlerde daha çirkindir."

Cüneyd: "Tevazu, kanadı indirmek, yumuşak davranmaktır" demiş.

İbn Atâ: "Tevazu', kimden çıkarsa çıksın, hakkı kabul etmektir. İzzet tevâzu'dadır. Onu kibirde arayan, ateşte su arayana benzer."

İbrâhîm ibn Şeybân da: "Şeref tevâzu'da, izzet takvada, hürriyet kanâattedir" demiş.

Urve ibn ez-Zübeyr (r.a.) diyor ki: "Ömer ibn el-Hattâb'ı, omuzunda bir kırba su ile gördüm.

Ey mü'minlerin emîri, bu sana yakışmaz, dedim.

Cemâat temsilcileri boyun eğerek huzuruma gelince içime bir böbürlenme duygusu düştü de onu kırmak istedim, dedi ve kırbayı, ensârlı bir kadının evine götürüp onun kabına boşalttı.

Ebû Hüreyre emir olmuştu. Sırtında odun demeti taşır: "Emîre yol açın" derdi.

Bir kez Zeyd ibn Sabit hayvana binerken İbn Abbâs ona yaklaşıp üzengisini tutmak istedi.

Zeyd: Ey ALLAH Elçisi'nin amcası oğlu, yavaş ol (ne yapıyorsun)? dedi.

Abdullah:  Bize, büyüklerimize böyle yapmamız emredildi, dedi,

Zeyd:  Elini ver, dedi.

Abdullah'ın, yeninden çıkardığı eli öpen Zeyd:  Bize de ALLAH'ın Elçisi'nin ev halkına böyle yapmamız emredildi, dedi.

Hasan-ı Basrî, bazı çocukların yanından geçiyordu. Çocuklar, yanla­rında bulunan ekmek parçasıyla Hasan-ı Basrî'yi ağırlamak istediler. Hasan indi, onlarla beraber kuru ekmeği yedi. Sonra onları evine götürüp yemek yedirdi, elbise giydirdi ve şöyle dedi:  El onların elidir (üstünlük onlardadır).

Onlar, yanlarında başka şey bulamadılar, buldukları ekmeği bana ikram ettiler. Biz ondan daha fazlasını buluyoruz (bizim de yanımızda bulunanı ikram etmemiz gerekir).
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: (16 Aralık 2009, 12:21:00)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

16 Aralık 2009, 12:22:42
VuSLaT

Ziyaretçi

« Yanıtla #4 : 16 Aralık 2009, 12:22:42 »

Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine:
- İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin, dedi.
Müritlerinden biri:
- Efendim, sizde büyük bir ayıp var, diye cevap verdi.
Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütavazi insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:
- Söyle dedi, kardeşim, o ayıbım nedir?
Talebe gözleri dolu dolu:
- Bizim gibilerin size talebe olması, dedi.
Bu söz gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufai Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece;
- Ben sizin hizmetçinizim, ben hepinizden aşağıyım diyebildi.

Evet, keşke insanlar tabi olanlara bakıp, tabi olanlarda, tabi olunanı aramasalardı... Zira hem dün, hem bu gün o altın halkayı temsil eden büyüklerin etrafındaki insanlar, ne denli nezih olurlarsa olsunlar, onları gösterebilmekte çok acizdirler. Bugün dahi, bir büyük gönül erinin yanına gelip giden insanlar; idareciler, gazeteciler, din adamları, "Talebelerinin ufku hocalarının çok gerisinde." demektedirler. Zaten, o cevher farkıdır ki, sair madenleri kirlerinden arındırır.
Logged
VuSLaT Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: Nakş-ı Gül (16 Aralık 2009, 12:23:08)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

17 Aralık 2009, 01:36:24
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Online

« Yanıtla #5 : 17 Aralık 2009, 01:36:24 »

Tevazu, müminlerin en güzel sıfatıdır

Tevazu ahlâkını zıddı ile tanımak daha kolaydır Kısaca tevazu, kibirli olmamaktır Kibir, kendini beğenmek, başkalarını küçük görmektir Kendini beğenmek aslını bilmemekten kaynaklanır; aslını bilmemek cehalet ve gafletten ileri gelir Aslını bilen haddini bilir; haddini bilen edepli olur Bunun için velilerden Muhammed bin Vâsî ks , oğlunun çalımlı ve kibirli bir şekilde yürüdüğünü görünce, onu şöyle uyarmıştır:

“Oğlum sakın aslımızı unutma! İlk günlerinde annen bir cariye, baban günahlara dalmış bir âsi , sen de anne karnında bir cenin idin Sonumuz ise soğuk ve sevimsiz bir cenaze olacaktır Aradaki bu kibir ve kendini beğenme niye ki ?! ”

Demek ki tevazunun aslı marifettir Marifet de Alemlerin Rabbi'ni tanımaktır O'nu tanımak, bütün hayır ve güzelliklerin anahtarıdır Yüce ALLAH kendini insan ve kainat üzerindeki tecellileri ile tanıtmış; alemi azamet, rahmet ve kudretini yansıtan bir ayna yapmıştır

Bu aynada her şey O'na ait bir tecelli, bir ilim, bir hikmet, bir sevgi ve bir değer taşımaktadır Bu tecelliyi seyretmek, ilmi okumak, hikmeti anlamak, sevgiyi tatmak ve değerleri korumak için insan yaratılmıştır Bunların hepsine birden marifet diyoruz

Marifetin sonu muhabbettir Muhabbetin bir sonu yoktur, fakat onun her sevende kendini gösteren bir sonucu vardır O da sevgiliye ait her şeyi sevmek ve ancak sevgilinin hoşnut olduğu şeyle sevinmektir

İşte tevazu, bu marifet ve muhabbettin sonucu oluşan bir haldir Herkes marifeti kadar mütevazi , muhabbeti kadar merhametli olur

Tevazu, kul olduğunu bilip Rabbi'nin mülkünde edeple yaşamaktır

Tevazu, Hakk'ın sevdiğini sevmek, sevmediğini terk etmektir

Tevazu, Hakk'ın kullarına Hak için muhabbet ve hizmet etmektir

Tevazu, Haktan gelen her şeye gönül hoşluğu ile boyun eğip teslim olmaktır


Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Kim ALLAH için tevazu gösterirse, ALLAH onu yüceltir Kim de kendini beğenip kibir gösterirse, ALLAH onu alçaltır” (Müslim, Tirmizî , Dârimî )

Tevazu insanı yüceltir, fakat ALLAH için olursa ALLAH için olan tevazu yüksek bir ahlâk olur ve insana yücelik kazandırır Bu da iki şekilde olur:

Birincisi, tevazu Hak için olmalıdır Tevazu alçak gönüllülük, merhamet, hürmet, saygı, sadelik, nezaket, incelik, kibarlık şeklinde ortaya çıkar Bütün bunlarda niyet önemlidir İnsanlara gösteriş, yağcılık, korku, maddi menfaat ve başka hesaplar için gösterilen tevazu izzet değil, zillet sebebidir Her çeşidiyle tevazu yüce ALLAH'ın rızası için olursa fayda verir, kulu yüceltir, sevdirir, sevap kazandırır Yoksa kula zarar verir ve onu alçaltır

İkincisi, tevazu kulları değil, ALLAH'ı yüceltmek için olmalıdır Kimde ne kıymet varsa ALLAH'tan geldiği bilinmelidir Birisini severken şirke düşülmemeli, insana hürmet ederken ona tapmamalı, köleyi efendi yerine koymamalı, Rab ile kulu karıştırmamalıdır

Marifet ve muhabbet sahibi kullar tevazu ahlâkıyla süslenerek yüce Rahman'ın dostu olmuşlardır Bu ahlâkın pek çok yansıması vardır Birkaçına işaret edelim:

Yüce Rahman'ın dostları mütevazi kullar, bütün mülkün, şerefin, itibar ve kıymetin ALLAH'a ait olduğunu görürler Mülk O'nundur; öyle ise bütün hamd , övgü, rağbet, hürmet, sevgi, saygı da O'na aittir, O'na layıktır Bunu anlayan ve müşahede eden aşık , artık kendi nefsinin övülmesini, sevilmesini, halk içinde zikredilmesini ayıp ve abes görür Birisi onu övse utanır, yüceltse sıkılır, alkışlasa iki büklüm olur, günah işlemiş gibi istiğfara sarılır

Yüce Rahman'ın dostları mütevazi kullar her varlıkta O'na ait bir tecelli ve kıymet görürler Hiçbir yaratığı basit, değersiz ve sebepsiz görmezler Özellikle varlıklar içinde hususi bir yeri ve görevi olan insana çok özel, itinalı ve nazik davranırlar Herkese rahmet gözüyle bakarlar Yüce ALLAH'a iman edenleri kardeşi görüp severler Nefsi için kimseyi üzmezler Hiçbir mümini kendinden aşağı görmezler Çünkü hepsi yüce Rahman'a iman etmişlerdir; O'nu sevmişlerdir O'nu sevenleri sevmek imanın gereğidir, aşığın görevidir

Yüce Rahman'ın dostları mütevazi kullar kâfirlere de rahmet gözüyle bakarlar, onların hidayete gelmesi için dua ederler, gönüllerine girip Hak sevgisini aşılayacak günü beklerler Onlarla savaşları, mücadeleleri, mücahedeleri kendi nefsleri için değil, Cenab -ı Mevlâ içindir İnanmayanlara karşı gösterdikleri vakar ve izzet de böyledir

Yüce Rahman'ın dostları mütevazi kullar hangi hayrı, ibadeti ve hizmeti yapsalar, onu nefslerine mal edip kendilerinden bilmezler Bütün iyilikleri ALLAH'ın bir ikramı olarak görürler; övünmekle değil şükürle meşgul olurlar İbadet olarak ne yapsalar az bulurlar Amellerine bir karşılık beklemekten haya ederler

Bütün kötülük ve kusurları ise nefslerinden bilirler Yaptıkları tövbe ve istiğfarın hemen kabul edildiğini ve günahlarının affedildiğini düşünmezler Daima Alemlerin Rabbi ALLAH'tan korkarlar, kulluktaki kusurlarından utanırlar; bunun için gönlü yanık, boynu bükük ve sürekli mahzun gezerler

Yüce Rahman'ın dostları mütevazi kullar O'nun kulu olmaktan, kulu olarak anılmaktan ve kula uygun işler yapmaktan zevk alırlar Yüce Hak için olan ve dinin edebine uyan her işi kıymetli görürler Hizmette şahıs, iş ve yer seçmezler Kendilerinden isteneni ve gerekeni yaparlar Her başarıdan sonra, sevinçlerini gönülden secdeye kapanarak dile getirirler Mahviyet sıfatları, onlar için Burak olur, onunla yükselirler

Kulluğun ve dostluğun zirvesinde olan Hz Rasul -i Kibriya sav Efendimiz, namazdan sonra hane-i saadetine döndüğü zaman bazen ev işlerine yardımcı olur, ayakkabısını yamar, koyunlarını sağar, yorulan hizmetçisinin işine el atardı Bir peygamber bunları yapar mı diye düşünmezdi

Ondan bu terbiyeyi alan Hz Ebu Bekir Sıddık ra halife iken, mahallesinde dul ve yaşlı kadınların koyunlarını sağmaktan çekinmez ve bunu basit bir iş görmezdi

Aynı terbiye ocağında yetişen Hz Ömer ra , bir taraftan alemin dört bir yanına ordular gönderirken, diğer yandan sırtına aldığı un çuvalını Medine'nin dışındaki bir fakirin evine götürmekten hiç rahatsız olmuyordu Çünkü o Rabbi'ne aşıktı Aşkta benlik olmaz Sevgilinin işlerinde seçme yapılmaz Aşık hizmet görür, hesap yapmaz

Yüce Rahman'ın dostları mütevazi kullar tevazuyu dille değil, halle gösterirler Onlar doğruya aşıktır Kalpleri hakka açıktır Hak söz, güzel iş, doğru hüküm kimden gelirse gelsin, kabul ederler En iyi ben bilirim deyip kibir yapmazlar Kendilerine kusurlarını gösterene kin gütmeyip, ALLAH razı olsun derler Şu hadisi-i şerif tevazu ahlâkını özetlemektedir:

Hz Peygamber sav, “Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez” buyurduğunda, orada bulunan birisi: “Ya Rasulalllah , bir adam elbisesinin güzel olmasını seviyor, temiz giyiniyor; bu kibir midir?” diye sordu

Efendimiz sav şöyle buyurdu:

“ALLAH Tealâ güzeldir, güzel olan şeyleri sever Kibir, kendisine hak gelince burun büküp onu kabul etmemek ve insanları küçük görmektir” (Müslim, Ebu Davud , Tirmizî , İbn Mace , Ahmed )

Kibrin sonu ateştir Tarihte kibirli olup da yücelen, sevilen ve hayırla anılan hiç kimse yoktur Ölüm bütün zalimlerin ve zorbaların belini kırmış, boynunu bükmüştür

Yüce ALLAH, her kulundan tevazu ahlâkını istemektedir Hak dostları asla kibirli olmazlar; üzerlerindeki heybet hayâdandır ALLAH yolunda kim bir şeref kazanmışsa, tevazu ile kazanmıştır

Bu güzel ahlâkı elde etmek için bir ömür verilse azdır Bunun en güzel yolu, gerçek tevazu sahibi Hak dostları ile hemdem olmaktır Güzel ahlâk güzel örnekten alınır Rabbimiz'in tevfik ve inayeti ile
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: (17 Aralık 2009, 22:13:38)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

17 Aralık 2009, 21:28:13
Hasret

Emekli

*


Üye No : 522

Nerden :

Konu  : 628

Mesaj : 6089


1068 Mesajýna Toplam
1609 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
Offline

« Yanıtla #6 : 17 Aralık 2009, 21:28:13 »

Peygamber Efendimiz (sav)'in Tevazu ile İlgili Hadisleri


ALLAH için mütevazi olanı ALLAH yüceltir. Böbürleneni ALLAH alçaltır. ALLAH'ı çok ananı ALLAH sever.
(İbn Mace İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 4, s.655)


 ALLAH Teala Hazretleri güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise hakkın ibtali (hükümsüz bırakılması) insanların tahkiri (hor görülmesi)dir.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 24)


 Kişi kendisini halktan büyük görüp uzak tuta tuta cebbarlar arasına kaydedilir de, onların başına gelen musibete duçar olur.
((Tirmizi, Birr 61, (2001); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.28) )


 İnsanlar ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş ecdadlarıyla övünmekten vazgeçerler, yahut da ALLAH katında, burnuyla pislik yuvarlayan Mayıs böceğinden daha adi bir dereceye düşerler. ALLAH Teala Hazretleri sizden cahiliye kibirini temizledi. Artık o, muttaki bir mümin veya bedbaht bir facirdir. İnsanların hepsi Hz. Adem'in evlatlarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır.
(Ebu davud, Edeb 120, (5116); Tirmizi, Menakıb (3950, 3951); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.29)


 Bir adam nefsinin hoşuna giden birtakım elbise içinde saçları da yapılmış olarak giderken yürüme sırasında kibire düşmüştü ki, birden yere battı. Kıyamet kopuncaya kadar orada zorlukla batmaya devam edecek.
(Buhari, Libas 5; Müslim, Libas 49, (2088); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 32)


 "ALLAH Teala hazretleri, bana: Mütevazi olun, öyle ki, kimse kimseye zulmetmesin, kimse kimseye karşı böbürlenmesin."
(Iyaz Ibnu Himar r.a.: Ebu Davud, Edeb 48, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt  sf. 360)
 …Malik'e İbn Umer'den şöyle haber veriyorlardı: Rasulullah (S): "Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen kimseye ALLAH (merhamet bakışı ile) bakmaz" buyurmuştur.
(Sahih-i Buhari, Cilt 13, syf.5846)


 ...Harise ibnu Vehb el-Huzai şöyle demiştir: Ben Peygamber(S)'den işittim: "Size cennet ehline delalet edip bildireyim: Her zaif olan insanlar tarafından zaif görülen (mütevazı') mümindir. O şayet ALLAH bir şey üzerine yemin etse, ALLAH muhakkak onu yemininde gerçek çıkarırdı. Size cehennem ehlini de bildireyim: Onlar da her katı yürekli, kibirli ve hileci, ululuk taslayan kimselerdir." buyuruyordu.
(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6537)


 ... Ebu Said(-i Hudri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu, demiştir: "Kim ALLAH Sübhanehu (rızası) için bir derece tevazu (alçak gönüllülük) ederse ALLAH o kimseyi buna karşılık olarak bir derece yükseltir. Kim de ALLAH (rızası) hilafına bir derece kibirlenirse ALLAH bu kimseyi kibirlenmesine karşılık olarak bir derece alçaltır ki, nihayet onu aşağıların en aşağısında kılsın."
(Mace Cilt10, Syf.448)


 ... Iyaz bin Himar (r.a.)’den rivayet edildiğine göre: Peygamber (s.a.v.) onlara bir konuşma yaparak şöyle buyurmuştur:
"ALLAH (Azze ve Celle): Birbirinize karşı alçak gönüllülük ediniz ki hiç kimseye üstünlük taslamasın, diye bana vahiy etti.”
(Mace Cilt10, Syf.453)
Logged
Hasret'in Imzasi

Yüzü dost,özü düşmandan usandım.
Dili mü'min kalbi şeytandan usandım.
Dostum, herkesin kahrı çekilir de ;
Ben DAVASIZ MÜSLÜMANDAN Usandım..!
Hasret Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: Nakş-ı Gül (18 Aralık 2009, 01:32:03)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

17 Aralık 2009, 22:15:29
VuSLaT

Ziyaretçi

« Yanıtla #7 : 17 Aralık 2009, 22:15:29 »

 
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

19 Aralık 2009, 01:33:54
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Online

« Yanıtla #8 : 19 Aralık 2009, 01:33:54 »

Tevâzu ise, efendiliğin alameti ve olgunluğun meyvesidir Gök ekinler dimdik durduğu halde, olgun başağın boynu eğri, yönü toprağa doğrudur Akıllı ve olgun mü'min de böyle mütevazi ve alçak gönüllü olmalıdır

Tevâzu sahibi insanları ALLAH yükseltir Kibirli insanları ALLAH alçaltır ALLAH Resulü; "Müslüman kardeşine karşı tevâzu gösteren kimseyi ALLAH yüceltir Ve ona karşı üstünlük taslayan kimseyi ise alçaltır buyurmuştur (13)

Cenab-ı Hak insanı topraktan yaratmıştır Toprak gibi gönülsüz ve mütevazi olunmalıdır Madem ki topraktan yaratıldık, ateş gibi yakıcı ve inatçı olmaya gerek yoktur Bundan dolayı kibir ve gurur kötü huylardandır Bizlerin bu kötü huylardan uzak kalmamız gerekir
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

Tags:

Google Words: Haftanın Konusu ( Tevazu) Dosyası, Haftanın Konusu ( Tevazu) Belgesi, Haftanın Konusu ( Tevazu) Programı, Haftanın Konusu ( Tevazu) Oyunları, Haftanın Konusu ( Tevazu) Download, Haftanın Konusu ( Tevazu) Resimleri, Haftanın Konusu ( Tevazu) Hikayeleri, Haftanın Konusu ( Tevazu) Haberleri, Haftanın Konusu ( Tevazu) İndir, Haftanın Konusu ( Tevazu) Yükle, Haftanın Konusu ( Tevazu) Videosu, Haftanın Konusu ( Tevazu) Arşivi, Haftanın Konusu ( Tevazu) Albümü, Haftanın Konusu ( Tevazu) ilahi indir,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Tag | Google Tag | URL List | Recent Topics | Dini Video |
All Rights Reserved. Her Hakkı Saklıdır. ©2007-2010 TASARIM By Maximilyanus
Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengarenk MC Theme By Burak
islami forum, islami nesil, islaminesil, islam, ilahiler, ilahi indir, google tagged, islamiforum, ilahi mp3, islamiyet, muslim, islamic, wallpaper,islamic wallpaper, dinimiz, muslim generation
Bu Sayfa 0.293 Saniyede 48 Sorgu ile Oluşturuldu