• Ana Sayfa
  • Ara
  • Yardım
  • Ara
  • Giriş Yap
  • Kayıt
  • Ara
  • Ara
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Yaşayan Allah Dostları

Kullanıcı Adı  
Şifre
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Haftanın Konusu " Teslimiyet " konusu, Haftanın Konusu " Teslimiyet " programı, Haftanın Konusu " Teslimiyet " forumu, Haftanın Konusu " Teslimiyet " program yükle, Haftanın Konusu " Teslimiyet " download, Haftanın Konusu " Teslimiyet " hikayeleri, Haftanın Konusu " Teslimiyet " resimleri, Haftanın Konusu " Teslimiyet " haber, Haftanın Konusu " Teslimiyet " yükle, Haftanın Konusu " Teslimiyet " videosu, Haftanın Konusu " Teslimiyet " yandex
Cevap SayısıCevap Sayısı: 14 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 931 defa
Konuyu Görüntüleyenler

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftanın Konusu " Teslimiyet "  (Okunma Sayısı 931 defa)
 
01 Kasım 2010, 09:13:27
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« : 01 Kasım 2010, 09:13:27 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

İnsanın ALLAH'a yönelik en temel vazifesi "kulluk"tur(555). Kulluğun tabiî bir gereği ise hiç şüphesiz teslîmiyettir. Binâenaleyh bu husus gerçekleşmeden ALLAH'a gereği gibi kul olmak mümkün değildir. Teslimiyet, zahirî tezahürler gerektirse de hakikatte kalb merkezli bir kavramdır. Hatta teslimiyet kalben benimsenmemiş ise Hak katında değersizdir. Nitekim şeklen teslim olduğunu ifade edenlerin Hak katında mümin sayılmayacakları Kur'ân'da açıkça beyan edilmiştir(556).

İslâm öncesi câhiliyye döneminde esleme fiili, bir kimsenin kendisi için çok değerli ve vazgeçilmesi çok güç olan bir şeyini, isteyen kimseye vermesi, teslim etmesi anlamına gelirken, Kur'an'daki kullanımlarında söz konusu esas mânadan tümüyle farklı olmamakla birlikte daha ziyade, kişinin kendisini bilerek ve içtenlikle ALLAH'ın irâdesine teslim etmesi anlamında kullanılmıştır (557). Buradan hareketle denilebilir ki müslüman Hakk'a teslim olan kimsedir. Hakk'a teslim olmak ise mâsivâ esaretinden kurtulmak demektir. Kur'an'da tavsif edilen gerçek kulluk da bu olmalıdır.

ALLAH'a teslîmiyetin lüzumunu vurgulayan çok sayıda âyetten bahsetmek mümkündür. Bu sebeple burada ilgili âyetlerin tamamına yönelik bir değerlendirmede bulunmak yerine, kalbin ALLAH'a yönelişi bakımından teslimiyetin önemini vurgulayan bazı âyetlerle yetineceğiz.

Şu âyetler, teslîmiyetin önemini çarpıcı bir üslupla ortaya koymaktadır:

"Halbuki her kim ihsan duygusu içinde (muhsin olarak) varlığım ALLAH'a teslim ederse, bir insanın sarılabileceği en sağlam kulpa sarılmış olur"(Lokman Sûresi 31/22).

"İhsan duygusu içinde daima iyi şeyler yaparak kendini büsbütün ALLAH'a teslim etmiş olan ve her türlü batıldan yüz çevirerek İbrâhim( Peygamber)in dinine uyan kimsenin dininden daha güzel din sahibi kim olabilir?"(en-Nisa 4/125).

"İlahınız bir tek ilahtır. Yalnız O'na teslim olun..." (el-Hacc 22/34).


Kur'ân-ı Kerim, teslîmiyetin müşahhas örneği olarak Hz. İbrahim'den sıkça bahseder ve hatta onu izinden gidilmesi gereken bir önder olarak bu ümmete takdim eder (558). Zira o, ALLAH'a teslim olmayı cân-u gönülden arzu etmiş (559), Rabbinin "teslim ol" çağrısına "Âlemlerin Rabbine teslim oldum" diyerek bütün varlığıyla icabet etmiş (560) ve bu sayede "ALLAH dostluğu"na nail olmuş (561) ulu'1-azm bir peygamberdir.

Bu teslimiyet başarısının temeli, hiç şüphesiz itiraz illetinden kurtulmuş ve teslîm olmuş bir gönüldür. Nitekim Kur'ân bu gerçeğe, "O (İbrahim Peygamber) Rabbine selim bir kalb getirmişti"(es-Saffât 37/84) beyanıyla işaret etmiştir.

Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

01 Kasım 2010, 09:16:11
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #1 : 01 Kasım 2010, 09:16:11 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

Yüce ALLAH'ın inananlara yönelik "Ancak teslim olmuş (müslüman) kimseler olarak can vermeye çalışın"(Âl-i İmrân 3/102) emri ve başta peygamberler olmak üzere tüm müminlerin "(Rabbimiz) canımızı sana teslim olmuş kimseler olarak al"(el-A'râf 7/126) yakarışı değerlendirildiğinde, teslîmiyetin dînin özünü oluşturduğu gerçeği daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Son Peygambere gönderilen dîne, "teslim olmak" anlamına gelen "İslâm" denilmesi ve ALLAH Teâlâ'nın din olarak ancak "İslâm"dan râzı olacağını beyan etmesi (562) de konumuz açısından dikkat çekicidir. Binâenaleyh ferdin dînî sorumluluğu bakımından bu derece büyük önem arzeden teslimiyetle neyin kastedildiği meselesine sıhhatli bir cevap aramak zarurî görünmektedir.

Teslîmiyeti kulluğun önemli bir basamağı (menzile) olarak değerlendiren İbn Kayyım el-Cevziyye (v. 751/1350) konuyla ilgili şu bilgilere yer verir: Teslîmiyet, ALLAH Teâlâ'nın dînî ve kevnî ahkâmına gönül rızâsı ile baş eğmektir.

Meselâ şu âyet dîni hükümlere teslîmiyetin gerekliliğini vurgular:

"Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslîmiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar" {en-Nisâ 4/65).

Kevnî ahkâma teslîmiyet ise ince ve zor bir geçittir. Zira teslîmiyetin bu çeşidi, kazaya rızâ gösterme meselesidir. Nitekim bir çok kimsenin bu noktada ayakları kaymıştır. Meselenin özü şudur: Engellenmesine güç yetirilemeyen ve karşı konulması emredilmeyen her nevi musibet ve tasarruflar karşısında ALLAH'a zahiren ve bâtınen tam bir teslîmiyet göstermek, Kur'ân ve sünnette methedilmiştir.

Nitekim başa gelen musibetler karşısında sabırla teslîmiyet gösterenler Kur'ân tarafından şöyle müjdelenmiştir: "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! O sabredenler ki kendilerine bir belâ geldiği zaman, "Doğrusu biz ALLAH'a aidiz ve muhakkak O'na döneceğiz" derler. İşte Rablerinîn nimetleri ve lütfü onlar içindir ve doğru yol üzerinde bulunanlar da onlardır"(el-Bakara 2/154-156). 

Esasesen teslîmiyet, ALLAH tarafından haber verilen konulara ilişkin şüphelerden, emirlere ters düşen nefsânî arzulardan, ihlasla bağdaşmayan isteklerden ve ilâhî takdîre ve şer-i şerife itiraz illetinden kurtulmak demektir. Zira teslîmiyet, çekişme ve didişmenin zıddıdır. İşte ancak böyle birisine "kalb-i selîm" sahibi denilebilir (563).

Teslimiyet gerçeği, ancak itmi'nân derecesinde bir güven duygusu sayesinde gerçekleşebilir. Bu ise güven duyulan varlığın her yönden kendisine güvenilebilecek bir özellikte olmasını gerektirir. Meselâ kendisinde güç ve kudret bulunmayan, mevcudiyeti bir başkasına bağlı ve fâ-nî olan bir varlığa teslim olmak mümkün değildir.

Bu bakımdan teslîmi-yeti yalnız ALLAH'a hasredebilmek için öncelikle tüm güç ve kudretin sadece ALLAH'ta olduğuna, O'nun izni olmadan hiçbir varlığın fayda ya da zarar vermeye muktedir olamayacağına, her şeyin fânî ancak O'nun bakî olduğuna, her şeyin O'na muhtaç O'nun ise hiçbir şeye muhtaç olmadığına ve O'nun bir benzerinin de bulunmadığı gerçeğine kalben iman etmek ve bu imanı itmi'nân (564) derecesine ulaştırmak gerekmektedir.

Teslîmiyetin gerçekleşebilmesinin en önemli şartı budur. Hatta buradan hareketle şöyle bir sonuca ulaşmak da mümkündür: Kulun ALLAH'a teslîmiyetinin derecesi, ALLAH "hakkındaki bilgi (mâriietullali) ve imanının derecesiyle doğru orantılıdır.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

01 Kasım 2010, 09:17:14
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #2 : 01 Kasım 2010, 09:17:14 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

Kur'ân-ı Kerim, ALLAH'tan başkasına güvenilmemesi gerektiğini, kendisine güvenilebilecek yegane varlığın ancak ALLAH olduğunu sıkça vurgular (565). Hatta bunu imanın tabiî bir gereği olarak belirtir (566). Bu sebeple diyebiliriz ki kalben yalnız ALLAH'a güvenip dayanmak anlamına gelen tevekkül (567), teslimiyetin vazgeçilmez esaslarından biridir. Ancak hemen ifade edelim ki tevekkül, Elmalıh'nın da beyan ettiği gibi görevin yerine getirilmesini ALLAH'a havale etmek değil, emir ve kararı ALLAH'a bırakmak ve ALLAH'ın emrini canla başla yerine getirmeye çalışmak demektir. Kısacası tevekkül, "tefvîz-i vazîfe" (işi havale etme) değil, "tefvîz-i emir"(işin sonucunu tayin yetkisi)dir (568).

ALLAH'a teslîmiyet, sapasağlam bir tevhid inancını gerekli kılar. Bu bakımdan şirk ve şüphe gibi manevî illetler, teslîmiyetin gerçekleşmesi önündeki en büyük engellerdir. Binâenaleyh teslîmiyetin tahakkuku için öncelikle bu engellerin ortadan kaldırılması sonra da ALLAH bilincinin sıhhatli bir şekilde gönle yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu iki husus, teslîmiyet gerçeğinin temelini oluşturur.

Bunlar sağlandıktan sonra teslîmiyetin gerekleri diyebileceğimiz teşrîî ve tekvînî ahkâma teslîmiyet kolaylaşacaktır. Zira ALLAH'a karşı kendi konumunu iyi bilen bir kimse kulluktan kaçmak yerine tüm emir ve yasaklara kolayca teslim olacaktır. Yine aynı şekilde tüm güç ve kudretin yalnız ALLAH'ın elinde olduğuna inanan bir kimse de belâ ve musibetler karşısında sızlanıp isyan etmek yerine "hoştur bana Sen'den gelen" anlayışıyla sebeplere değil Müsebbi-bü'1-esbâb'a teslim olacaktır.

Teslîmiyet, ızdırârî ve ihtiyarî olmak üzere iki şekilde değerlendirilebilir. İlâhî ahkâmı içi sızlayarak kabullenen kimsenin teslîmiyeti bir anlamda ızdırârîdir. Buna karşılık teşrîî olsun tekvînî olsun ALLAH'tan gelen her şeyi severek kabullenen kimsenin teslimiyeti ise ihtiyarîdir. Teslimiyetin bu ikinci kısmını "kulun ALLAH'tan râzı (hoşnud) olması" diye de ifade etmek mümkündür.

Kur'ân ve sünnette hakkında övgüler bulunan ve özellikle sûfîler tarafından da üzerinde önemle durulan "Kulun ALLAH'tan râzı olma" hali, tasavvuf literatüründe "rızâ" başlığı altında "haller" veya "makamlar" meyânında incelenmiştir (569). Rızâ keyfiyetinin hal ya da makam olarak anlaşılması, rızânın kesbî mi yoksa vehbî mi olduğu konusunu gündeme getirmiştir. Rızâ'nın makam olduğunu ileri sürenler, onu tevekkülün kemâli olarak tanımlamış ve çalışarak ulaşılabilecek bir makam olduğunu söylemişlerdir.

Delil olarak da ALLAH Teâlâ'nın rızâ ehli kimseleri methettiğini ve kulları buna teşvik ettiğini göstermişlerdir. Horasan diyarı sûfîlerinin genel kanaati budur. Irak ekolü sûfileri ise "rızâ"nın "makam" değil kalbe inen bir "hal" olduğunu ve dolayısıyla kesbî değil vehbî olduğunu belirtmişlerdir. Bunlar da delil olarak rızâ'nın farz kılınmamasını gerekçe göstermişlerdir. Aralarında Kuşeyrî'nin (v. 465/1703) de bulunduğu diğer bir grup da bu iki görüşü birlikte değerlendirerek "rızâ"nın başlangıç itibariyle kesbî/makam, sonuç (kemal) bakımından ise vehbî/hal olduğunu ifade etmişlerdir (570).

İbn Kayyım konuyu şöyle değerlendirir: Rızâ keyfiyeti, kendisini tahakkuk ettiren sebepler itibariyle kesbî, hakikati (mahiyeti) bakımından ise vehbîdir. Binâenaleyh kişi rızâ meyvesine erişmek için sebeplerine yapışmak durumundadır. İşte bu bakımından rızâ kesbîdir denilebilir. Zira rızâ, tevekkülün kemâli olması itibariyle tevekkül, teslim ve tefviz gibi konularda kalben istikrara erişmenin tabiî bir sonucudur. Bilindiği gibi tevekkül ve teslîmiyet Kur'an'da çok defa emir kipinde zikredilmiştir (571).
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

01 Kasım 2010, 09:19:34
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #3 : 01 Kasım 2010, 09:19:34 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

Rızâ ise erişilmesi zor ve çoğu kimse tarafından da icabet edilmesi hemen hemen imkansız olacağından merhamet-i ilâhî gereği emredilmemiş ve fakat "rızâ ehli" methedilerek teşvik yoluna gidilmiştir (572). ALLAH'tan razı olmanın karşılığı, ALLAH'ın da o kuldan razı olmasıdır ki bukarşılık, cennet ve içindekilerden çok daha yüce ve büyüktür. Binâenaleyh ALLAH'tan râzı olandan ALLAH da râzı olur.

Belki şöyle demek daha doğru olacaktır: Kulun ALLAH'tan râzı olması, hakikatte ALLAH'ın ondan râzı olmasının bir sonucudur. İşte böylece Yüce ALLAH, kulunu rızasıyla iki taraftan da kuşatmış olmaktadır. Yani O öncelikle kulundan râzı olmuş ve O'nun bu rızâsı, kulun rızâsını gerektirmiştir. Kulun rızâsındanda ayrıca râzı olmuştur. Bu sebepledir ki "rızâ kapısı" ALLAH'a açılan en büyük kapıdır.

Dünyanın cenneti, ariflerin istirahatgâhı, muhiblerin hayat kaynağı, âbidlerin nimet cenneti ve âşıkların göz aydınlığı "rızâ"dır" (573). Nitekim Hz. Peygamber de imanın tadının rızâ ile alınabileceğini şöyle beyan etmektedir: , "Rab olarak ALLAH'tan, din olarak İslâm'dan ve Peygamber olarak Muhammed'den râzı olan kimse, imanın tadım tatmış demektir" (574).

Rızâya ilişkin İslâm büyüklerinin söz ve açıklamalarını burada ayrı ayrı zikretmek konuyu bir hayli uzatacağından bazılarına yer vermekle yetineceğiz: Zünnûn'a (v. 245/859) göre rızâ, olacak şeyler henüz olmadan, kişinin Hakk'ın ihtiyarını kendi irâdesine tercih etmesi, kaza yerine gelip her şey olup bittikten sonra da "Hayır ALLAH'ın murâd ettiğindedir" diyerek herhangi bir rahatsızlık duymaması ve musibetlerin pençesinde kıvranırken bile O'na karşı en âşıkane duygularla coşmasıdır (575).

Haris el-Muhâsibî'ye (v. 243/857) göre rızâ, ilâhî ahkâm karşısında kalbin sükûnudur (576).
Cüneyd-i Bağdâdî'ye (v. 297/910) göre ise rızâ, murâd-ı ilâhî karşısında irâdenin kaldırılmasıdır (577).

İmam Kuşeyrî (v. 465/1703), İslâm âlimlerinin teslîmiyet, tevekkül, tefvîz ve rızâ gibi hallere ilişkin açıklamalarındaki farklılığı, o kişilerin o halden nasibine bağlar ve esasen hallerin tavsif edilemeyeceği gerçeğine telmihte bulunur (578).

Netice olarak teslîmiyet, kulluğun özünü oluşturması bakımından kalbin ALLAH'a en önemli yönelişidir, imanla başlar, mârifetullah ile doğru orantılı olarak gelişir. Tevekkül ve tefvîz, teslimiyet ağacının dalı budağı ise rızâ da ağacın kemâlini tamamlayan meyvedir.

Kalbi ve bütün varlığıyla "Biz ALLAH'a aidiz" inancını taşıyanlar "yalnız O'na yönelme"nin gerekliliğini bildikleri için teslimiyetin en güzel örneklerini canıyla malıyla ve evladıyla sergilemiş olan İbrahim peygamber gibi "Bizi sana teslim olmuş kimseler eyle"(el-Bakara 2/128) diye yalvarır ve ALLAH Teâlâ'nın "Sakın teslimiyetinizi tahakkuk ettirmeden son nefesinizi vermeyin/ölmeyin" (Âl-i İmrân 3/102) emrine imtisalde muvaffak olmak için de kendi acziyetlerinin şuurunda olarak güç ve kudretin yegane sahibi olan Yüce Yaratıcıdan "Bizim canımızı sana teslim olmuş kimseler olarak al"(el-A'râf 7/126) istirhamında bulunurlar.

 İşte gönlü bu şekilde teslîmiyet coşkusuyla dolup taşan kimseler, ALLAH'tan râzı olmama gibi bir irâdeyi tanımadıkları için nefislerinde tam bir itmi'nân ve huzur vardır. İbrahim Hakkı Erzurumî'nin (v. 1119/1780) "Selîm kalbin kıblesi Huda'dır, âdeti kazaya rızâdır" tesbitine katılmamak mümkün değildir (579). Böylele-rinde hüzün ve keder barınamayacağı için daha dünyada iken cennet hayatı yaşarlar.

Şu âyet de bu kimselerin ebedî cennet davetiyesidir: "Ey itmi'nâna (huzura) ermiş nefis! Sen O'ndan râzı O da senden razı olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!"(el-Fecr 89/27-30).

555 ez-Zâriyât 51/56.
556 el-Hucûrât 49/14.
557 bk. Izutsu. Kur'ân 'da ALLAH ve İnsan (çev. Süleyman Ateş), s. 188.
558 el-Mümtehine 60/4, 6.
559 el-Bakara 2/128.
560 el-Bakara 2/131.
561 en-Nisâ 4/125.
562 el-Mâide 5/3.
563 bk. Medâric II, 152-154.
564 İtmi'nân kavramı için bk. bu Kitap, s. 362 vd.
565 bk. Âl-i İmrân 3/122, 160; el-Mâide 5/11; et-Tevbe 9/51;Yûsuf 12/67.
566 El-Mâide 5/23; Yûnus 10/84.
567 Tevekkül kavramı hakkında bilgi için bk. Kuşeyrî, Risale, s. 162-173.
568 bk. Hak Dîni, IV, 2566-2567.
569 Tasavvuf literatüründe "makam", kulun isteği ve çalışması neticesinde sülük yolculuğu müddetince kazanması gereken edeplerle muttasıf olmasıdır ki hangi edebi gerçekleştirmeye çalışıyorsa o makamda bulunuyor demektir. Meselâ kanaat, tevekkül, teslimiyet, tevbe ve inâbe gibi kavramların her biri ayrı bir "makam"dır. Makamlar kesbîdir. "Hal" ise kalbde ortaya çıkan (vârid) bir keyfiyettir ki mevhibe-i ilâhîdir. Mesela kabz, bast, vecd ve üns gibi kavramlar birer "hal"dir (bk. Kuşeyrî, age., s. 56-57).
570 Kuşeyrî, age., s. 193; İbn-i Kayyim el-Cevziyye, age., II, 179.
571 Mesela bk el-Bakara 2/ 131; Âl-i İmrân 3/159; el-Mâide 5/23; Yûnus 10/84; ez-Zü-mer 39/54
572 el-Mâide 5/119; et-Tevbe 9/100; el-Beyyine 98/7-8
573 bk. Meddric, II, 178-181.
574 Müslim, iman, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, l, 208.
575 Kuşeyrî, age., s. 195.
576 Kuşeyrî, age., s. 196.
577 Kuşeyrî, age., s. 196.
578 age, s. 193.
579 Mârifetnâme, s 286
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

02 Kasım 2010, 09:42:17
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #4 : 02 Kasım 2010, 09:42:17 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

Nice sevmediğiniz şeyler vardır ki

Nice sevmediğiniz seyler vardir ki, o sizin için hayirli olabilir. Ve nice sevdiGiniz seyler de vardir ki, sizin için serli olabilir” (Bakara, 2/216) ayeti, kisinin, kendisine isabet eden seylerin zahiri yönüne bakip aldanmamasi konusunda çok önemli bir ölçüdür.

Haddizatinda insan, ma’ruz kaldiGi seyin sok etkisinde kalip, yanlis yorumlamalara girebilir. Mü’min bu ölçüyü daima hatirda tutup, aceleden yapilmis bir anlik hislerin sebep olduGu hareketlerle kadere tas atmamalidir.

Evet, kadere tas atan, sadece kendi basini yarar. Efendimiz (sas): “Sabir, belanin ilk tosladiği andadir” buyurur. Demek ki, önemli olan musibetin isabet ettiGi anda sabirli olabilmektir. Mesela; annemizin vefat haberini duymak, ilk anda bizde sok etkisi yapacaktir.

iste böyle bir anda hiç birsey düsünmeden: “innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn=biz O’ndaniz ve yine O’na döneceğiz” deyip izdirabini baGrina gömmek gerçek sabirdir.

Değilse meseleyi aklî, mantikî planda çözüp; “ölüm herkes için geçerli, bu yasta ölmeseydi ileride yine ölecekti. Öbür tarafta nasil olsa beraber olacaGiz..” deyip, kalbde bir rahatlama ve insirah hasil olduktan sonra sabretmenin kiymeti ona göredir…

Bu durum, sabrin diğer çesitleri için de geçerlidir. ALLAH Rasulü (sas): “Mü’min’in her durumu süpriz ve sasirticidir! Zira her isi onun için bir hayirdir.

Bu durum sadece mü’mine hastir, baskasina değil: Ona memnun olacaGi bir sey gelse sükreder, bu onun için hayirlidir. Bir zarar gelse sabreder, bu onun için hayirlidir” buyurur ki, burada insana sevap kazandiracak seyin teslimiyet olduğunu vurgulamak istemistir.

Biz, inancimiz gereği her seye sabrederiz. Ve arkasindan bir hayir zuhur ettiğinde de: ” ihtimal Cenab-i Hakk, bu hayrin doğmasina bizim sabrimizi vesile yapmistir..” deriz. Bu, ayni zamanda bir sabir kahramani olmanin da emaresidir.

Alıntı
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

03 Kasım 2010, 14:24:30
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #5 : 03 Kasım 2010, 14:24:30 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

Kadere teslimiyet

 Yeryüzünde yaşanan imtihan ortamının çok önemli bir sırrı vardır. Bu sırra vakıf olan müminler, karşılaştıkları zorluklara büyük bir şevk ve neşeyle sabır gösterirler. İşte bu sırrın özünde "kader" gerçeği vardır. Müslüman, ALLAH'ın herşeyi bir kader üzere yarattığını ve başına gelenlerin sadece ALLAH'ın dilemesiyle gerçekleştiğini bilir. İnsanların hayatlarını tüm ayrıntılarıyla yaratan ALLAH'tır. En'am Suresi'nde yeryüzünde meydana gelen küçük büyük tüm olayların ALLAH'ın dilemesiyle gerçekleştiği şu şekilde ifade edilir:

    Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)

İnsan, zamana bağlı yaşayan ve olayları sadece yaşadığı andan bakarak değerlendirebilen bir varlıktır. Ve insan, geleceği bilemediği için karşılaştığı olaylardaki uzun vadeli hikmetleri, güzellikleri ve hayırları da her zaman göremeyebilir. Fakat zamandan münezzeh olan ve zamanı yaratan ALLAH, zamana bağımlı olan tüm varlıkların hayatlarını "zamanın dışından" görüp bilmektedir. İşte bu noktada karşımıza çıkan kader gerçeğidir. Kader, ALLAH'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları tek bir an olarak bilmesidir. Yani "sonucu bilinmeyen olaylar" sadece, bizim için birer "bilinmez"dir. ALLAH bizim bilemediğimiz bu olayların tümünü bilir. (Detaylı bilgi için bkz. Zamansızlık ve Kader Gerçeği, Harun Yahya)

Bu nedenle de insanın imtihanı, aslında başı ve sonu belli olan bir imtihandır. Geçmiş, gelecek ve içinde yaşadığımız an ALLAH Katında birdir; hepsi olup bitmiştir. Biz ise bu olayları ancak zamanı geldiği zaman yaşayarak öğreniriz.

İşte bu "kader ilmi" inkarcıların vakıf olamadıkları büyük bir ilimdir. Müslümanların dünya ve ahiret hayatındaki tüm zorluklara ve denemelere güzel bir sabır göstermelerine vesile olan da bu ilimdir. İman edenler "ALLAH'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim ALLAH'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. ALLAH, herşeyi bilendir." (Teğabün Suresi, 11) ayetinde de bildirildiği gibi, başlarına gelen herşeyin bir kader üzere gerçekleştiğini bilmenin rahatlığını ve huzurunu yaşarlar.

Müminlerin imtihanı ALLAH'tan bir rahmet olarak çok kolay yaratılmıştır. Fakat bu kolaylık yalnızca samimi iman eden ve kadere tevekkül edenler içindir. Hakkıyla iman eden, samimiyetle ALLAH'a teslim olan bir Müslüman, karşısına çıkarılan görüntülerin sürekli değişmesini ibretle, heyecanla, şükürle, tefekkürle seyreder. Koltuğa oturup bir filmi seyreden kişinin rahatlığı içinde, onun için hazırlanmış olan kaderi güven ve sevinçle takip eder. Bazen hareketli, bazen ürkütücü, bazen nefse hoş gelen, bazen sakin görüntülerden oluşan bu kader görüntülerinin tamamında bir iman zevki, iman heyecanı vardır. Ürkütücü görüntüler, özel hazırlanmış görüntülerdir. En ince detayına kadar planlıdır. Ama sonuçta bunların tümü ALLAH'ın bilgisi dahilinde ve O'nun kontrolündedir.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

03 Kasım 2010, 14:25:15
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #6 : 03 Kasım 2010, 14:25:15 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

Kadere teslimiyet

 Kader gerçeğini bilen ve imtihanın bu sırrını kavrayan bir Müslüman başına gelen her türlü musibeti, açlığı ya da fakirliği bir güzellik olarak görür ve bunlardan çok büyük bir zevk alır. Çünkü bu denemeler karşısında gösterdiği güzel ahlakın ALLAH Katında çok değerli olduğunu bilir. Bu, müminlere has bir zevktir. Müslümanlar bu tip sıkıntılar karşısında hüzün, stres, acı, panik, korku gibi duygular yaşamazlar. Çünkü ALLAH'ın hayır ya da şer olarak görünen tüm olayları, Müslümanların hayrına çevireceğini bilirler. ALLAH bir ayetinde müminlere, "… ALLAH, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez." (Nisa Suresi, 141) şeklinde bildirmiştir.

Ancak burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta vardır: Müminler dünyada her türlü sıkıntı ve zorlukla karşılaşabilir, mallarını kaybedebilir, fiziksel olarak zayıf düşebilir, hastalanabilir, yaralanabilir, ölebilir veya öldürülebilirler. Ancak bunların hiçbiri Müslümanlar için bir "şer" değildir. ALLAH bunlarla iman eden kullarını denemeden geçirir ve gösterdikleri sabrın karşılığını da hem dünyada, hem de ahirette kat kat fazlasıyla verir. Ve Müslümanlar bu kısa imtihan dönemi sonucunda sonsuz bir cennet hayatı ile mükafatlandırılırlar.

Bu önemli gerçeğin bilincinde olan Müslümanlar, işte bu yüzden zorluklarla karşılaştıklarında şevklenirler. Müminlerin bu şevkleri, aynı zamanda inkar edenlerin kurdukları tuzakları etkisiz kılan ve başarılı olmalarını engelleyen çok özel bir durumdur. İnkarcılar müminleri zor durumda bıraktıklarını zannettikleri anlarda, onlardaki bu neşe ve şevki görerek onlara asla zarar veremeyeceklerini de anlamış olurlar. Üstelik Müslümanların zorluk anlarında yaptıkları konuşmalar da onların yaşadıkları teslimiyeti ve tevekkülü inkarcılara gösterir. Kuran'da müminlerin zorluk karşısında söyledikleri sözler şöyle bildirilmiştir:

    "Bize ne oluyor ki, ALLAH'a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler ALLAH'a tevekkül etmelidirler." İnkar edenler, resullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz. Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)." (İbrahim Suresi, 12-14)

    De ki: "ALLAH'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve müminler yalnızca ALLAH'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)

Kuşkusuz tüm bunlar, Müslümanların ALLAH'ın yarattığı kadere olan teslimiyetlerinin sonuçlarıdır. ALLAH'a dayanıp güvenen bir insan, artık hiçbir korku ve mahzunluk yaşamayacaktır:

    Şüphesiz: "Bizim Rabbimiz ALLAH'tır" deyip sonra doğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Ahkaf Suresi, 13)

    Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini ALLAH'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 112)

    Haberiniz olsun; ALLAH'ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır. Onlar iman edenler ve (ALLAH'tan) sakınanlardır. Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. ALLAH'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (Yunus Suresi, 62-64)

ALLAH başka ayetlerinde de Kendisi’ne inanan ve teslim olan kullarının asla kopmayacak bir "kulba" yapıştıklarını bildirmiştir:

    Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü (kendini) ALLAH'a teslim ederse, artık gerçekten o kopmayan bir kulba yapışmıştır. Bütün işlerin sonu ALLAH'a varır. (Lokman Suresi, 22)

    Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp ALLAH'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. ALLAH, işitendir, bilendir. (Bakara Suresi, 256)

Harun Yahya
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: AySİMa (03 Kasım 2010, 14:42:57)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

03 Kasım 2010, 14:42:51
AySİMa

Emekli

Onursal Üye

*


Üye No : 962

Nerden : istanbul

Konu  : 1116

Mesaj : 6107

. Yürek Yanmadıkça Göz Yaşarmaz..

1136 Mesajýna Toplam
1516 Kere Teþekkür Edildi

1 Mesajýna Toplam
1 Kere Karma Verildi
Offline
« Yanıtla #7 : 03 Kasım 2010, 14:42:51 »

  bacım çok güzel bir konuya deyinmişsin  emegine sağlık 
Logged
AySİMa Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: Nakş-ı Gül (03 Kasım 2010, 14:55:28)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

03 Kasım 2010, 14:56:09
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #8 : 03 Kasım 2010, 14:56:09 »

bacım çok güzel bir konuya deyinmişsin  emegine sağlık 

Amin ecmain inş bacım. RABBİM cümlemizden razı olsun inş 
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

04 Kasım 2010, 09:02:09
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #9 : 04 Kasım 2010, 09:02:09 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Teslimiyet "

"TESLİMİYET"

Rahman ve Rahim Olan ALLAH’ın adıyla;

“İyilik yaparak kendisini ALLAH'a "teslim" eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir?” (4:125)
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

Tags:

Google Words: Haftanın Konusu " Teslimiyet " Dosyası, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Belgesi, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Programı, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Oyunları, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Download, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Resimleri, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Hikayeleri, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Haberleri, Haftanın Konusu " Teslimiyet " İndir, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Yükle, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Videosu, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Arşivi, Haftanın Konusu " Teslimiyet " Albümü, Haftanın Konusu " Teslimiyet " ilahi indir,
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Tag | Google Tag | URL List | Recent Topics | Dini Video |
All Rights Reserved. Her Hakkı Saklıdır. ©2007-2010 TASARIM By Maximilyanus

// ]]>

-


Siyah Zemin Theme 2010 Design By goKhaN-c3