• Ana Sayfa
  • Ara
  • Yardım
  • Ara
  • Giriş Yap
  • Kayıt
  • Ara
  • Ara
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Yaşayan Allah Dostları

Kullanıcı Adı  
Şifre
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Haftanın Konusu " Fitne " konusu, Haftanın Konusu " Fitne " programı, Haftanın Konusu " Fitne " forumu, Haftanın Konusu " Fitne " program yükle, Haftanın Konusu " Fitne " download, Haftanın Konusu " Fitne " hikayeleri, Haftanın Konusu " Fitne " resimleri, Haftanın Konusu " Fitne " haber, Haftanın Konusu " Fitne " yükle, Haftanın Konusu " Fitne " videosu, Haftanın Konusu " Fitne " yandex
Cevap SayısıCevap Sayısı: 9 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 658 defa
Konuyu Görüntüleyenler

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftanın Konusu " Fitne "  (Okunma Sayısı 658 defa)
 
04 Ekim 2010, 00:57:19
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« : 04 Ekim 2010, 00:57:19 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

Temel anlamı imtihan demek olan fitne, daha sonraları küfür ve her türlü günah ve kötülükler manasında kullanılmaya başlanmış. Ayrıca insanlar arasında oluşan ayrılıklar, ihtilaller, eşkiyalık, dedikodu, söz götürüp getirme, anarşi ve kavga da fitne adını almış. Bugün ise bu kelime daha çok dedikodu, söz götürüp getirme, ayrılıkçılık ve anarşi gibi manalara gelmekte.

Fitnenin bu gün kazanmış olduğu manaya baktığımızda, onun insanlığın barış ve huzuruna yönelik bir tehdit olduğunu anlarız.

Bu anlamıyla bugün fitneden şikayetçi olmayan var mı?

Birliğimizi, dirliğimizi bozan ve hayırlara yürüyüşümüzün önünü kesen fitnenin kaynağı ne olabilir?

Yaşadığımız fitne kabilinden olayları her ne kadar zahirî sebep-sonuçlara göre açıklamaya çalışsak da, bilmeliyiz ki şeytan Ademoğlunun apaçık bir düşmanıdır ve onların ALLAH’ın dininde kardeş olmalarını ve birbirlerini sevmelerini kıskanır. Bu birliği bozmak için fitneyi bir silah olarak kullanır. İnsanların kalbine fitneye sebep olacak günah tohumları atar.

Kalpte kabul görüp büyüyen her günah, azaların masumiyetini bozar ve onları günaha sürükler. Böyle bir insan da artık cemiyette bir fitneci olarak dolaşır ve yaşadığı toplumun uyumunu, birlik ve beraberliğini bozan bir unsur haline gelir. Böylece her günah bir fitne sebebi olur.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

04 Ekim 2010, 01:01:25
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #1 : 04 Ekim 2010, 01:01:25 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

FİTNEDEN KURTULUŞ REÇETEMİZ

Müminleri bizzat Alemlerin Rabbi kardeş ilan etti. Kardeşler nasıl birlik-dirlik içinde olacaklarsa biz de öyle olacağız. Aramızı bozan, bizi ayrılığa gayrılığa götüren fitne tuzaklarına düşmeyeceğiz. Ama nasıl?

Uzun tartışmalara, teorik izahlara çok ihtiyaç yok aslında.

ALLAH Rasulü, çok basit ve uygulanabilir şekliyle çözümler sunuyor.

“Rasulullah A.S., bir gün sabah namazını kıldırdı, sonra minbere çıktı ve konuşmaya başladı. Konuşması öğleye kadar devam etti. Minberden indi, öğle namazını kıldırdı ve tekrar minbere çıktı, ikindi vaktine kadar devam eden bir konuşma yaptı. Sonra minberden indi, ikindi namazını kıldırdı. Yeniden minbere çıktı ve konuşmaya başladı. Bu konuşması da güneş batıncaya kadar devam etti. Meydana gelmiş ve bundan sonra meydana gelecek olan herşeyi bize haber verdi.” (Müslim)

Tam bir gün süren bir konuşma. Efendimiz A.S.’ın genel tutumundan çok farklıydı. O çok az konuşur, bununla birlikte çok geniş manaları ifade ederdi. Fakat Sahabe-i Kiram’dan Amr b. Ahtab R.A.’ın bu sözleri, çok özel ve çok önemli bir durumu haber vermekte. Acaba Hz. Peygamber A.S.’ı bir gün boyunca konuşturan bu önemli konu ne olabilir?

Sahabe’den Huzeyfe R.A., bu konuşmanın kıyamete kadar çıkacak olan fitnelerle ilgili olduğunu anlatıyor. Küçük-büyük birçok fitnenin çıkacağını ve bunların “sıcak yaz rüzgarları gibi” bütün dünyayı kasıp kavuracağını bildiriyor.

Konuyla ilgili nakillerden anlıyoruz ki, Sahabe-i Kiram, Hz. Peygamber A.S.’ın bu konuşmalarından çok etkilenir ve fitnelerden nasıl kurtulacaklarını sorarlar.

İşte Efendimiz A.S.’ın gösterdiği kurtuluş reçetesi:

1- Dilini korumalı ve hiç kimse hakkında konuşmamalıdır. Çünkü fitne ortamında dil, kılıçtan daha kötü sonuçlar doğurur. (Ebu Davud, Tirmizî)

Fitne zamanında insanlar hakkında konuşmak, şeytan tarafından çok cazip gösterilir. Kişi konuştukça iyi bir iş, hatta ibadet yaptığını düşünür. Halbuki bu tür konuşmaların kanayan yarayı kaşımaktan farkı yoktur.

2- Fitne ile ilgili her türlü faaliyetten uzak durmalı. Çünkü fitne ortamında oturan, ayakta durandan; ayakta duran yürüyenden ve yürüyen koşandan daha hayırlıdır. (Müslim)

3- Kendisini koruyacak bir sığınak edinmeli. Çünkü Efendimiz A.S., “Fitne ortamından kim bir sığınak veya korunak bulursa oraya sığınarak kendini korusun.” buyurur. (Müslim)

Fitne, insanı ALLAH’tan uzaklaştıran her türlü karışıklık ve olumsuzluklardır. “Hasır üzerine yatan insanın bedeni çizgi çizgi o hasırdan izler taşıdığı gibi, fitneler de kalbe o şekilde tesir eder. Onları benimseyip özümseyen kalplerde, fitneler birer siyah nokta şeklinde yer eder.” (Buharî, Müslim) hadisinde belirtildiği gibi fitnelerin hedefi insanın kalbidir. O halde bu manevi düşmandan koruyacak manevi bir sığınak aramak gerekir. Fitnelerden koruyacak bu sığınak ise önünde bir takva imamı bulunan ve bütün derdi Sünnet hayatını yaşamak olan cemaattir.

4- Kendi yaşantısına dikkat etmeli ve ibadet hayatını Sünnet’e uygun bir canlılıkta devam ettirmeli. (Tirmizî) Başka bir ifade ile Rabbi ile arasını düzeltmeli. Farz ibadetlerden sünnet ve müstehap amellere kadar gücü yettiğince günlük hayatını süslemeli. Cemaatle ve tek başına yapmış olduğu tesbihleri ve zikirleri aksatmamak için özel bir gayret içinde olmalı.

5- İşinin hakkını vermeli. Kendi üzerine düşen işle meşgul olmalıdır. Fitne ortamına çekecek faaliyetlerden kaçınmalıdır. Çünkü fitne adeta bir girdap gibi ucundan bulaşanı çekip, merkezine alır. (Buharî, Müslim)

Ticaret ile uğraşanlar, memurlar, amirler kısaca her iş sahibi adaletli davranmalı, kul hakkı yememeye özen göstermelidir. İnanan insan hiç konuşmasa dahi, Sünnet’e uygun yaşantısı çevresindekilere örnek olmalıdır.

6- Hiçbir müminin reddedemeyeceği güzel ve hayırlı faaliyetlerle meşgul olmalı. Kur’an ve Sünnet hayatının inanan ve inanmayan herkese ulaştırılması konusunda gerekli olan her türlü faaliyet bunun içine girer. “Fitne ortamında insanların en hayırlısı kimdir?” şeklindeki bir soruya Resulullah A.S. Efendimiz şöyle cevap vermiştir: “Hayvanları ile meşgul olup onların hakkını veren, Rabbine ibadet eden ve atının başını düşmana çevirip onları korkutan kişidir.” (Tirmizî)

Günümüzde çeşitli sebeplerle kötü ortamlara düşmüş olan insanlar, kendilerine uzanacak bir dost eli bekliyorlar. Bize düşen en büyük vazife, yukarıdaki şartların yanında, bütün gücümüzü bu tür insanlarla ilgilenmeye sarfetmektir.

Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

06 Ekim 2010, 16:05:51
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #2 : 06 Ekim 2010, 16:05:51 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

Rasulüllah (SAV) birçok hadisi şeriflerinde ilerde ümmet içinde fitnelerin olacağından söz etmektedir. Böyle bir zamanda islamı yaşamak, Kurân hakikatlerini benimsemek, sünneti seniyyeye uymak kolay olmayacaktır. Misal olması bakımından fitnelerle ilgili birkaç örnek hadis sunmak yerinde olacaktır kanaatindeyiz.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

06 Ekim 2010, 16:06:57
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #3 : 06 Ekim 2010, 16:06:57 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

1) Kişiyi Kardeşinden, Babasından Ayıran Fitne

İlerde büyük fitneler olacak, kişi o fitnelerde kardeşinden ve babasından ayrılacak. (O zaman) fitneler erkeklerin kalplerinde kıyamete kadar yayılacak. Hatta O fitne zamanında bir kimse, zinakâr kadının zinasıyla ayıplandığı gibi, ALLAHın emirlerine uymasından dolayı (1) ayıplanacak. (2)

Rasulullahın (SAV) bu haberine göre, kıyamete kadar devam edecek şiddetli fitnelerde, özellikle ahir zamanda gelecek fitnede, kişi düşünce, fikriyat, hayatı anlama ve yorumlama, hatta din edinme hususunda kardeşinden ve babasından farklı olacak. İki kardeş, baba ile oğul bu hususta aynı değerleri paylaşmayacak. Çünkü O zaman fitne çok yaygın hale gelecek, kişiler ailelerinden, ana babalarından kopup, başka kaynaklardan etkilenecekler. Çok uzaklarda ortaya çıkan kötü yanlış bir fikir, gönülden gönüle, zihinden zihine, dilden dile yazı ile veya başka yollardan hemen ortalığa yayılacak. Fitne kuş gibi kalpden kalbe uçacak, zihinlerde yuvalanacak. Böyle kritik ve tehlikeli zamanlarda elbette islamı yaşamak, benimsemek, onu dosdoğru şekilde hayatı boyunca devam ettirmek, elbette güç olduğu kadar da sevaplı olacaktır.

2) Başınıza Bilmediğiniz Şeyleri Emreden Yöneticiler Gelecek

Benden sonra başınıza, bilmediğiniz (o güne kadar hiç görmediğiniz) şeyleri emreden yöneticiler gelecek. Onlar üzerininde imamlar (halifeler) (3) değildirler. (4)

Bu hadisi şerifte, bir zaman gelip ümmetin başına müslümanların bilip duymadığı, islami olmayan, islam dışı şeyler emreden yöneticilerin geleceği haber verilmektedir. Onlar üzerinizde halife değillerdir buyrulduğuna göre bu yöneticiler halife ünvanı taşımıyan, halife olmayan yöneticiler olacaktır veya adlarında Halife ünvanı olsa bile, görevlerinin başında islamı koruma ve kollama gelen gerçek halifeler olmayacaklardır. Gümüşhanevî bu hadisi şerifi fitne ile ilgili hadisler içinde zikrediyor. (5)

3) Kişi Sabah Mümin Akşam Kafir Olacak

İlerde bir fitne olacak. O fitne içinde kişi mümin olarak sabahlayacak, kafir olarak akşamlayabilecek. Ancak ALLAHın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç. (6) Bu hadisi şerif fitne ile ilgili ilk hadisi şerifi ve diğerini tekid etmektedir. Burada da fitnenin, bozulmanın yaygın bir hal olacağı anlatılır. Müslüman bir cemiyette sabahleyin Müslüman olarak uyanan, evinden çıkan bir kimse, toplumdan, arkadaşlarından, yayın organlarından veya başka mihraklardan aldığı tesirle, sabah mümin evinden çıktığı halde akşam, bir şüphe, bir söz veya bir başka sebeple evine kafir dönebilecektir.

Burada en önemli faktör, kişinin dinini bilmemesi olarak görülmektedir. Çünkü ALLAHın kalbini islam bilgisi ile, iman hakikatleri ile dirilttiği kimse bu duruma düşmekten korunabilecektir. Bu durumda fitne ve bozulma devrinde, toplumda islamı bilenlerin azalacağı, islami bilginin kifayetsiz olacağı, islamı muhtaçlara ulaştırmanın güçleşeceği hususları akla gelmektedir.

Özetleyecek olursak, bidatların ve dalaletlerin, ümmeti ve islam cemiyetini istilası zamanında, takva ehli dindar kimselerin sünnete uymaları, islamın hükümlerine ittibaları, onlara pek büyük sevaplar kazandıracaktır. Çünkü o zamanda imanı muhafaza edebilmek bile, büyük bir iştir.

Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

06 Ekim 2010, 16:07:46
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #4 : 06 Ekim 2010, 16:07:46 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

Rasulüllah bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor

Tûbâ (ne mutlu) beni görene ve bana iman edene! sonra ne mutlu, sonra ne mutlu, sonra ne mutlu beni görmeksizin bana inanana! (Dinleyenler tarafından) denildi ki Tûbâ ne demektir? O (bu soru üzerine) şöyle buyurdu Tûbâ, (altında) yüz senelik yürüme mesafesi olan bir ağaçtır. Onun tomurcuklarından cennetliklerin elbiseleri çıkar. (7)

Rasulullah (SAV) burada, kendi asrında kendini görüp kendine ve kendi vasıtası ile iman edenler için, Tûbâ buyuruyor. Arkasından, kendisini görmeden kendisine ve getirdiği dine inananlara üç defa Tûbâ diye hitap ediyor. Burada, Asrında kendini gören ve gördükten sonra inananlar için bir defa Tûbâ!, buyururken neden kendinden sonra gelenler için üç defa Tûbâ demiştir? Bu durum, Onu görmeden inanmanın önemini göstermektedir.

Onu görmeden söyledikleri, yaptıkları ve takrirleri ile bize bıraktığı Kuranı Hakime inanmanın imanın güçlü güçsüz olması bir yana önemli ve büyük mükafatlar kazandıracağını ifade etmektedir. İmanımızda, Amellerimizin sevabında, ibadetlerimizde sahabelere yetişemesek de(8) Rasulüllahı görmeden ona ve kendi vesilesi ile gelen Ahkâma inanmak onun gereğini yapabilmek gerçekten çok önemlidir. Tûbânın cennette bir ağaç(9) olduğu düşünülürse o müminlerin cennetle müjdelenmesini de buradan çıkarabiliriz.

Kaynaklar
1. el Müfredât s. 61. Bela, imtihan, sıkıntı, mihnet, meşakkat manalarına gelmektedir.
2. Gümüşhanevî, Ahmed Ziyaüddin, Râmûzul-Ehâdîs, terc. Naim Erdoğan, İstanbul ty. s. 298-3715 nolu hadis (Nuaym fiten, Tabarani Evsattan); Ayrıca bk. İbn-ü Mâce, Muhammed b. Yezîd. Sunenu İbn-i Mâce I-II, İstanbul ty. II, s. 1306, 1317, 1333 İlerde Gelecek Fitnelerle İlgili Hadis Kitaplarının özellikle r0;Kitabul-Fiten bölümlerinde birçok hadisi şerife rastlamak mümkündür.
3. Hilafete imamet, imamet-i uzma, halifelere imamlar, (eimme) de denmektedir.
4. RamuzulEhâdîs, s. 299-1316, Sunenu İbni Mâce II, 1331, hadis no 4015. İdarecilerin bozulması ile ilgili başka hâdis-i şeriflerde vardır. Bk. II, 1339.
5. Bk. RâmûzulEhâdîs s. 298-299 fitne ile ilgili diğer hadisler için bk. s. 298 vd. 3715-3725 arası hadisler ve devamı.
6. Râmûzul-Ehâdîs s. 299, 3722 hadis. (Tabaranî Kebîrden, İbn-i Mâceden, Deylemî Ebî Umameden), en-Nevevî, Ebû Zekeriyyâ Yahya b. Şeref, Riyazüs-Sâlihîn, Terc. Emre, Mehmed, İstanbul 1974, s. 99 87. hadis; Sunenu İbn-i Mâce, II, 1305, 1310 (3954, 3961) hadisler.
7. Râmûzul-Ehâdîs s. 313. 3885. hadis (ibn-i Hıbbân, Ahmed b. Hanbel, Ebû Yala, Dıyâ el-Makdisi, İbn-i Cerir, İbn-i Hatim, Ebû Saidden); Ayrıca bk. Şerhul-Makâsıd V, 318; es-Savâikul-Muhrika, s. 211, Sübülüs-Selâm, IV, 127. -el-Beyzavi, Ebû Sâid Abdullah Envârut-Tenzîl, İstanbul. 1317. (Altı ciltlik Mecmaut-Tefâsîr içinde) -el-Hâzin, Muhammed b. İbrahim, Lübâbut-Tavîl, İstanbul, 1317. (Altı ciltlik Mecmaut-Tefâsîr içinde) -Feyva Abadi, Muhammed b. Yâkûb, Tenvîrul-Mekâbîs, İstanbul 1317. (Altı ciltlik Mecmaut-Tefâsîr kenarında). -En-Nesefî Ahmed b. Muhammed, Medârikut-Tenzîl, İstanbul, 1317. (Altı ciltlik Mecmuut-Tefâsîr kenarında); Bk. Mecmaut Tefâsîr (Envârut-Tenzîl, Lubâbut-Tevîl, Medârik, Tenvîrul-Mekâbîs) III, 392-393; Hayatus-Sahâbe II, 563; Bema Hadisleri için bk. Tuba ile ilgili hadisler, Rad Sûresi 29. ayeti ile ilgili olarak ele alınıyor. Ayrıca Bk. Sunenu İbn-i Mâce II, 1319, (3887 nolu hadis) el-Kurtubî, Ebû Abdullah Muhammed, el-Câmili Ahkâmul-Kurân, I-IX, Mısır, 1952, IV, 17.
8. Herşeyden önce sahabelerin bize ulaştırması ile bu imana ulaştığımız düşünülür ve bizim aldığımız sevap kadar onlarında kazandığı düşünülürse onlara yetişemiyeceğimiz açıktır,
Bk. es-Savâikul-Muhrika s. 211 vd.; Şerhul-Makâsıd, IV, 308.
9. Bk. el-Mufredât s. 309.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

07 Ekim 2010, 07:34:59
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #5 : 07 Ekim 2010, 07:34:59 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

(Fitneden sakının, söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile çıkarılan fitne gibidir.) [İ Mace]

(Kıyamet yaklaştıkça fitneler çoğalır. Gece başlarken karanlığın artması gibi olur. Sabah evinden mümin çıkan, akşam evine kâfir olarak döner. Akşam mümin iken, gece safalarında imanları gider, kâfir olarak sabaha çıkarlar. Böyle zamanlarda kenarda kalan, ileri atılandan, oturan ayakta olandan, ayakta olan, yürüyenden, yürüyen de, koşandan hayırlı olduğu için evinizde oturun, fitneye karışmayın!) [Ebu Davud]

(Malı ve canı ile cihad eden, ortalığın karışık olduğu zaman bir kenara çekilip ibadetini yapan ve kimseye zararı olmayan insan, mümin-i kâmildir.) [Hakim]

(Fitne zamanında evinizde oturun, günahlarınıza tevbe edin, dilinizi tutun, kendi işinize bakın, başkalarının işine karışmayın!) [Nesai, Ebu Davud]

(Ne mutlu fitneye karışmayana, ne mutlu fitneye maruz kalıp da sabredene!) [Ebu Davud]

(Hadiseler, fitneler, tefrika ve ihtilaflar zuhur edince, katil [öldüren] olmaktan kurtulup, maktül [öldürülen] olabilirsen ol!) [Ebu Nuaym]

(Fitne zamanı evinize girdikleri zaman, Âdem aleyhisselamın, [Maide suresinin 28. âyetinde bildirildiği gibi] "Beni öldürmek için sen bana elini uzatırsan da, seni öldürmek için ben sana elimi uzatmam" diyen oğlu [Habil] gibi ol!) [Ebu Davud, Tirmizi]

(Fitne zamanı evlerinizden ayrılmayın! Oklarınızı kırın, yaylarınızı kesin! Âdem aleyhisselamın oğlu [Habil] gibi olun!) [Ebu Davud, Tirmizi]

(İnsanın fitneden selamet kalması, evine kapanıp kalması ile mümkün olur.) [Deylemi]

(Fitne, fırtına gibi insanları savurduğu zaman, âlim ilmi ile, kendini fitneden korur.) [Ebu Nuaym]

Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

07 Ekim 2010, 20:25:53
H-u-r-i-y-e

Etkin Üye

**


Üye No : 14485

Nerden :

Konu  : 24

Mesaj : 120


23 Mesajýna Toplam
38 Kere Teþekkür Edildi
Offline
« Yanıtla #6 : 07 Ekim 2010, 20:25:53 »

Fitnenin çeşitliliğine göre zararları da büyüklük veya farklılık arz eder Tarihi süreç içinde Müslümanlar arasında etkili olan fitneler olmuştur Elbette bunların zarar ve etkileri de o nispette büyük ve kalıcıdır Meselâ İslâm tarihinde fitnenin en önemli başlangıç noktası kabul edilen ve HzOsman’ın şehid edilmesi çerçevesinde cereyan eden üzücü olaylar o günden beri etkisini sürdürmüştür Bu olayları fırsat bilen İslâm düşmanları, Müslümanları sürekli birbirlerine düşürmesini başarmıştır

Bir ülke veya toplumda ortaya çıkan fitne, çoğu zaman o ülkenin parçalanmasına ve o toplumun da perişan veya yok olmasına sebebiyet vermiştir Tarih bunun ibret verici örnekleriyle doludur Küçük bir topluluk ve hatta bir aile içerisinde vuku bulan fitne, genellikle o topluluk veya ailenin dağılmasına yol açabilmiş, hem dünya hem de âhiret hayatlarını mahvetmiştir Onun için Kur’an-ı Kerim’de

: وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْل" , " وَالْفِتْنَةُ اشد مِنَ الْقَتْل"

Fitne öldürmekten daha şiddetli,büyük bir suçtur” denmiştir (Bakara, 2/191,217)

Dolayısıyla Müslüman, daima fitneden kaçınmalıdır Fitneden kaçınabilmek için mutlaka yukarıda saydığımız ve fitnenin kaynağını teşkil eden fiil ve davranışlardan sakınmalıdır Aksi takdirde gittikçe çığ gibi büyüyen fitne, suçlu-suçsuz her şeyi ve herkesi yutabilir
Görüldüğü gibi bu hadis-i şerifte, Müslüman hakkında hüsn-i zan beslemenin önemi müminin,mal ve canının korunması gereği ile birlikte dile getirildiği gibi, aynı zamanda bunun Kâbe’ye dahi gösterilmesi gereken saygıdan daha üstün tutulduğu ifade edilmiştir

Hz Peygamber, böylece bütün müslümanları Kâbe’ye saygı gösterirken aynı Kâbe’ye yönelen diger müslüman kardeşleri hakkında kötü zanda bulunmamaları konusunda uyarmaktadır Zira Kâbe’nin temsil ettiği kible birliğinin en önemli gayelerinden biri de müslümanların birlik ve beraberliklerinin sağlamasıdır Su-i zan ve benzeri davranışların sonucu ise müslümanların birlik ve beraberliklerinin bozulmasıdırBu da Kâbenin hikmet-i vücuduna aykırıdır


Logged
H-u-r-i-y-e Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: Nakş-ı Gül (08 Ekim 2010, 13:32:57)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Ekim 2010, 13:35:28
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #7 : 08 Ekim 2010, 13:35:28 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

Peygamberimiz (sav) kendinden sonra meydana gelecek ve müslüman toplumun dirlik ve düzenliğini bozacak çeşitli fitnelerden ümmetini sakındırmıştır. Bu fitnelerin özelliklerini de sayarak bunları ümmetine tanıtmıştır. Ümmetin birliğini bozan faaliyetler, fırka fırka olmalar, diní ve siyasí çekişmeler, müslümanlar arasında çıkan bağy (azgınlık) gibi olaylar, İslâm uğruna çalışma gayretinin azalması, zalim yöneticilerle mücadele edilmesi gerekirken onlara dalkavukluk yapılması, din bağının zayıflaması, dinden dönmelerin artması birer fitnedir.

Fitne zamanında bereket azalır, salih ameller az yapılır, aç gözlülük artar, çıkar ve kan davaları sürüp gider, diní konularda cahillik yaygınlaşır, can ce mal güvenliği kalmaz. İnsanlar arasındaki güven kaybolur, hak ve hukuka riayet edilmez. Hatta öldüren niçin öldürdüğünü, ölen de niçin öldüğünü bilmeyecek kadar her şey birbirine karışır. Haklı haksız belli olamz, anarşi, kaos, huzursuzluk ve emniyetsizlik alıp başını gider.

Böyle bir fitne ortamında mü’minlere düşen fitnelere karışmadan, gücü yetiyorsa fitneyi önlemeye çalışmak, yetmiyorsa bir kenara çekilip mü’minlerin hayrına dua etmek, ya da fitneyi ve fitneye bulaşma tehlikesi olan işleri terketmektir.

Ebu Musa el-Eş’arí’nin rivayetine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: “Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler meydana gelecek. Kişi o fitnelerde mü’min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü’min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitne zamanında oturan ayakta durandan, ayaktaki yürüyenden, yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun.

Sizden birinizin evine girerlerse Hz. Âdem’in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun öldüren değil).”[1]  Fitneler karşısında dili tutmak (zamanımızda kalemi de tutmak), fitnelerden razı olmamak, fitneye düşenler arasında uzlaştırıcı olmaya çalışmak, kendi yandaşına değil hak ve adalete destek olmak en iyisidir. Mü’minler fitne ortamını Peygamberimizin tariflerinden hareketle tanırlar ve mümkün olduğu kadar kendilerini bu zararlı fitnelerden korumaya çalışırlar.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Ekim 2010, 13:38:04
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #8 : 08 Ekim 2010, 13:38:04 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

Fitneler bazen yavaş yavaş ortaya çıkar. İnsan kimi kez bunun farkında olmayabilir. Bir yere fitne girince de orasını kolay kolay terketmez. İyi düşünmedikleri ve iyi hesap etmedikleri için fitneye bulaşanlar, pek çok zarara uğrarlar ve çoğu zaman fitne içinde olduklarını bile düşünmezler. Fitneler bazen de Din’de grup grup (fırka fırka) olmak yüzünden de çıkabilir.

Herkes kendi görüşünü en doğru kabul eder, başkalarını batılda, yanlışta ve sapıklıkta görürse müslüman cemaat arasına fitne girmiş demektir. Bunun sebebi kimilerinin grubunu veya cemaatini, o gruba ait görüş ve prensipleri Din’in önüne koymasıdır.

Bu hataya düşenler bundan sonra başkalarına ‘öteki’ gözüyle bakmaya başlarlar. Bu yanlış bakış açısından da anlaşmazlıklar, fitneler ve  kavgalar doğar. Bundan dolayı hiç kimse bağlı bulunduğu grubu, cemaati, hizbi Din’in ilkelerinin önüne koymamalıdır. Fitne zamanında yalan artar, ilmin getirdiği ölçüler dinlenilmez, gerçekler bir işe yaramaz. İlim ve gerçekler çok rahatlıkla istismar edilir, hatta fitneyi artırıcı bir şekilde kullanılır. Herkes kendi görüşünü doğru kabul eder ve onu gözü kara bir şekilde savunur.

Fitneye bulaşanlar için din ve onun hükümleri lafta kalır. Kişilere ve gruplara cahillik yön verir, akl-ı selimden çok heva’lara uyulur. Fitneye düşenlerin hedefleri belli değildir. Kör kuyuya taş atanlar gibidirler. Fitne zamanında diní hükümler ile fitneye yön veren güçler arasında derin bir uçurum meydana gelir. Bu bir anlamda zorba güçlerin müslümanların yönetimini ellerine geçirip İslâmı ve onun hükümlerini yürürlükten kaldırmalarıdır.

Onlar, insanlara dinin emir ve yasaklarının zor olduğunu aşılarlar. Dinden dönmeyi teşvik ederler ve bunun alt yapısını hazırlarlar.  İnsanlar zengin olsa bile ALLAH yoluda harcama ahlâkı azalır. Asaletli ve yüce karakterli insanların sözü dinlenmez. Meydan adi ve kötü kimselere kalır. Siyaseten (sözde gerektiği için) değerlere  hücum edilir, haysiyetlere dokunulur, belki canlara bile kıyılır.

Böyle bir ortamda hak ve adaletten yana olanlar, şeref ve haysiyetine değer verenler ile İslâm’a gönül verenler; ölümün yaşamaktan daha hayırlı olduğunu düşünürler. Bugün mü’minlerin karşılaştıkları bütün güçlükler ve ellerinde bulunan bütün ni’metler ve imkanlar birer fitne-deneme sebebidir.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Ekim 2010, 13:39:02
Nakş-ı Gül

Administrator

Onursal Üye

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6727

Mesaj : 29284


5074 Mesajýna Toplam
7477 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline
« Yanıtla #9 : 08 Ekim 2010, 13:39:02 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Fitne "

Günümüzde, eskiye oranla insanların ellerinde daha fazla imkan ve eşya var, daha fazla ni’metlere sahipler. Eskiden karşılaşılan pek çok zorluklar ve darlıklar giderek azaldı. İşte bütün bu imkanlar ve ni’metler birer fitne-imtihan’dır. Bazı müslümanların karşılaştıkları baskılar, işkenceler, zulümler, haksızlıklar birer fitnedir.

Müslüman ülkelerin zorbalar, diktatörler, tağutlar, zalimler veya zulüm düzenleri tarafından ele geçirilmesi bir fitnedir. Onurlu mü’minlerin bu zorbalarla ve zalimlerle mücadele zorunda kalmaları kendileri hakkında bir fitnedir, sınav sebebidir. Özellikle modern toplumlarda ortaya çıkan ve  giderek bütün dünyaya yayılan;  şirk, ilhad, ahlâksızlık, sapıklık, sapmalar, isyan ve günah rüzgârları birer fitnedir. 

Müslüman nesillerin karşı karşıya kaldığı inkârcılık, dünyalıklara aşırı derece bağlanma, Din’in emirleri karşısındaki duyarsızlıklar birer fitnedir. Müslümanların bölünmüşlüğü, fırka fırka olmaları, aralarındaki çekişmeler, müslüman ülkeler arasındaki yapay sınırlar birer fitnedir. Her bir müslüman; içinde bulunduğu şarta, elindeki ni’mete ve karşılaştığı güçlüğe göre fitneye uğratılıyor, denemeye tabi tutuluyor.

Müslümana düşen, varlık tablosundaki âyetlerden, oluşlardan ve karşılaştığı denemelerden ibret alması, ALLAH’tan gelen fitneyi kazanmaya çalışması ve bizzat kendisinin fitnelere sebep olmamasıdır. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor: “Ey mü’minler! Öyle bir fitneden sakının ki, o, sizden yalnızca zulmedenlere dokunmaz.

 Bilin ki gerçekten ALLAH, (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.” (Enfal: 8/25)[2]

  [1] Ebu Davud, Fiten: 2, Hadis no: 4259-4262, 4/100,101; Tirmizí, Fiten: 30, Hadis no: 2197, 4/488. Benzeri için bak. Buharí, Müsned, nak. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi: 13/157. [2] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 216-218.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

Tags:

Google Words: Haftanın Konusu " Fitne " Dosyası, Haftanın Konusu " Fitne " Belgesi, Haftanın Konusu " Fitne " Programı, Haftanın Konusu " Fitne " Oyunları, Haftanın Konusu " Fitne " Download, Haftanın Konusu " Fitne " Resimleri, Haftanın Konusu " Fitne " Hikayeleri, Haftanın Konusu " Fitne " Haberleri, Haftanın Konusu " Fitne " İndir, Haftanın Konusu " Fitne " Yükle, Haftanın Konusu " Fitne " Videosu, Haftanın Konusu " Fitne " Arşivi, Haftanın Konusu " Fitne " Albümü, Haftanın Konusu " Fitne " ilahi indir,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Tag | Google Tag | URL List | Recent Topics | Dini Video |
All Rights Reserved. Her Hakkı Saklıdır. ©2007-2010 TASARIM By Maximilyanus

// ]]>

-


Siyah Zemin Theme 2010 Design By goKhaN-c3