f Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "
logo
Kullanıcı Adı
Şifre:

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " oyunları, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " programı, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " oyunu indir, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " program yükle, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " download, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " hikayeleri, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " resimleri, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " haber, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " yükle, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " videosu, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " msn eklentisi, şarkı sözleri
Cevap SayısıCevap Sayısı: 13 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 835 defa
Konuyu Görüntüleyenler

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "  (Okunma Sayısı 835 defa)
 
08 Eylül 2010, 00:55:42
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« : 08 Eylül 2010, 00:55:42 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Değerli Müminler!

Bayram, Cenab-ı Hakk’ın müslümanlara ihsan ettiği büyük bir lütuftur. Bu bayramın, aziz milletimiz ve bütün İslâm âlemi için hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan dilerim.

İbadet ve hayırların, ALLAH katında en çok kabule şayan olduğu ramazan ayı boyunca, Rabbimize karşı kulluk görevlerimizi, gücümüz yettiğince yerine getirmeye çalıştık. İrademizi güçlendiren, nefsimizi terbiye eden orucu, ALLAH rızası için hem bedenimizle hem ruhumuzla tutmaya gayret ettik. Yüce Mevlâ’ya kul olmanın şuuru içinde, günahlarımızdan tövbe ve istiğfar ettik. Kalplerimizi kötülüklerden arındırmasını Yüce Mevlâ’dan istedik. İnşALLAH “Temizlenen, Rabbinin adını anıp O’na kulluk eden kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir” [1] meâlindeki âyetin müjdesine layık ve mazhar olmuşuzdur.

Muhterem Müslümanlar!

Ramazan ayının sonunda müminler; bayramı, engin bir sevinçle karşılarlar. Bayram süresince birbirlerini ziyaret ve tebrik ederek, dostluklarını pekiştirirler. Birbirlerine hediye sunar, ikramda bulunurlar. Zira müslüman inanır ki, “Farz ibadetlerden sonra, ALLAH katında amellerin en faziletlisi, müslümanı sevindirmektir” [2]. Sevgili Peygamberimiz böyle söylüyor.

Müslümanlar, bayram vesilesiyle Cenab-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine nail olabilmek için, iyilikte, hayırda ve yardımlaşmada birbirleriyle yarışırlar.

Zira müslüman inanır ki bayramlar, dinî heyecanın yanında, sosyal huzurun gelişmesine ve millî dayanışmanın pekişmesine de vesile olan en güzel fırsatlardır. Bu itibarla, müslümanlar zekat ve fitre gibi hayırlarını bayramdan önce dağıtmaya önem verirler. Böylece zenginiyle, fakiriyle bütün müminlerin huzur içerisinde bir bayram geçirmelerine katkı sağlarlar.

Kıymetli Müminler!

Bayramlarda herkes neşeli olur. Ancak çocuklar, büyüklerden daha çok sevinç ve heyecan duyarlar. Bu sebeple onlarla, böyle günlerde daha çok ilgilenmeliyiz. Onları mutlu edebilmek için, gerekli fedakarlığı göstermeliyiz. Dinî ve millî adetlerimizi onlara da öğretmeliyiz. Bu arada birbirimize karşı olan sevgi ve saygımızı daha da artırmalıyız, kırgınlık ve küskünlüklere son vermeliyiz. İslâm’ın sevgi, saygı, barış ve bağış dini olduğunu unutmamalıyız. Milletçe dost geçinmeye, hoş geçinmeye azmetmeliyiz.

Sevgili Peygamberimizin de bildirdiği gibi birlikte rahmet, ayrılıkta felaket olduğunu unutmamalıyız. Bu arada, ramazanda kazandığımız iyi ve güzel alışkanlıklarımızı devam ettirmeliyiz. Ramazandan sonra da kötü huy ve davranışlara da tekrar dönmemeliyiz.

Aziz Kardeşlerim!

Yeni bir bayrama kavuşturduğu için Rabbimize şükrediyoruz. Bu vesileyle bütün din kardeşlerimizin ramazan bayramını en kalbî duygularla tebrik eder, Cenâb-ı Hakk’ın yardım ve mağfiretini niyaz ederim.

[1] A’la, 87/14-15.
[2] Fethü’l- Kebîr, c. I, s. 46.

M. Zeki KURUN
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: hasret (09 Eylül 2010, 18:49:19)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Eylül 2010, 00:59:54
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #1 : 08 Eylül 2010, 00:59:54 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Bayramın önemi hangimizde ne kadar kaldı



Onun rızasını kazanmak için tutulan oruçların, onun rızasını kazanmak için varılan secdelerin, onun rızasını kazanmak için açılan ellerin, onun rızasını kazanmak için dökülen gözyaşlarının mükafatıdır bayram. Bayramın önemi hangimizde ne kadar kaldı Bayrama kavuşmak, bayrama yetişmek, bayrama ulaşmak bir nimettir anlayana.

Bayramda bayram etmek, bayramlaşmak, bayramlaşmak için ziyaretlerde bulunmak ne hoştur. Hele o kırgınların, dargınların, küslerin barışması. Esas bayram onlara gelir haddizatında. Bayramda barışmanın güzelliğini hissedebilselerdi, barışmak için birbirlerinden habersiz barışmaya koşarlardı.

Hem, alnın günde 5 vakit secdeye değecek, hem orucunu hakkıyla tutmak için çaba göstereceksin, hem de küs durmaya devam edeceksin. Bu işler bu kadar ucuz değil. Kıldığın namazlar, tuttuğun oruçlar kalbini yumuşatamadıysa, aynada dön kendine bir bak, benim yanlışım, benim hatam nerede diye kendine bir sor.

Bir pişmanlık duy, yüreğinde bir ezilme hisset, hele bir gözlerin dolmaya başlasın.Hele bir ağla, korkma… Korkma, ağlamakla adından, şanından hiçbir şey eksilmez. Kalbin yumuşar, kalbin!... Hem ağlatan ağlatmadıkça, zaten ağlayamazsın ya…Küs gitme, kırgın gitme, dargın gitme, borçlu gitme bu üç günlük dünyadan.

İlk adımı atan neden sen olmayasın.Kahrolası gurur ne koydu şimdiye kadar önüne. Dostluk mu, anlayış mı, fedakarlık mı, hoşgörü mü? Elinde nefret kaldı, kıskançlık kaldı, kin kaldı, garez kaldı. Elindekiler kimsenin yüzünü güldürmedi bugüne dek. Devamlı hırsı biledi. Bilenen hırs geçti aklının önüne…

Kaç bayram geçti, barışmak için elin bile uzanmadı. Hani üç günden fazla küs durulmayacaktı. Utanmasan ALLAH affetse bile, ben affetmem diyeceksin neredeyse!...Hani affetmek ve hoş görmek insanlığın şanındandı.

Dil ile gönül birbirine uymadığında, manzara bu oluyor işte. Bu anlattığımız örneğe uygun o kadar çok insan var ki aramızda. Yeminler, şartlar konmuş aralara. Ölürsem salımdan tutmasın, camiye gelmesin, cenaze namazımda bulunmasın gibi bir yığın saçmalık. Bayram kavramının öyle derin bir manası, öyle engin bir hoşgörü dairesi var ki. Ne diller anlatabilir, ne kalemler yazabilir.

Bayram da küslerin, dargınların, kırgınların barışması bir nimettir anlayana. Bu nimet barışanlara özel bir nimettir.
Ne olursanız olun, adınız, mevkiiniz, makamınız, şanınız, şöhretiniz ne olursa olsun bunlar önemli değil.

Bırakın şu şunun ayağına gider mi hikayelerini. Büyüklük mevki ve makamla olmuyor. Büyüklük bağırmak, çağırmakla olmuyor. Büyüklük herkese tepeden bakmakla hiç olmuyor. İlk adımı atan büyüktür. Hoşgörü sahibi olan büyüktür. Pişmanlığı yüreğinde ilk hisseden, yüreği ilk ezilen büyüktür.

Büyüklük, büyüklük duygusunu hazmetmektir.

Bayram sevinç günüdür.

Bayram neşe günüdür.

Kadrini-kıymetini bilmemiz gereken günlerdir bayram günleri. Barış dolu, huzur dulu, mutluluk dolu bir bayram geçirmeniz dileğiyle.
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: hasret (09 Eylül 2010, 18:49:24)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Eylül 2010, 01:03:16
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #2 : 08 Eylül 2010, 01:03:16 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

İhya etmeye çalıştığımız üç aylar ve mübarek kandil gecelerinin ardından gelen ramazan ayının da sonuna ulaştık. Bu kutsal zamanlara ait güzellikler ile tuttuğumuz oruçların manevi bir getirisi olan feyz ve bereket yağmurlarını da böylece geride bırakmış bulunuyoruz. Ramazan ayı boyunca manevi bir disiplin içinde oruç tutmak ve sabır imtihanından yüz akı ile çıkmak, ancak nefsle yürütülen kararlı bir mücadelenin sonucunda mümkün olmaktadır.

     İşte bayramın bizler için ifade ettiği hikmet ve mana, bahsedilen mücadelenin zaferle sonuçlanan bir finali niteliğindedir. Bu kıymetli zamanları değerlendirmenin bahtiyarlığı ve ramazan ayının sonunda hissedilen tatlı bir yorgunlukla beraber tüm müslümanlar, bayram etmeyi hak etmiş olmanın manevi coşkusuna da ulaşmış bulunuyorlar…

     Tarihi süreç içerisinde, maddi ve manevi yönü olan ramazanlar, bayramlar ve tüm özel günlerin, gerek fert ve gerekse toplum hayatında çok önemli bir yeri ve eşsiz değeri vardır. Bayramlar, her millette görülen ve toplumun bütün fertleri tarafından benimsenmiş, tüm halkın katılım ve kabulü sağlanarak kutladığımız ortak değerlerimizdendir. Bütün bayramların dini ve milli bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir inanç, gelenek yada duygulardan doğduğu bilinmektedir. Nitekim bu hususta Sevgili Peygamberimiz (S.A.V); “Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir” (1) buyurmuştur.

     Bayramların kutlanma şekli, milletlerin şahsi, sosyal, psikolojik ve ekonomik yapılarıyla doğrudan alâkalıdır. Değerlerini muhafaza etme gayreti içinde olan ülkemizde de bayram kutlamalarının önemi bir başkadır. Bu günler, ortak sevinç ve neşe günleri, hoşgörü, kaynaşma, dayanışma, sevgi ve saygının doruk noktasına ulaştığı müstesna zaman dilimleri olarak değerlendirilir. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıları içerisinde bunalan, bitkin ve yorgun hale gelen insanlar, bayram vesilesiyle yeniden motive olmakta, dinamizm ve zindelik kazanarak huzura kavuşturmaktadır.

     Bu özel günler, manevi ve milli değerlerimizin güçlenmesine, birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesine ve yardımlaşma ruhunun artmasına vesile olur. Dargınlık, düşmanlık, çekişme ve aramızdaki ayrılıkların giderilmesine, toplum bünyesindeki yaraların sarılmasına, akraba, komşu ve büyüklerin ziyaret edilmesine, fakir, yetim ve kimsesizlerin gözetilmesine, çocukların sevindirilmesine, kısacası her türlü İslami, insani ve ahlaki değerlerin kazanılmasına vesile olan özel zamanlardandır.

     Günümüzde dini ve mili yönü birleştirilerek bir bütünlük içinde kutlanan, aynı kökten beslenen, ancak giderek işlevleriyle ve anlamlarıyla farklılaşan, uzun bir hikayesi vardır bayramlarımızın. Zamanı biçimlendiren takvimin değişim sürecinden etkilenen Bayram kutlamalarımız da bu değişimden nasibini almıştır.

     Çünkü, bayram kutlamaları, bu günlerin ruhuna uygun bir şekilde olmaktan git gide uzaklaşmaktadır. Eski zamanlarda olduğu gibi duygu yoğunluğu ve coşku ile geçirilmek istense de sadece akraba ziyaretleriyle ve adeta protokolvari bayramlaşmalarla sınırlı kalmaktadır. Artık, bir bayram olarak değil, özel tatil iznine dönüştürülmüş haliyle tatil köylerinde, turizm mekanlarında ve yıldızlı otellerde zaman geçirilerek bayramlarımız değersizleştirilmektedir… Hal böyle olunca bayramın gerçek manasından uzaklaşılmakta, bir ibadet olma özelliği ve sosyal açıdan taşımakta olduğu anlamı da zayıflamaktadır.

     Teknolojinin günlük hayatımıza her geçen gün biraz daha yerleşmesiyle oluşan duygu kaybı, yerini mekanikleşmeye bırakmıştır. Kapitalist yaklaşımın ve maddeciliğin toplumu parçalara böldüğü, bireyciliği ve bencilliği körüklediği günümüzde bu türden değerler, maneviyatına, kültürüne ve değerlerine sahip çıkamayanlar için maalesef yukarıda bahsedildiği şekilde tatil yapmaya dönüşmüştür. Bizzat yapılan ziyaretler terkedilmiş, yerini telefon veya cep mesaj servislerinden gönderilen mekanik SMS’ lere bırakmıştır. Bu türde bayramlaşanlar olduğu gibi, ramazan bayramının ruhuna uygun olarak kutlama çabası içinde olanları da görmezden gelmek haksızlık olur. Peygamber Efendimiz (sav); Medinelilere özgü olan ve cahiliye dönemine ait adetlerin bulunduğu bayram yerine İslam’ın iki bayramını haber vermiş ; “ALLAHü Teala size, kutladığınız bu iki bayramın yerine, daha hayırlısını, Ramazan ve Kurban bayramını hediye etti” (2) diye emretmişlerdir.

    Ramazan ayı boyunca oruçlar tutularak arefe gününe ulaşıldığında; herkeste bir tatlı telaş başlar. Oruç ayını sağlık ve huzur içinde tamamlamanın, bol bol yapılan ibadetlerin, verilen sadakaların, hayır ve hasenatın eş, dost, yakın, uzak bir çok kişinin davet edildiği iftar yemeklerinin, haklı sevinci yaşanır bu günde. Bayram sabahının gelişi iple çekilir. Bayrama has yapılan kıyafet, şeker, lokum ve tatlı gibi çeşitli alışverişler ayrı bir heyecan katar teneffüs ettiğimiz havaya...

    Ebediyete uğurladığımız yakınlarımızın hatırlanması ile hayatın faniliği bir kez daha hissedilir mezarlık ziyaretlerinde !.. Ramazan süresince okunan Kuranı Kerim tilavetleri hatimle sonlandırılır ve hatim dualarıyla şenlenir evler ve camilerimiz. Böylelikle geçen yıllarda aramızda olduğu halde bu yıl ki bayrama yetişemeyen ebediyete uğurladığımız büyük ve yakınlarımız, fatihalar hediye edilerek anılır bir kez daha...

   "Bayram temizliği" denen özel bir çalışmayla bir başka aydınlanır yuvalarımız. Annelerimizin, bayram için kendi elleriyle hazırladıkları tatlı çeşitleri, börekler, sarmalar ve yöresel yemekler, bir bir süsler mutfakları...

    Gönüller Efendisi (sav) ; “Sevabını ALLAH’tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.” (3) buyurmaktadır. İşte Müslümanlar arefe gecelerinde, Efendimiz’in (sav)’ tavsiyesine kulak verip, gece ibadeti yapmak suretiyle karşılar bayramını..

    Ülkemizin çeşitli bölgelerinde de bayram şenlikleri ve eğlenceleri ile toplu tören ve merasimler tertiplenmektedir. Bu kutlama şekilleri, birlik ve beraberlik ruhunun en güzel örneğini sergilemektedir. Bazı yörelerde ise bir gelenek olarak herkese yemek ikramları yapılır. Böylece misafire ikramın ve cömertliğin en güzel örnekleri sunulur. Bu durum aynı zamanda bir bereket ve nimet olarak da nitelendirilir müslümanlar arasında…

    Bazı yerlerde de ev ev gezilerek yapılan toplu gezi ve bayramlaşmalar ile büyüklerin, hasta ve yaşlıların gönülleri alınır bu sevinç günlerinde... Bayram yapamayanlara bayramı yaşatmak, bayramı yaşamak kadar güzeldir insanların iç ve dış dünyasında. Mutlu kalabilmek için mutlu etmesini bilmenin önemi bir kez daha anlaşılır böylelikle bayram ziyaretlerinde..!

    Üç aylar ve ramazan ayı boyunca tutulan oruç ile manevi hayatımıza gelen güzelliklerin devam ettirilmesi, üzerimize bir vazife olarak bayram sonrasında da bizleri beklemektedir…

    Bu vesileyle tüm okuyucularımızın “Ramazan Bayramını” tebrik eder, nice bayramlara birlikte girmeyi temenni ederken, bayramın İslam ve insanlık alemine hayırlara vesile olmasını dilerim.

İsa DİKMENLİ   

KAYNAKLAR:

1- Ebu Davud, Şavm:50; Tirmizi, Savm:59; Nesai, Menasik:195.
2- Süneni Ebu Davud, Salat 239
3- îbni Mace, Siyam: 67
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: hasret (09 Eylül 2010, 18:49:36)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Eylül 2010, 01:07:48
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #3 : 08 Eylül 2010, 01:07:48 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Toplum Barisi Açisindan Bayramin Önemi


Bayram; ALLAH'i bir, Peygamberi bir, Kitabi bir, ayni kibleye yönelen, ayni heyecani tasiyan müslümanlarin sevinçlerini paylastigi mukaddes bir gündür.

Mü'minler; ALLAH'm emrini yerine getirmek maksadiyla, bir ay boyunca imsak vaktinden aksama kadar en tabii haklari olan yemeyi, içmeyi terkederek insani adeta meleklestiren oruç ibadetinin manevi zevkini duyarlar.

''Düsmanla savasin küçük cihat, nefisle savasin büyük cihat'' olarak kabul edildigi bu mücadelede mü'minler büyük bir zafer kazanarak kulluk imtihaninda gösterdikleri basarinin sevincini tasirlar.

Çok mübarek bir gün olan bayramda, kutsal mekanlar olan camilerde topluca ibadet etmenin suuruna eren müslümanlarin arsa yükselen tekbir sesleri, kalblerimizdeki imanin açik bir delili, yanyana gelerek. omuz omuza vererek cemaat halinde kilinan bayram namazlari müslümanlar arasindaki birlik ve beraberligin en güzel göstergesidir.

Yüce ALLAH Kur'an-i Kerim'de:

''Süphesiz mü'minler birbiri ile kardestirler; öyle ise dargin olan kardeslerinizin arasini düzeltin...'' (53) buyurarak bütün müslümanlarin kardes oldugunu bildirmis, birbiri ile dargin olanlar varsa, bunlarin aralarinin düzeltilmesini diger müslümanlara görev olarak vermistir .

Müslümanlarin birlik ve beraberligi üzerine titreyen Sevgili Peygamberimiz de, din kardesligine gölge düsüren davranislardan sakinmanin geregine dikkatimizi çekerek söyle buyurmustur:

''Bir müslümanin din kardesl ile üç günden fazla dargin durmasi helal olmaz." (54)

Darginligin uzun süre devam etmesinin, çok büyük bir günah oldugunu da su sözleri ile ifade etmistir:

''Bir kimse müslüman kardesi ile bir sene küs durursa, onun kanini dökmüs gibi günaha girmis olur.'' (55)

Müslümanlarin arasinin açilmasina ve toplumda birlik ruhunun zayiflamasina sebep olan kin, haset ve düsmanlik duygularini kalplerimizden söküp atarak bunlarin yerine insan sevgisini ve kardeslik duygularini yerlestirip, darginliklara son verdigimiz takdirde, bayram iste o zaman gayesine ulasmis olacaktir.

Dinimiz bütün müslümanlari tek bir vücut olarak kabul eder, insan vücudunun bir tarafinda meydana gelen rahatsizligi vücudun diger kisimlari hissettigi gibi, dünyanin neresinde olursa olsun herhangi bir müslümanin karsilastigi sikintiyi da diger müslümanlarin yüreklerinde hissetmesi gerekir. Bugün en çok muhtaç oldugumuz sey bu suura sahip olmaktir.
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: hasret (09 Eylül 2010, 18:49:45)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Eylül 2010, 01:25:16
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #4 : 08 Eylül 2010, 01:25:16 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Bilindiği gibi, halk arasında “üç aylar” diye anılan “Recebü’l-ferd”, “Şa’bânü’l-muazzam” ve “Ramazânü’l-mübârek” aylarının İslam dininde özel bir yeri vardır. İçerisinde “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve Âdem aleyhisselam’dan beri kıymetli olan Recep ayı ile “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’ban ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş, dört gözle beklenen, ayların sultanı Ramazan ayı da idrak edilmiş . ALLAHü teala, necip milletimizin ve bütün Müslümanların sıhhat ve afiyet içerisinde nice bayramlara kavuşmalarını nasip buyursun.

İctimai yardımlaşma ve dayanışma

Bayramların cemiyet hayatımızda çok özel bir yeri vardır. Çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir huşu içerisinde namazlarını eda ederler. Bayram namazından sonra bütün Müslümanlar birbirlerinin bayramlarını tebrik ederler, daha sonra aile büyükleri, eş-dost, akraba ve komşuları ziyaret ederek, büyüklerin ellerini öpüp dualarını alırlar. Bayramlar sevgi ve saygının artmasına vesile olur.

Yine dini bayramlarımızdaki güzel adetlerimiziden biri de, yetimler, fakirler, garipler ve çocukların sevindirilmesi, yardıma muhtaç kimselere yardım ellerinin uzatılması, ictimai yardımlaşma ve dayanışmanın tezahür etmesidir. Ramazan bayramında fakirlere sadaka-ı fıtır verilmesi, kurban bayramında ise, akrabaya ve komşulara kurban etinden dağıtılması ne kadar hikmetlidir.
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: hasret (09 Eylül 2010, 18:49:54)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

08 Eylül 2010, 01:28:00
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #5 : 08 Eylül 2010, 01:28:00 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Birlik ve beraberliğe vesile...

Dini bayramlar, milletimizin birlik ve beraberliğine ve dargınların, küskünlerin barışmasına vesile olduğu gibi, ölülerimizin bile sevinmelerine sebep olmaktadır. Çünkü kabirler ziyaret edilmekte, ruhlarına Fatiha-i şerife, İhlas-ı şerif, diğer sure ve dualar gönderilmektedir. Bütün dünyada din ve diyanetlerini, ırz ve namuslarını, vatan ve memleketlerini, can ve mallarını müdafaa ederken şehid düşen, bayrama yetişemeyen Müslümanlar da unutulmamakta, onlar için de Kur’an-ı kerim okunup ruhlarına gönderilmektedir. Bayram gün ve geceleri mübarek zamanlardan olduğu için, gazi, mecruh olan, dul ve yetim kalan çocuk, genç ve ihtiyar bütün Müslümanlara da dua edilmektedir.

Gece hafta, Kadir Gecesiyle ilgili makalemizde de belirttiğimiz gibi, ALLAHü teâlâ, kullarına çok acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tevbe, namaz ve oruç gibi ibadetleri kabul edeceğini bildirmiştir. Aslında kulların çok ibadet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır.

Bilindiği üzere, bazı zamanlar benzerlerine nazaran çok daha kudsi, mukaddes ve mübarektir. Üç ayların 3.’sü, kameri ayların ise 9.su olan Ramazan ayı çok kıymetli ve şereflidir.

İyi iş ve ibadet yapanlar...

Ramazan ayında yapılan bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farz ibadetlere verilen sevap gibidir. Bu ayda iyi iş ve ibadet yapanlara bütün sene boyunca da bu işleri yapmak nasip olur. İçerisinde Kur’an-ı kerimin vahyedilmeğe başladığı Kadir gecesi bu ay içindedir ki, o gecenin bin aydan hayırlı olduğu bizzat ALLAHü teâlâ tarafından beyan buyurulmuştur. Kur’an-ı kerim, Resulullah efendimize o gece gelmeye başlamıştır. Kur’an-ı kerimde medhedilen en kıymetli gecedir.

İşte onbir ayın sultanı olan Ramazan ayını bir ganimet bilip, bu fırsatı iyi değerlendirmeye çalıştık. Güzel vatanımıza, asil milletimize elimizden geldiği kadar hizmet etmeye gayret ettik. Milletimizin birliği, vatanımızın dirliği, İslam aleminin huzur ve sükunu ve bütün insanlığın da hidayeti için dualar ettik. Bu ayda, mali ve bedeni ibadetlerin birçoğunu yapma hususunda büyük çabalar harcadık.

Ramazan “yanmak” demektir...

Ramazan kelimesi yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe eden Müslümanların günahları yanar, yok olur. Bundan dolayı da Müslümanlar bayram yaparlar. Nitekim bir hadis-i şerifte buyurulmuştur ki:

“Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu cehennemden azad olmaktır” Yine Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmağı farz, vazife bilir ve orucun sevabını ALLAHü tealadan beklerse, geçmiş günahları afv olur.” Demek ki, ALLAH’ın emri olduğuna inanılarak ve sevap bekleyerek tutulan oruç, günahların affına sebep olmaktadır.

Ramazan-ı şerif ayından sonra gelen Şevval-i şerifin birinci günü Fıtır Bayramı yani Ramazan Bayramı başlamıştır. Bu bayram, ALLAHü tealanın, ümmet-i Muhammed’e ihsan buyurduğu iki dini bayramdan birincisidir.

Müslümanlar, her yıl, Ramazan ayında ve arefe gününde günahları afv edildiği için sevinirler, sürurları avdet eder, tekrar gelir, bundan dolayı “îd” denilmiştir ki, Arapça olan bu kelime Türkçe’de “bayram” demektir. Cenab-ı Hak, hepimizi sıhhat ve afiyet içerisinde nicelerine kavuştursun.
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: hasret (09 Eylül 2010, 18:50:03)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

09 Eylül 2010, 01:44:56
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #6 : 09 Eylül 2010, 01:44:56 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Ramazan Bayramı Nedir? Ramazan Bayramının Önemi


Müslümanların iki büyük bayramından biri. Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç günü müslümanların bayram günleridir. Ramazan bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı “Fıtır bayramı” adı da verilmektedir.

Resulullah (s.a.s) Medine’ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. HzPeygamber Medinelilere özgü olan, cahiliye izleri taşıyan bu bayramların yerine bütün müslümanların sevinip eğleneceği İslâm’ın iki bayramını onlara haber verdi: “ALLAHu Teâlâ size, kutladığınız bu iki bayramın yerine, daha hayırlısını, Ramazan bayramı ile Kurban bayramını hediye etti” (Sünen-i Ebû Dâvud, Salat, 239). Bayram, Ramazan çıkıp bayramın başladığı Şevval hilalini görmekle, havanın bulutlu olması durumunda da Ramazan’ı otuz gün tutmakla başlar. Ramazan’ın yirmi dokuzunda hilal görünürse, ertesi gün Şevval’in biridir ve bayram yapılır (Sünen-i Ebû Dâvud, 3/306).

Ramazan bayramı, bir aylık oruçtan sonra yeme-içmenin ve her türlü helal nimetten yararlanmanın mübah olduğu; müslümanların eğlenip birbirlerini ziyaret ettikleri, hediyeleştikleri; çocukların, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği; kısaca İslâmî kardeşliğin toplumun her kesiminde canlı olarak yaşandığı; bütün bunlarla birlikte ALLAH’a karşı da sorumluluklarının bilinciyle topluca namaz kılıp birbirine nasihat ettikleri sevinç günleridir. Ramazan bayramında yapılması vâcib olan fıtır sadakası vermek, bayram namazı kılmak gibi ibadetlerin yanında sünnet, müstehab olanları da vardır. Ramazan’ın ilk gününde oruç tutmak ise haramdır.

Ramazan bayramı sabahı erken kalkıp bayramın canlılığını hissetmek, diğer günlerden farklı bir gün olduğunu görmek, cünüp olsun olmasın guslederek temiz (mümkünse yeni) elbiseler giymek, pis kokulu yiyeceklerden uzak durmak, ağzı misvaklayıp fırçalamak, güzel kokular sürünmek, saçı-sakalı, tırnakları ve vücudun diğer yerlerindeki kılları sünnete uygun bir şekilde temizleyip düzene koymak, İslâm’ın adabından olan güzel şeylerdir ve müstehabtır.

Ayrıca fertlerin birbirine karşı diğer günlerden daha fazla güleryüzlü davranması, neşeli görünmek, topluca bayram namazına gitmek; namazdan önce varsa hurma, hurma yoksa tatlı bir şey yemek; bunun da bir, üç, beş gibi tekli olmasına dikkat etmek; namaza giderken ALLAH’ı zikretmek, karşılaşılan müslüman kardeşlerle selamlaşıp bayram sevincini paylaşmak, bu günü daha bir anlamlı kılacak davranışlardır ve Hz. Peygamber’in sünnetleridir. Yakın akrabaların birbirini ziyaret edip sorması, ihtiyaç içinde olanlara yardımcı olunması gerekir. Ana-babayı unutmamak, hiç olmazsa bayram günlerinde kendilerini ziyaret edip gönüllerini almak müslüman evlatların terketmemesi gereken dinî bir yükümlülüktür.

Zengin olunsun fakir olunsun, bayram gününde güç yettiğince sadaka vermek, daha fazla müslümanla karşılaşıp sevinci paylaşmak için namaza gidilen yoldan gelmeyip başka bir yoldan dönmek sünnettir. Sadakaların dışında, üzerlerine vâcib olan müslümanlar, bayram namazından önce “fitre” adı verilen fıtır sadakalarını verirler. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre sadaka-i fıtır farz, Hanefi mezhebine göre vâcibdir (Tecrid-i Sarih, Tercümesi, 367). Bayram namazından sonra müslümanların birbirleriyle bayramlaşıp musâfaha yapmaları, kucaklaşmaları İslâm’ın hoş karşıladığı güzel geleneklerdir.

Sabah namazından sonra bayram namazına kadar hiç bir namaz kılınmaz. Bu konuda İbn Abbâs’tan gelen bir rivâyet şöyledir: “Nebiyyi Ekrem (s.a.s) fıtır bayramı günü yalnız iki rekât kıldırıp ondan evvel de sonra da hiç bir namaz kılmadı…” (Tecrid-i Sarih Tercümesi III, 174).

Bayram namazının cami-mescid gibi kapalı yerler yerine açık alanda, geniş ve düz bir meydanda kılınması sünnettir. Medine’ye bin arşın uzaklıkta bir yer vardı ki buraya “Musallâ” adı verilmişti. Bayram namazları da burada kılınırdı. Ebû Saîd el-Hudrî diyor ki: “Resulullah fıtır bayramı ile kurban bayramı günlerinde Musallâ’ya çıkardı. İlk başladığı şey namaz olurdu. Sonra namazdan çıkıp, cemaat saflarında otururken ayakta onlara dönüp vaaz eder ve istediklerini tavsiyede bulunurdu. Abdullah b. Sâib şöyle anlatır: “Resulullah (s.a.s) ile bayram namazında bulundum. Namazı bitirince; Biz hutbe okuyacağız, dinlemek isteyen otursun dinlesin, gitmek isteyen de gidebilir” buyurdu (Ebu Davud II, 225).

Bayram namazlarında ezan okunmaz. Bu konuyla ilgili pek çok hadis vardır. Ancak, halkın namazı kaçırmaması için çağrı yapılabileceği yönünde mürsel hadisler de vardır. Örneğin, “Resulullah, bayramlarda essalâtü câmiah (Topluca namaz kılmaya buyrunuz) diye nidâ etmeyi müezzine emir buyurmuşlardır… Dolayısıyla bu rivâyeti kabul edip ‘namaza gelin’ gibi sözlerle namaza çağırmak mekruh olmaz. Ancak “Hayyaalessalah” gibi ezan cümleleriyle nidâ edilirse bu mekruh olur” (Tecrid-i Sarih, III, 181) diyen âlimler de vardır.

Fedakar KIZMAZ

Şamil İslam Ansiklopedisi
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: hasret (09 Eylül 2010, 18:50:12)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

10 Eylül 2010, 00:08:09
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #7 : 10 Eylül 2010, 00:08:09 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Bayramda nelerin yapılması sünnettir?


•    Erken kalkmak

•    Gusletmek

•    Misvak kullanmak

•    Güzel koku sürünmek

•    Yüzük takmak

•    Bayram namazına giderken (sayıca tek olarak, 1,3,5 gibi) hurma yemek

•    Bayram namazına yaya olarak gitmek

•    Bayram namazına gidiş ve dönüşte farklı yollardan gitmek

•    Sevindiğini belli etmek (asık yüzle bulunmamak)

•    Fıtr sadakası vermek

•    Akrabaları ziyaret etmek

•    Büyükleri ziyaret etmek (ilim öğrenilen kişiler, manen büyük kimseler gibi)

•    Yaşlıları ziyaret etmek

•    Kabir ziyaretinde bulunmak

•    Hususen çocuklarla ilgilenmek onları sevmek, sevindirmek ve neşelendirmek

•    Dargınlıkların giderilmesi

•    Kardeşlik duygularının kuvvetlendirilmesi

Bunlarla beraber; bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıklanmasına sebep olacak meşru dairede olan ve günah unsurları taşımayan oyun ve eğlenceler caizdir. (Müslim) (Camiü’s-Sağir)

Kaynak: Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.sorusorcevapbul.com

Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

10 Eylül 2010, 00:10:29
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #8 : 10 Eylül 2010, 00:10:29 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Bayramın ALLAH (cc) katındaki kıymeti nedir?


Hadis-i şeriflerden ALLAH (cc) katında bayram gecesi ve gününün kıymetinin yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

“ALLAH, Ramazan ve Kurban bayramı günlerinde yeryüzünde rahmetiyle tecelli eder. Öyle ise namaz ve ziyaret için evlerden dışarıya çıkın ki, rahmet size dokunsun." (İbn-i Asakir)

Peki bayramın kıymetini idrak ve feyzinden istifade edebilmek için neler tavsiye edilmiştir?

Bayram gecesi ibadet edin

Peygamber Efendimiz (asm) bayramdan bir gün önceki geceyi ibadetle geçirenin kalbinin ölmeyeceğini buyurmuşlardır.

“Kim Ramazan ve Kurban Bayramı gecelerini sadece ALLAH’tan sevap almayı umarak ibadet ve taatle geçirirse, kalplerin öleceği gün onun kalbi ölmez.” (İbn-i Mace)

Bayram sabahı ALLAH’tan dilediğinizi isteyin

Peygamber Efendimiz (asm) oruç ve ibadetlerle temizlenmiş kulların bayram namazında ALLAH'tan dilediklerini istemelerini bildirmiştir.

“Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, ALLAH-ü Teâlâ, meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. ALLAH-ü Teâlâ da, “Siz şahit olun ki, ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur” (Beyhaki)

Bayram günü sevinçli olun

Bayram günü müminlerin ALLAH’a olan itaatlerine bir mükâfat günüdür. ALLAH’a itaat edenlerin günahları affolunmuş ve onlara bayram hediye edilmiştir. Demek ki bayram ALLAH'a itaat edenler içindir. Tuttuğu oruç ve yaptığı ibadetlerle ALLAH'ın rızasını kazanmış, günahları dökülmüş olan kimse ALLAH’ın hediyesi olan bayram günü sevinç ve sürur içindedir.

“Ramazan Bayramı günü olunca melekler, yollara durup:

"Ey Müslümanlar Topluluğu! Cömert olan Rabbinize koşunuz, o iyilik eder ve bol ihsanda bulunur. Siz gece ibadet etmekle emredildiniz, yaptınız, gündüz oruç tutulmakla emredildiniz, tutunuz ve Rabbinize itaat ettiniz, mükâfatınızı alınız" diye seslenirler.

Onlar namazı kılınca bir münadi şöyle seslenir:

"İyi dinleyiniz, Rabbiniz sizi bağışladı. Evlerinize, doğru yolu bulmuş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün gökte “mükâfat günü” olarak isimlendirilir." (Taberani) 

Bayram günü dışarı çıkın

Peygamber Efendimiz (asm) ALLAH’ın Bayram günü yeryüzüne rahmetiyle tecelli edeceğini bildirmiştir.

“ALLAH, Ramazan ve Kurban bayramı günlerinde yeryüzünde rahmetiyle tecelli eder. Öyle ise namaz ve ziyaret için evlerden dışarıya çıkın ki, rahmet size dokunsun." (İbn-i Asakir)
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

10 Eylül 2010, 00:12:01
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #9 : 10 Eylül 2010, 00:12:01 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi "

Ramazan bayramına şeker bayramı denilebilir mi?


Ramazan Bayramı'nın hadislerde geçen asıl adı, "İydü'I-fıtr" yani “Fıtır bayramı”dır.

Fıtr, oruç açmak, iftar etmek, yemeğe dönmek demektir. Bizde “Fıtır bayramı” yerine “Ramazan bayramı” denilmesinin sebebi bu bayramın Ramazan ayının sonunda olmasındandır.

Fıtır kelimesi “yaratılış” anlamına da gelmektedir.

Bu anlamda, Ramazan ayı bitimindeki bu bayrama “Fıtır bayramı” denmesinin sebebi baş ve bedenin zekâtı sayılan fıtır sadakasının (fitrenin) Ramazan ayı sürecinde verilmesidir. Bu bakış açısıyla Ramazan bayramı aslında ne Ramazan bayramı ne de şeker bayramı değil Sadaka Bayramı'dır.

Fıtır sadakası “Ramazan bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altındaki kişiler için yerine getirmekle yükümlü oldukları malî bir ibadet”tir.

Fıtır bayramında (yani Ramazan bayramında) Fıtır sadakasının verilmesi tutulan oruçların kabulüne ve kabir azabından kurtuluşa vesile olacağı gibi Ramazan ayında işlenmiş boş, çirkin ve kötü sözlerden gelen günah ve kusurlara kefaret hükmüne geçer.

Ramazan-ı Şerif’in bitmesiyle gelen bayrama; Ramazan bayramı, Fıtır bayramı, Sadaka bayramı denmesi bu bayramın manevi ve dini anlamıyla bütünleşmektedir. Fakat şeker bayramı ifadesi bu mukaddes bayramın ne ALLAH (cc) ne de kullar için olan kıymetini anlatmaktan uzaktır.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

Tags:

Google Words: Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Dosyası, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Belgesi, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Programı, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Oyunları, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Download, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Resimleri, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Hikayeleri, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Haberleri, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " İndir, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Yükle, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Videosu, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Arşivi, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " Albümü, Haftanın Konusu " Bayram ve Önemi " ilahi indir,
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Tag | Google Tag | URL List | Recent Topics | Dini Video |
All Rights Reserved. Her Hakkı Saklıdır. ©2007-2010 TASARIM By Maximilyanus
Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengarenk MC Theme By Burak
islami forum, islami nesil, islaminesil, islam, ilahiler, ilahi indir, google tagged, islamiforum, ilahi mp3, islamiyet, muslim, islamic, wallpaper,islamic wallpaper, dinimiz, muslim generation
Bu Sayfa 0.361 Saniyede 53 Sorgu ile Oluşturuldu