f Haftanın Konusu " Affedici olabilmek "
logo
Kullanıcı Adı
Şifre:

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " oyunları, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " programı, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " oyunu indir, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " program yükle, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " download, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " hikayeleri, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " resimleri, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " haber, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " yükle, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " videosu, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " msn eklentisi, şarkı sözleri
Cevap SayısıCevap Sayısı: 7 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 639 defa
Konuyu Görüntüleyenler

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Haftanın Konusu " Affedici olabilmek "  (Okunma Sayısı 639 defa)
 
26 Nisan 2010, 11:20:21
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« : 26 Nisan 2010, 11:20:21 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Affedici olabilmek  "

Yüce ALLAH, sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. ALLAH’ın affedici -Afüvv- sıfatı insanlar için çok büyük bir nimettir. Çünkü insan, hayatı boyunca pek çok hata yapar. Ancak ALLAH, sonsuz merhameti ile insanlara her zaman hatalarından dolayı bağışlanma dileme ve tevbe edebilme imkanı tanır. ALLAH, bir ayetinde şöyle buyurur:

‘Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra ALLAH'tan bağışlanma dilerse ALLAH'ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur.’ (Nisa Suresi, 110)

İnsanları ALLAH’ın yolundan alıkoymak için elinden geleni yapan şeytan, hata yapmaya yatkın olan insan için oldukça büyük bir tehlikedir. Şeytanın arkası kesilmeyen telkinleriyle günaha giren insanların, ALLAH’ın affeden sıfatını akıllarından çıkarmamaları gerekir. Çünkü şeytanın bir telkini de ‘artık çok geç, sen günahkarsın’ dır. Bu telkine inanan insan asla bağışlanmayacağını ve her şeyin bittiğini düşünür. Böylece hayatına ALLAH’ın istediği gibi değil, şeytanın yönlendirdiği şekilde devam eder ki, bunun sonucunda sonsuz cehennem azabı vardır.

Oysa ALLAH, samimi bir şekilde bağışlanma dileyen ve tevbe eden kullarını bağışlayacağını pek çok Kuran ayetinde bildirmektedir. ‘Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz ALLAH onun tevbesini kabul eder. Muhakkak ALLAH, bağışlayandır, esirgeyendir.’ (Maide Suresi, 39)

Ancak bağışlanma dileyen insanların samimi olmaları ve aynı hatayı tekrarlamamaları çok önemlidir. Kuran’da geçen ‘ALLAH'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte ALLAH, böylelerinin tevbelerini kabul eder. ALLAH, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi, 17)

Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa Suresi, 18) ayetlerinden de anlayacağımız gibi işlenen günahın hemen ardından pişmanlıkla edilen tevbeler kabul edilecek, ölüm anında edilen tevbeler ise kabul edilmeyecektir.

Sonsuz merhamet sahibi ALLAH, Kuran’da insanlara birbirlerine karşı affedici olmalarını öğütlemiştir. "... affetsinler ve hoşgörsünler. ALLAH'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? ALLAH, bağışlayandır, esirgeyendir." (Nur Suresi, 22) Her şeyin ALLAH'ın kontrolünde gerçekleştiğini bilen müminler, olaylar karşısında tevekküllü davranır ve kişisel tepki göstermezler, affedici olurlar. Affediciliklerinde her hangi bir sınır yoktur. Toplumda çokça konuşulan ‘Bir kereye mahsus affetme’ mantığı müminler için geçerli değildir. Oysaki Kuran ahlakından uzak yaşayan bir kimsenin hoşgörüsünün ve affediciliğinin bir tahammül sınırı vardır. ‘Bardağı taşıran son damlayla’ bu sınır aşılır.

Affetmenin Faydaları

Affetmek sadece, insanların ilişkilerinde olumlu etkiler oluşturmakla kalmaz aynı zamanda insanın sağlığına da fayda sağlar. Uzmanlar öfkesini kontrol edebilen ve öfke duyduğu kişiyi affedebilen kimselerin ruhen ve bedenen daha sağlıklı olduklarını ve hayata daha pozitif bakabildiklerini ifade etmektedirler. Konuyla ilgili araştırma yapan Frederic Luskin, 260 kişi arasında yaptığı araştırmasında deneklere affetmeyi öğretmeye çalışmıştır. Deneye katılan kişilerin kendilerine zarar veren kimseleri affettikten sonra daha az acı çektiklerini, ruhsal ve bedensel olarak rahatladıklarını ve strese bağlı olarak gelişen ağrıların da iyileştiğini gözlemlemiştir.

Amerikan Kalp Derneğinin 2000 yılında yaptığı bir araştırmada ise, öfkeye eğilimi olan bir insanın en az eğilimli olan insanlardan üç kat daha fazla kalp krizine yakalanma olasılığına sahip olduğu tespit edilmiştir.

İnsanın bir olaya takılıp kalması ve her aklına geldiğinde sıkıntı duyması kuşkusuz vücutta çeşitli olumsuz reaksiyonlara sebep olur. Oysa bütün olayların ALLAH’ın kontrolünde gerçekleştiğini bilen insan için öfke duymak, üzülmek, stres yaşamak doğru bir davranış değildir. Kadere teslim olan mümin için en güzeli affetmek ve teslim olmaktır. ‘Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. ALLAH, iyilik yapanları sever.’ (Ali İmran Suresi, 134)

ALLAH’ın kullarına öğütlediği bu güzel ahlak tüm insanlar tarafından uygulandığı takdirde sadece sağlıklı bir insana değil huzurlu ve mutlu bir topluma kavuşuruz.

Yazan Altuğ ÖZTÜRK
Logged
Nakş-ı Gül Nickli Üyemize Teþekkür Eden Kullanýcý: uhde (26 Nisan 2010, 12:18:21)
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

26 Nisan 2010, 13:33:58
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #1 : 26 Nisan 2010, 13:33:58 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Affedici olabilmek  "

İslam'da Affedicilik ve Hoşgörü - 1

Dini vecibelerimi tam olarak yerine getirmeye ve İslam'ı daha iyi öğrenmeye karar verdiğimde en çok dikkatimi çeken konulardan biri de, Kuran-ı Kerim'in önemle üzerinde durduğu ve detaylı olarak anlattığı "affedicilik ve hoşgörü " konusu oldu.

Hepimizin bildiği gibi, dinin tam olarak yaşanmadığı toplum modellerinde, yapılan hiçbir hata affedilmez ve hoşgörülmez. Hatta hatanın büyüklüğüne göre, hata yapan kişiye olan bakış açısı değişir, ona verilen değer azalır, fikirlerine hürmet edilmez; adeta diğer insanlar arasında küçülür.

Cahiliye toplumlarının bir başka ana özelliği de intikamdır. Böyle toplumlarda geçerli olan kriterler şahsi çıkar ve menfaatler olduğu için herkes kendi aleyhinde gördüğü her hareketin intikamını şu ya da bu şekilde almaya çalışır. Bu yolda her biri kendi metodlarını uygular ve yapacağı her hareketi en doğal hakkı sayar.

Biraz önce de belirttiğim gibi, "orman kanunu"nu andıran bu sistem, ancak cahil insanların oluşturduğu bir toplumda geçerli olabilir. İslam'i şuurun tam olarak geliştiği bir toplumda böyle bir ahlaki yapı olması imkansızdır. Bilakis dinimiz, asırlardır hoşgörülü ve merhametli yapısıyla tanınmış, müslümanlar her zaman dönemlerinin en adil, en şefkatli kişileri olmuşlardır. Hatta İslamiyet'in bu özelliği yüzyıllarca çeşitli toplumların birarada yönetilmesinde önemli rol oynamıştır.

Benim de Kuran-ı Kerim'de okuduğum, Peygamber Efendimiz'in hadislerinden öğrendiğim, dinimizin hoşgörü ve affedicilik dini olmasıdır. Bu seçkin ahlaka ulaşmak için olayları Kuran doğrultusunda düşünerek yorumlamak yeterlidir.

Peygamber Efendimiz: "Kim merhamet etmezse merhamet olunmaz " buyurmuşlardır.

Hiç bir müslüman bilerek ALLAH huzurunda kendini kötü duruma düşürecek ve ahirette kendisi için utanç kaynağı olacak bir hata işlemeyi istemez. Hatanın özelliği bilmeyerek, cahillikten veya unutkanlıktan kaynaklanmasıdır. "...Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma... " (Bakara Suresi, 286)

Mükemmellik ancak Cenab-ı ALLAH'a mahsustur. İnsanların aciz yaratılmalarından dolayı kaçınılmaz olarak hataları olur. İnsanın nefsi zalim, cahil, bencil olarak yaratılmıştır. Ancak müslümanlar ALLAH'ın verdiği vicdanları ve güzel ahlakları sayesinde yaratılıştan gelen bu olumsuz özelliklerle mücadele ederler ve bundan dolayı dünyada ve ahirette çok güzel karşılık alırlar. "Nefse ve ona 'bir düzen içinde' biçim verene, sonra ona fücurunu ve ondan sakınmayı ilham edene... " (Şems Suresi, 7-8)

"Kötülüğün karşılığı onun misli olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse artık onun ecri ALLAH'a aittir. "(Şura Suresi, 40). Kuran-ı Kerim'de bu ayet gibi daha birçok ayet yer almakta ve kötülüğe karşı kötülükle karşılık vermenin müslümanın hakkı olduğunu ancak affetmenin ve ıslah etmenin karşılığının daha fazla olduğunu anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz ise: "Bir kul dünyada bir kulu(n ayıbını) örterse ALLAH da onu(n ayıbını) kıyamet günü örter " buyurmuşlardır.

Affetme ve bağışlama kavramlarının tam olarak anlamını bulabilmesi için önce, müslümanın ayetin ifadesiyle bir 'kötülükle' muhatap olması gerekir. Bu kötülüğün müslümanda meydana getirdiği tepki haklı bir öfke, kızgınlık bile olsa, kasıtlı olarak devam ettirilmediği sürece, ayetin ifadesiyle affedici olmasının ALLAH katında daha makbul tutulduğunu anlıyoruz: "...Öfkelerini yenenler ve insanlardaki (haklarından) bağışlama ile vazgeçenlerdir. ALLAH iyilik yapanları sever. " (Al-i İmran Suresi, 134)

İnsanın bir başkasının hatasına karşı öfke hissi duyması ve şahsi bir intikam hareketi içine girmesi ancak bu yüksek İslam'i gerçekleri gereği gibi kavramamasından kaynaklanır.

Tabii bu yüksek ahlaka ulaşmak, ancak Cenab-ı ALLAH'ın samimi kullarına nasib ettiği bir üstünlüktür. Veli ahlakı olarak da tarif edilen bu ahlak için Kurani gerçekleri kavramak, sabır göstermek, büyük bir olgunluk ve seçkinlik gerekir. "Kim sabreder ve bağışlarsa şüphesiz bu azme değer işlerdendir. " (Şura Suresi, 43)

Kuran-ı Kerim bu konuyu gerek peygamberlerin hayatlarında, gerek kıssalarda gerekse müminlere tavsiye olarak indirilen ayetlerde defalarca vurgulamıştır.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

26 Nisan 2010, 13:36:04
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #2 : 26 Nisan 2010, 13:36:04 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Affedici olabilmek  "

İslam'da Affedicilik ve Hoşgörü - 2

Kuran-ı Kerim'de ve Peygamber Efendimiz'in hadislerinde, müslümanların yapması gereken ibadetler arasında sık sık, tevbe etme ve bağışlanma dilemenin yer aldığını gördüm.

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve ALLAH'ın sınırlarını koruyanlar, sen müminleri müjdele . " (Tevbe Suresi, 112)

Tevbe etmek, bağışlanma dilemek için insanın ancak bir hata işlemiş olması ve bundan dolayı pişmanlık duyması gerekir. Bu kavramlar Kuran-ı Kerim'de yer aldığına göre müslümanın hataları olacak, bunlardan dolayı sıkıntı duyup Cenab-ı ALLAH'ın kendisini bağışlamasını isteyecektir.

"Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, ALLAH'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. ALLAH'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. " (Al-i İmran Suresi, 135)

En önemlisi ALLAH'ın bütün kusurları, hataları affetmeyi bize vaadetmiş olmasıdır. " De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. ALLAH'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz ALLAH bütün günahları bağışlar. Çünkü O bağışlayandır, esirgeyendir. " (Zümer, 53)

Evet, inşaALLAH, Cenab-ı ALLAH bütün günahları bağışlayacaktır. Bunun içinde yalnızca edilen tevbenin samimi olmasını şart koşmuştur. "ALLAH'ın üzerine aldığı tevbe ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların sonra hemen tevbe edenlerinkidir. İşte ALLAH böylelerinin tevbelerini kabul eder. ALLAH bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. " (Nisa Suresi, 17)

Hiçbir müslüman bile bile bir hata işlemeyi istemez. Zaten müslümanın bu ahlakı ayette: "Sonra senin Rabbin cehalet sonucu kötülük işleyen sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlarla beraberdir. Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir. " (Nahl Suresi, 119) olarak anlatılmaktadır. Ayet gereği hatalarında bile bile diretmeyeceği içini, yaptığı her hata müslüman için, bir daha tekrarlamayacağı bir tecrübe olarak hayra dönüşür. Müslüman, nasıl kendisi unutarak veya yanılarak hata yapıyorsa, karşı tarafında hata yapabileceği ihtimalini her zaman gözönünde bulundurur ve her zaman karşı tarafı şefkat ve merhamet gözüyle değerlendirir. Müslümanın görevi, veli ahlakının bir gereği olarak, ancak affetmek, hata yapan kişinin düzelmesi için dua etmek ve ALLAH'tan onun için bağışlanma dilemektir.

İşte dünyada kimsenin asla sahip olamayacağı bu üstün ahlak modeline ancak müslümanlar ALLAH'ın kendileri için seçip-beğendiği İslam'a tabi oldukları için erişirler. Kuran'da bütün peygamberlerin kıssalarında bu üstün ahlak en bariz şekliyle görülür. İlk aklıma gelen örneklerden biri Hz.Yusuf'un (a.s.) olağanüstü durumudur. Küçük yaştan itibaren kardeşlerinin kendisine kurduğu kuyuya atma, ailesinden ayırma gibi tuzaklarından ALLAH'ın izni ve yardımıyla kurtulan Hz.Yusuf (a.s.), kardeşleri hileli düzenlerini itiraf ettiklerinde, kendi hayatına kastedilmiş olmasına rağmen, şöyle bir cevap vermiştir: "Dedi ki: Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi ALLAH bağışlasın. O merhametlilerin en merhametlisidir. " (Yusuf Suresi, 92)

Hz.Yusuf (a.s.)'un bu tavrı, "Sen af yolunu benimse, uygun olanı emret ve cahillerden yüzçevir. " (Araf Suresi, 199) ayeti doğrultusunda yalnız benim için değil, tüm müslümanlar için örnektir.

Aynı şekilde Bediüzzaman da her konuda olduğu gibi bu konuda da en güzel örneklerden birini oluşturmuştur. Bilindiği gibi, kendisine uzun süre eziyet etmiş ve yıllarca hapishanede kalmak durumunda bırakmış olan kişilere şöyle seslenmiştir:
"Bana zulüm edenlerin, beni kasaba kasaba dolaştıranların, hakaret edenlerin, türlü türlü ithamlarla mahkum etmek isteyenlerin, zindanlarda bana yer hazırlayanların hepsine hakkımı helal ettim . "
Bu anlayış daha önce de belirttiğim gibi dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan, "ALLAH'tan bir rahmet dolayısıyla onlara yumuşak davrandın " (Al-i İmran Suresi, 159) ayetinde de belirtildiği, Cenab-ı ALLAH'tan sadece müslümanlara verilmiş bir nimet ve rahmettir.

Bu karşılıksız hoşgörünün altında yalnızca müslümanlara mahsus büyük bir sır gizlidir. "İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen en güzel bir tarzda uzaklaştır; o zaman seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. " (Fussilet Suresi, 34) ayeti meali bu büyük sırra işaret etmektedir.

Günümüzde bazı çevrelerin Kuran'la bağdaşmayan uygulamaları örnek göstererek İslam'ı yanlış tanıtmak istediklerini üzülerek görüyorum. Oysa asırlardır İslam'ın yaşandığı tüm toplumlarda müslüman yöneticiler halklarını hoşgörü ve affedicilikle birbirlerine bağlamışlar, bu sayede diğer toplumlara da örnek olmuşlardır.

Dolayısıyla bu yanlış imajı İslam'la bağdaştırmaya çalışanlar, geçmişteki benzerleri gibi sadece kendilerini küçük düşürmüşlerdir.

Serap Akıncıoğlu
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

26 Nisan 2010, 19:18:21
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #3 : 26 Nisan 2010, 19:18:21 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Affedici olabilmek  "

Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. ALLAHü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir!) [Araf 199]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Affedin ki, ALLAHü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani]

(ALLAH rızası için affedeni, ALLAHü teâlâ yükseltir.) [Müslim]

(Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere [Kendine bir şey vermeyenlere] ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Süyuti]

(Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn]

(Musa aleyhisselam, "Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?" diye sordu. ALLAHü teâlâ da, "İntikam almaya gücü yeterken affedendir" buyurdu.) [Harâiti]

(ALLAHü teâlâ merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed]

(Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed]

Af taraftarı olmak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hakim]
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

26 Nisan 2010, 19:39:37
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #4 : 26 Nisan 2010, 19:39:37 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Affedici olabilmek  "

AFFEDICI OLMAK


Rasûlullah (sav) Efendimiz, Çok Affedici İdi

Kureyş müşrikleri, İslâmiyet’in her geçen gün güçlenip yayılmasından şiddetli rahatsızlık duyuyorlardı Artık bu ateşi durdurmak için, Hz Muhammed’in (sav) vücûdunu ortadan kaldırmaktan başka bir çare göremiyorlardı Fakat bu iş, öyle kolay değildi Ashap, Hz Peygamber (sav) için gözünü kırpmadan canını vermeye hazırlardı Onu korumak için, her şeylerini ortaya koymaktan kaçınmazlardı

Kureyş’in lideri Ebû Süfyan, yine de teşebbüsten geri durmadi Kureyş içinde Hz Muhammed’e suikast yapacak bir kimse aramaya başladi Suikastçiyi, muvaffak olursa, büyük mükâfatlara bogacakti

Bedevi Araplardan biri, Ebû Süfyan’ın yanına varıp: “Ben insanların en katı kalplisi, tutuşu en serti, saldırışı en çabuğu, en hızlı hareket edeniyim Bu işi ben yaparım Yanımdaki kartal kanadını andıran hançerimi vücûduna saplar, sonra insan kalabalığına karışır kaçarım Süratte herkesi geçerim Çünkü ben en tenha yolları da bilirim”, dedi

Ebû Süfyan bu gözü kara ve kendinden emin Bedeviye cesaretinden dolayı iltifat etti Bir deve ile bir miktar yiyecek vererek: “Haydi göreyim seni Niyetini gizli tut Kimseye bir şey açma,” dedi Bedevi de: “Merak etme bu anlaşmamizi hiç kimse bilmeyecek, aramizda kalacak”, dedi

Kiralık katil, geceleyin yola çıktı 5 günlük yolculuktan sonra Medine’nin dışına ulaştı 6 günü orada geçirdi Daha sonra Medine’nin içine gelerek Peygamberimiz hakkında bilgi toplamaya başladı Kendisine uzaktan Peygamberimiz gösterildi Bedevi devesini bağladıktan sonra, Rasûlüllahın huzuruna doğru yürümeye başladı ALLAH Rasûlü o sırada Mescitte bulunuyordu Etrafındaki ashapla sohbet ediyordu

Rasûlüllah, kendisine doğru gelen Bedeviyi uzaktan görür görmez ashabına: “Şu adam, muhakkak bana suikast yapmak istiyor Fakat onun yapmak istedigi kötülükten ALLAH beni koruyacaktir,” buyurdu Aynı anda Bedevi de, Peygamberimizin içinde bulunduğu topluluğunu yanına kadar gelmişti “Abdülmuttalib’in torunu hanginiz?” Diye sordu Peygamberimiz:
- “Aradığın benim”, diye cevap verdi

Bedevi Peygamberimize (sav) doğru yaklaşırken, ashaptan Üseyd bin Hudayr, onu elbisesinin bir ucundan tutup hızla kendine doğru çekti Bedevinin elbisesi içinde sakladığı hançer yere düştü Kötü niyeti böylece ortaya çıkmıştı Üseyd bin Hudayr, derhal Bedevi’nin boğazına çöktü Kuvvetlice sıkıp adamın nefesini kesti Bedevi: “Canımı bağışla ya Muhammed!” Diye yalvarıyordu Üseyd: “Ya Rasûlüllah! Bu suikastçıya ne yapalım?” Diye sordu

Peygamberimiz ( sav ) Bedevi’ye dönerek:- “Sen bana doğru söyle buraya niçin geldin? Eğer bana doğruyu anlatırsan doğruluk sana fayda verir Yalan söylersen bu sana iyilik getirmez Yapmaya kalkıştığın işten zaten benim haberim var”, dedi

Bedevi: “Ben doğruyu söylersem emniyette miyim, bana bir şey yapılmayacak mı?” Diye sordu Peygamberimiz (sav’de,
-"Evet, emniyettesin" deyince, Medine’ye niçin geldiğini, Ebû Süfyan’la aralarında geçen anlaşmayı, tek, tek haber verdi Peygamber (sav) Bedevi’nin o gece Üseyd bin Hudayr’ın yanında hapis kalmasını emretti Ertesi sabah da onu çağırtarak:
-“Ben sana eman vermiştim Haydi nereye gitmek istersen git Yahut senin için daha hayirli olani seç,” buyurdu

Bedevi: “Nedir o hayırlı olan?” Diye sordu

Peygamberimiz: “ALLAH’tan başka ilah olmadigina ve benim ALLAH’ın Resûlü olduğuma şahadet etmendir,” dedi Bedevi biraz düşündükten sonra, kelime - i şahadeti getirerek Müslüman olmayi kabûl etti Ve şu açiklamayi yapti

“VALLAHi ya Muhammed! Ben senin yanındaki adamlardan korkmadım Korkmam da Fakat seni görünce, aklım başımdan gitti Güç ve kuvvetim kesildi âdeta Sonra sen, benim niyetimi de bildin Halbuki bundan hiç kimsenin haberi yoktu Ebû Süfyan’la aramızda olan gizli bir anlaşma idi Anladım ki sen, ALLAH tarafından korunmaktasın Hiç şüphesiz de, hak üzeresin Ebû Süfyan’ın ceaati ise, şeytan cemaatidir”

Peygamberimiz ( sav ) bu söze gülümsedi Bedevi, Medine’de bir müddet daha oturduktan sonra, ALLAH Resûlünden izin alarak Memleketine dönmek üzere şehirden ayrildi

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Affedin ki, ALLAHü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani]
(ALLAH rızası için affedeni, ALLAHü teâlâ yükseltir) [Müslim]
(Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş) [Ruzeyn]
(Musa aleyhisselam, "Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?" diye sordu ALLAHü teâlâ da, "İntikam almaya gücü yeterken affedendir" buyurdu) [Harâiti]
(ALLAHü teâlâ merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez) [İAhmed]
(Affedin ki affa kavuşasınız!) [İAhmed]
Hicran isimli Üye şuanda online konumundadır      
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

27 Nisan 2010, 00:13:38
Hasret

Emekli

*


Üye No : 522

Nerden :

Konu  : 628

Mesaj : 6089


1068 Mesajýna Toplam
1609 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
Offline

« Yanıtla #5 : 27 Nisan 2010, 00:13:38 »

Affedici olmak

Sual: Çok affediyorum, bu yüzden ahmak muamelesi gördüğüm de oluyor. Affedici olmak iyi bir şey midir?
CEVAP
Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. ALLAHü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir!) [Araf 199]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Affedin ki, ALLAHü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani]

(ALLAH rızası için affedeni, ALLAHü teâlâ yükseltir.) [Müslim]

(Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere [Kendine bir şey vermeyenlere] ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Süyuti]

(Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn]

(Musa aleyhisselam, "Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?" diye sordu. ALLAHü teâlâ da, "İntikam almaya gücü yeterken affedendir" buyurdu.) [Harâiti]

(ALLAHü teâlâ merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed]

(Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed]

Af taraftarı olmak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hakim]

Sual: Haksızı affetmenin mahzuru olur mu?
CEVAP
Haksızı da affedenler, dünya ve ahirette saadete kavuşurlar.
Kendisini içkiden kurtaramayan bir müslüman, hizmetçisine dört dirhem verir. İçki almasını söyler. Hizmetçi giderken Mansur bin Ammar isimli bir zatın, bir fakire yardım topladığını görür. Mansur, (Bu fakire 4 dirhem verene 4 dua ederim) der. Hizmetçi, fakire 4 dirhemi verir. Mansur der ki:
- Hangi duayı etmemi istersin?
- Hizmetçilikten kurtulmak istiyorum.
- İkinci isteğini söyle!
- Fakire verdiğim dört dirhem benim değildi. Benden bunu isterler. Dört dirhem isterim.
- Üçüncü isteğin nedir?
- Efendimin tevbe edip içkiyi bırakmasını istiyorum.
- Dördüncü arzun nedir?
- ALLAHü teâlânın beni, efendimi, seni, kavmimizi affetmesini istiyorum.

Mansur bin Ammar, hepsi için gerekli duayı yapar. Hizmetçi evine gidince, efendisi, geç kalmasının sebebini sorar. Hizmetçi durumu anlatır. Efendisi sorar:
- Sen neler istedin?
- Hizmetçilikten, kölelikten kurtulmayı istedim.
- Peki seni azat ettim. Başka ne istedin?
- Dört dirhem istedim.
- Al şu dört dirhemi. Başka ne istedin?
- Tevbe edip içkiyi bırakmanı istedim.
- Tevbe ettim. Başka ne istedin?
- ALLAHü teâlânın hepimizi affetmesini istedim.

Efendisi duraklar, (İşte bu benim elimde değildir) der. O gece rüyasında, (Sen elinde olanı yaptın da, biz elimizde olanı yapmaz mıyız? Seni de, hizmetçini de, Mansuru da ve orada bulunan hepinizi affettik) denir.

Her müslüman da elinde olanı esirgememeli, daima affedici olmalıdır!

Sual: Tam kesin değilse de, suçlu birisini cezalandırmak mı, yoksa affetmek mi daha uygun olur?
CEVAP
Suç kesin olmadıkça cezalandırmak caiz olmaz. Af taraftarı olmak daha iyidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hâkim]

Düşmana iyi muamele
Sual: Bize kötülük yapanlara, düşmanlık edenlere, aynısını yapmak caiz midir?
CEVAP
Tam onların yaptıkları kadar yapmak zulüm olmaz, fazlası zülüm olur. Ancak adaletli hareket etmenin ölçüsünü bilemeyiz, zulüm yapmış oluruz. En iyisi affetmektir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Kötülüğü, en güzel şekilde önle! [Öfkeyi sabırla, cahilliği yumuşaklıkla, kötülüğü afla önle ki] o zaman düşman sana, yakın dost gibi olur.) [Fussilet 34]

Demek ki, düşmanı dost yapmanın yolu, onu affetmek, ona iyilik ve ihsanda bulunmaktır.
Logged
Hasret'in Imzasi

Yüzü dost,özü düşmandan usandım.
Dili mü'min kalbi şeytandan usandım.
Dostum, herkesin kahrı çekilir de ;
Ben DAVASIZ MÜSLÜMANDAN Usandım..!
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

27 Nisan 2010, 12:34:20
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #6 : 27 Nisan 2010, 12:34:20 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Affedici olabilmek  "

İslam dininin ortaya koyduğu ahlaki prensiplerden biri olan affetmek, yüce ALLAH’ında güzel sıfatlarından bir tanesidir. İnsanların kendisine karşı yapılan hataları, kusurları bağışlaması anlamına gelen affetmek, yüce dinimiz tarafından takvaya en yakın meziyet olarak gösterilmektedir. Çünkü affetmek, yapılan bir haksızlığı görmezden gelerek bağışlamak, hatta kötülüğe karşı iyilikte bulunmak demektir.

Kuran-ı Kerim’de ALLAH’ın affedici ve bağışlayıcı olduğu çeşitli vesilerle vurgulanmakta, müminlerin de bu yönde olmaları teşvik edilmektedir. Bir ayeti kerimede yüce ALLAH şöyle buyurmaktadır. ( onlar affetsinler, vaz geçip iyi muamelede bulunsunlar. ALLAH’ın sizi bağışlayacağını arzu etmez misiniz? )

Elinde kuvveti bulunduğu halde affeden kimseyi kıyamet gününde Yüce ALLAH’ın bağışlayacağını müjdeleyen Hz. Peygamber (s.s.v)’de bir hadislerinde ( Faziletlerin en üstünü seninle ilişkisini keseni arayıp sorman, seni mahrum bırakana senin yardımda bulunman ve sana zulmedeni senin affetmendir. ) buyurarak hoş olmayan hareketlerde bulunanlara karşı Müslümanların müsamaha ile karşılık vermesini öğütlemektedir. Şunu unutmamak gerekir ki yüce ALLAH affedicidir, affetmeyi sever.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

27 Nisan 2010, 13:26:04
Nakş-ı Gül

Administrator

*


Üye No : 199

Nerden :

Konu  : 6635

Mesaj : 29156


5057 Mesajýna Toplam
7452 Kere Teþekkür Edildi

8 Mesajýna Toplam
8 Kere Karma Verildi
WWW
Offline

« Yanıtla #7 : 27 Nisan 2010, 13:26:04 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Haftanın Konusu " Affedici olabilmek  "

AFFEDİCİ OLMAK


Kuran'da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerinden biri de "affedici ve bağışlayıcı olmak" tır: Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf Suresi, 199)

Bir başka ayette ALLAH, "... affetsinler ve hoşgörsünler. ALLAH'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? ALLAH, bağışlayandır, esirgeyendir." (Nur Suresi, 22) şeklinde buyurmaktadır.

Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler için affetmek son derece zordur. Çünkü yapılan bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Ancak ALLAH müminlere affetmenin daha güzel bir davranış olduğunu bildirmiştir:

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri ALLAH'a aittir... (Şura Suresi, 40)

Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette ALLAH, bağışlayandır, esirgeyendir. (Teğabün Suresi, 14)

Kuran'da "Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir." (Şura Suresi, 43)

ayetiyle de affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu haber verilmektedir. Dolayısıyla müminler affedici, merhametli, hoşgörülü davrananlar ve Kuran'da bildirildiği gibi onlar, "öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 134)

Müminlerin affedicilik anlayışları, Kuran ahlakını yaşamayan kimselerinkinden çok farklıdır. Bazı kişiler, karşılarındaki kişiyi bağışladıklarını söyleseler de, bu kişilerin kalplerindeki kin ve kızgınlıktan kurtulmaları uzun sürer. Tavırları genellikle bu kızgınlığı yansıtacak şekildedir.

Müminlerin affediciliği ise samimidir. Müminler insanın dünyada imtihan olan, hata yaparak öğrenen bir varlık olduğunu bildikleri için hoşgörülü ve şefkatlidirler. Ayrıca müminler, tamamen haklı oldukları ve karşı tarafın tümüyle haksız olduğu bir durumda bile hiç tereddütsüz affedebilirler.

Affetme konusunda, hataları, büyük ya da küçük olarak ayırmazlar. Bir kimse hatayla büyük bir kayba sebep olabilir. Ancak meydana gelen her olayın ALLAH'ın kontrolünde ve bir kader dahilinde geliştiğini bilen müminler, bu tür bir olay karşısında tevekküllü davranır ve kişisel bir kızgınlık içine girmezler.
Logged
 Hızlı Üyelik Sistemi

Konu İçerigini Görmek İçin Aşagıdaki Boslukları Doldurun Ve 5 Saniyede de Uye Olun...

Üye adınız:    Şifreniz:    Şifrenizi tekrar yazın: E-mail adresiniz:   

Tags:

Google Words: Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Dosyası, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Belgesi, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Programı, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Oyunları, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Download, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Resimleri, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Hikayeleri, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Haberleri, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " İndir, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Yükle, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Videosu, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Arşivi, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " Albümü, Haftanın Konusu " Affedici olabilmek " ilahi indir,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Tag | Google Tag | URL List | Recent Topics | Dini Video |
All Rights Reserved. Her Hakkı Saklıdır. ©2007-2010 TASARIM By Maximilyanus
Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengarenk MC Theme By Burak
islami forum, islami nesil, islaminesil, islam, ilahiler, ilahi indir, google tagged, islamiforum, ilahi mp3, islamiyet, muslim, islamic, wallpaper,islamic wallpaper, dinimiz, muslim generation
Bu Sayfa 0.409 Saniyede 47 Sorgu ile Oluşturuldu