ßĨhŔµŹ€

co.Admin

Onursal Üye



Üye No : 39
Nerden : istanbul
Konu  : 1356
Mesaj : 7815 
1164 Mesajýna Toplam 1607 Kere Teþekkür Edildi
2 Mesajýna Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« : 15 Haziran 2011, 06:01:10 » |
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Müslüman çoğu zaman bakma tiryakiliği hastalığına yakalanıp, ne olacak ki tesellisiyle kendisini avutup, yahu ortam böyle nidalarına kulak verip, güzele bakmak sevaptır sözünü tersten anlayıp harama bakma günahını işler. Daha sonra da aklım dağınık, hafızam çok zayıf, çok unutmaya başladım, çocuklarımız artık erken ergen oluyor, ahlaken sıkıntılıyım, ahiretimden sürekli endişeliyim gibi cümleler sarf ediyor. Hâlbuki insanoğlu beden gözünü her türlü tehlikeye karşı nasıl koruyorsa gönül gözünü de aynı şekilde hatta daha titiz bir şekilde korumalıdır. Zira gönül gözümüzü koruduğumuzda ahlakımızı, dinimizi, aklımızı, sağlığımızı, kalbimizi dahası dünya ve ahretimizi korumuş oluruz. Eserimiz dört ana bölümden oluşuyor. Her bölüm alt başlıklara ayrılmış ve çok güzel örnekler vererek açıklanmış. Mesela: harama bakmak ile ilgili “ne olacak ki” hastalığını anlatırken; Koca bir yıllık mahsulün bulunduğu harmanı, bir kibrit çöpüyle ateşe vermek gibi; “ne olacak ki” demek ufak görülen bir günah neticesinde bütün bir hayatın mahsulünden olmak ihtimali var. Bir düşünelim beden sıhhatimiz söz konusu olduğunda hiç; “ Ne olacak ki; küçücük bir mikrop veya virüs. Bana ne yapabilir?” diyebiliyor muyuz? Zira hepimiz çok iyi biliyoruz, öyle mikroplar ve virüsler var ki kanımıza karıştı mı, vücudumuza bir yerleşti mi, kurtuluşumuz nedeyse mümkün değil. Yazar haram bakmayı bir de şöyle düşünmemizi istiyor: Alanında uzman biri bizlere sağlığımızla ilgili veya başka herhangi bir konuyla ilgili bir tavsiyede bulunsa dediklerini harfiyen uygulamaya çalışırız. Peki, zerreden küreye her şeyi yaratan bizlere bir emir vermişse bu konuda daha titiz davranmamız gerekmiyor mu? Yazarımız düşüncelerini örnek olaylarla bölüm sonlarında verdiği Hadis-i Şerif veya kısa hikâyelerle desteklemiş. Bu da kitaba rahatlatma sağlamış. Ayrıca yazarımızı tebrik etmemiz gereken bir husus da sorunları ortaya koymakla beraber uygulanabilir çözümler sunmuş olmasıdır. Varsa böyle bir hastalığımız: “ Düşünelim ve bir bakmada batmamanın yollarını arayıp bulmaya çalışalım.” diyerek, bu kitabı okumanızı ısrarla tavsiye ediyorum.
Gözümüz ile ilgili mübtela olduğumuz bir rahatsızlıkta doktorun bize “Bundan sonra hiç güneşe bakma!” veya “filanca yemeği yeme” demesi ve arkasından “yoksa gözlerinden olursun” diye tavsiyesini bitirmesi neticesi ne yaparız? Göz nimetini kaybetmenin verdiği korku ile doktorun tavsiyelerine harfiyyen uymaya çalışırız. Değil mi?
Şimdi düşünelim. Ruhumuzu, dinimizi, ALLAH ile olan irtibatımızı etkileyecek ve insanı Rabbinden uzaklaştıracak manzaralara bakmaktan bizleri men eden bir doktor değil de bizzat o gözü yaratan ve bize veren Rabbimiz ise o zaman ne yapmalıyız? Düşünelim ve bir bakmada batmamanın yollarını arayıp bulmaya çalışalım.
Elinizdeki çalışma bu yolda genç kardeşlerimize bir nebze yardımcı olursa, kaleme alınma gayesini yerine getirmiş olacaktır.
Harama nazar ve iffet konusu her müminin özellikle de gençlerin imtihan oldukları ciddi bir husustur. Bu konuda Türkçe olarak yazılmış herhangi bir kitap olmayışı da bizi ciddî anlamda tereddütte bırakmıştı. Fakat Rabbimizin “Sen sadece tebliğ et!” (Şûrâ, 42/48) emrine arkadaşlarımızın ısrarı da eklenince bu konuda bir el kitabı hazırlamak kaçamayacağımız bir ödev oldu.
Yerde ve göklerde bulunan bütün zerreler, gerçek göz sahipleri için Hakk’ı ilân eden, Rabb’in varlığını ve birliğini haykıran, O’na itaat eden, O’na şükreden, zikreden ve secde eden birer delildir. Ve bu varlıkların tamamı insana hizmet etmek üzere yaratılmıştır. Göz nimeti, bu varlık âlemine bakması ve ibret alması için verildiği gibi, kulak nimeti de, yeryüzündeki hikmetleri ve Cenab-ı Hakk’ı gösteren âyetleri işitip istifade etmesi için insana verilmiştir. Kalp nimeti ise ilim ve fikir sahibi olması için insana emanet edilmiştir. O hâlde bu nimetleri, onları verenin veriş gayesi doğrultusunda kullanmak bir vecibedir. Zira Rabbimiz bunu şöyle bildirir: “Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalb gibi azaların hepsi de sorguya çekilecektir.” (İsrâ Sûresi, 36. âyet) Kulağın şükrü, Kur’ân âyetlerini dinleyerek ders almak, onu gıybet ve dedikodudan sakındırmak, ALLAH’ın haram kıldığı iftira, fuhşiyat ve münkerlerden uzak tutmaktır. Gözün şükrü ise yaratılış âyetlerini seyrederek ibret almak, onu ALLAH’ın bakmayı haram kıldığı şeylerden sakındırmaktır. Güneş, ay, yıldızlar, kara, deniz, ağaç, meyve, dağ, taş, dere, ova, gece, gündüz, karanlık, aydınlık, sema, arz ve bu ikisinin arasındakileri temaşa edip Rabbin büyüklüğünü kavramak, onların kendi dilleri ile Rabblerini tesbih ettiğini ve O’nun varlığını ve birliğini haykırdığını görmek, onların insanların emrine verildiğini hissetmek, mevcudatın nasıl yaratıldığını düşünmek... Gözün insana verilme sebebleridir. Bunu Rabbimiz şöyle anlatıyor: “O kâfirler bakıp düşünmezler mi: (Meselâ) deve nasıl yaratılmış? Gök nasıl kurulup uçsuz bucaksız yükseltilmiş? Dağlar nasıl da yeri tutup, dengeleyen direkler hâlinde dikilmiş. Yeryüzü nasıl yayılıp hayata elverişli kılınmış?” (Ğâşiye Sûresi, 17-20. âyetler)
“Düşünün de ibret alın ey akıl sahipleri!” (Haşr Sûresi, 2. âyet)
“Şimdi düşünsenize o akıttığınız meniyi! Onu yaratıp insan hâline getiren siz misiniz, yoksa Biz miyiz?” (Vâkıa Sûresi, 58-59. âyetler)
“Ektiğiniz tohuma baksanıza! Siz mi onu yetiştiriyorsunuz Biz mi?” (Vâkıa Sûresi, 63-64. âyetler)
“Peki, içtiğiniz suya ne dersiniz? Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa Biz mi?” (Vâkıa Sûresi, 68-69. âyetler)
“Peki, yakmakta olduğunuz ateşe ne dersiniz? Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan Biz miyiz?”(Vâkıa Sûresi, 71-72. âyetler)
Göz üzerinde iyice düşünmek gerekmektedir. Yedi tabakadan yaratılan gözün bir tabakasına gelecek bir zarar bu nimetin zevali demektir. Bütün âlem zenginlikleriyle insana verilse acaba bir tek gözüyle değiştirecek insan çıkar mı? Darwin’i bile hayrete sürükleyip “Gözü düşündükçe canım sıkılıyor!’ dedirten, ve ruhun dışarıya açılan bir penceresi olan göz, herkeste hayranlık uyandıracak bir yaratılış harikası değilse ya nedir?
Gözümüz ile ilgili mübtela olduğumuz bir rahatsızlıkta doktorun bize “Bundan sonra hiç güneşe bakma!” veya “Filanca yemeği yeme.” demesi ve arkasından “yoksa gözlerinden olursun” diye tavsiyesini bitirmesi neticesi ne yaparız? Göz nimetini kaybetmenin verdiği korku ile doktorun tavsiyelerine harfiyyen uymaya çalışırız. Değil mi? Şimdi düşünelim. Ruhumuzu, dinimizi, ALLAH ile olan irtibatımızı etkileyecek ve insanı Rabbinden uzaklaştıracak manzaralara bakmaktan bizleri men eden bir doktor değil de Rabbimiz ise o zaman ne yapmalıyız? Düşünelim ve bir bakmada batmamanın yollarını arayıp bulmaya çalışalım.
Elinizdeki çalışma bu yolda size, bize ve hususen genç kardeşlerimize yardımcı olursa kendimizi bahtiyar hissedeceğiz.
Gayret bizden muvaffakiyet Cenab-ı Erhamü’r-Râhimîn’dendir.
M. Yusuf Güven 10 Eylül 2009
ÖNSÖZ 9 Birinci Bölüm GÖZÜMÜ HARAMDAN NEDEN ALAMIYORUM? Ne Olacak ki Belâsı 15 Bakma Tiryakiliği 18 Merak ve Utanma(ma) Belası 22 Ortam Böyle Belâsı 25 Taşları Bağlamak, Köpekleri Salmak 30 Arkadaşız Belası 34 Temizler Temizlere, Kirliler Kirlilere 38 Güzele Bakmak Sevap mı? 43 İkinci Bölüm GÖZÜMÜ HARAMDAN NEDEN KORUMALIYIM? 1- Gözünü Koru, Aklını Koru 49 Hafızanın Doğru Kullanılması 49 Hâfızayı Zayıflatan Sebeplerin En Tehlikelisi 50 Harama Bakma ve Unutkanlık 51 Hafıza Kirliliği ve Zekâ Geriliği 52 Hafıza Kahramanları ve Bugünkü Eğitim 53 Dini Terbiye ve Aklı Koruma 55 2- Gözünü Koru, Sağlığını Koru 58 Erken Ergenliğin Arızaları 58 Tıbbi Zararlar 59 Asıl Şifa, Hastalanmamak 61 3- Gözünü Koru, Ahlâkını Koru 63 Kendini Tanı 63 Bakmak, Yasak Olanı Normal Hâline Getirir 63 İffet Kahramanlarından Olmak İçin 65 4- Gözünü Koru, Kalbini Koru 69 Gözü Haramdan Sakınmamak Fıtratla Çelişen Bir Durumdur 69 Haram ve İnsanın Bozulması 70 Gözü, Onu Verenin Veriş Gayesine Uygun Kullanmak Gerekir 71 Kararan ve Mühürlenen Kalp 72 5- Gözünü Koru, Dinini Koru 73 Takva Haramlardan Çekinmekle Başlar 73 Çevrenin Haramlarla Dolu Oluşu Bakmanın Günahını Hafifletmez 74 Gençlikte Harama Dalmanın Verdiği Kayıplar 75 6- Gözünü Koru, Dünya ve Ahiretini Koru 76 Gözleri Haramdan Sakındırmak Nasıl Anlaşılmalıdır? 76 Gözleri Haramdan Sakındırmanın Faydaları 77 Gözler Haramdan Sakındırılmazsa Ne Olur? 79 Üçüncü Bölüm GÖZÜMÜ HARAMDAN NASIL KORURUM? Eşik Noktası: Bakmak 85 Harama Bakmamak İçin Bilinmesi Gerekenler 86 Gözleri Korumanın İlaçları 88 Evlenmek 90 Gözümü Evde Nasıl Korurum 91 Gözümü Sokakta Nasıl Korurum 94 Günah İşleme ve İnsan İradesi Arasındaki İlişki 101 İmtihanın Zorluğu ve Bu Zamana Özel Müjdeler 107 Dördüncü Bölüm DİNİMİZDE HARAMA BAKMANIN HÜKÜMLERİ NELERDİR? Müminler Gözlerini Harama Bakmaktan Sakındırsınlar 113 Âyetlerdeki İncelikler 115 Açılması Haram Olan Ziynet Nedir? 125 Kadının Mahremi Olan Kimseler 126 Sedd-i Zerai 129 Harama Bakmak “Büyük Günahlar”dan mıdır? 129 Bakmanın Yasak Olduğu Avret Yerleri 136 Aynı Yatakta Yatma 136 Musafaha 136 Bazı Özel Hâller 139 Hayalimize Gelen Görüntüler 140 Kapalı Kadına Bakmak 140 Kadının Saçı 140 Evlenmek İsteyenlerin Bakması 140 İslâm’da Kaç Türlü Bakış Vardır? 142 Mendub Bakış 142 Mübah Bakış 144 Haram Bakış 147 Mekruh Bakış 147 Bakmanın Sınırı Nedir? 147 Müstehcen Film, Resim, Video İzlemenin veya Bakmanın Günahı Nedir? 149
|