Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş YapBu Hikaye Benim Hikayemdir .. Merak edenlere 3-5 satır hatırlayabildiklerimi anlattım ...
Yazıya nerden başlasam diye çok düşünmedim..Küçük bir hayat hikayesi işte…
Soğuk memleketin karlı sokaklarında büyüdüm.Gam ve kederin yosun gibi yapıştığı gökyüzümüz , insanların gözlerine hep beyaz olarak yansımıştır .. Ama bu memlketein geceleri çok karanlıktır … Issız ve derin bir sessizliğe mahkum olmuştur…
Biz babamızın elinden tutup sahillerde dolaşamadık,okulumuzdan çıkıp taksime inemedik.Arada üskürada kaçamak yapamadık … Şartlarımız bunu gerektiriyordu çünkü.Evlerimizde büyüklerimiz vardı.Hacı babamız , hacı annemiz büyük amcamız ailenin liderleriydi.Bir gün olsun göremedik babamızın Hacı Babamızın yanında çay içtiğini …
Saygımı dersiniz abartımı dersiniz örf,adet mi dersiniz … Ama biz göremedik .. Hacı Babamızı tanıyamadık. Soramadık gençliği , soramadık babamızın çocukluğunun nasıl geçtiğini…Ailemizde dedikoduların haddi vardı ama hesabı mümkün deildi…Bu derecemiydi ? Evet yalansız ve abartısız O şekildeydi …
Okuldan döndüğümüzde annemizin boynuna sarılamadık.Evde babanenin eli öpülmeden bir yere oturamazdık.Ben 6 yaşına gelene kadar babam mahrem odasında televizyonu saklardı.Hacı babamız izin vermezdi izlememize.Kötü mü etmiş ? Bilemem iysini kötüsünü ama göremedik .. Bilemedik babanın kucağında oturmayı . Bilemedik anneyle okula gitmeyi ..
Derinden yaşadık her şeyimizi.Bilirsiniz hani ‘’Hayallerde Olmasa…’’Biz hayalde yaşadık yürüyen otoları..Legoları , salıncakları .. Arkadaşlarımızda gördük kaykayları..Paramız mı yoktu ? Hamdolsun yeterince vardı.Ama bilmedik , göremedik …
Çocukluğumuz içimizde kaldı…Bir gün anladık bizde çocuk olmuşuz fakat kaykay yaşımız geçmişti…Legoları satıcıdan isteyecek yaşımız geçmişti…Daha 15 yaşında amcaya , halaya , dayıya soru sormuşuz diye yargılanırdık ..
Hiç unutmam yine böyle kış ayları evde oturuyoruz.Annem yemeği hazırlayıp mutfaktan seslendi ‘’Hadi yemeğe’’ diye . Babam çok acıkmış olmalı önce o çıktı odadan.Babanemle bizde mutfağa geçmek için yerimizden kalktık.Elimdeki yastığı ‘’şaka’’ mahiyetli kucağına attım..Ne ile yargılandım biliyormusunuz ? ‘’Oğlun yastığı yüzüme fırlattı ! Bu evde artık istenmiyorum ben ! ‘’ ve ben kaç yaşındayım biliyormusunuz ? ya ilkokul bir yada okul öncesi … Okul öncesi dedimde aklıma geldi . Bizim okulda Ana sınıfı diye oyuncak bahçesini andıran bir sınıf yapmışlar .. Okulun yanından geçerken penceresindeki oyuncakları görüp merak ettik arkadaşlarla .. İçeri girdik ne görelim tatilya gibi bir yer … Babama diyemedim beni oraya gönder .. Sıkıntı maddiyat değildi . Sıkıntı amcamızın çocukları gitmemişlerdi .. Biz gidersek AYIP olurdu ..
Okul takımındayım.Hiç unutmam kader maçımız var .. 3c sınıfıyla finale kalmışız yenersek okul şampiyonu olucaz.Takımın kaptanı olarak o maçta bulunamadım… Neden biliyormusunuz ? Amcam okul çıkışı bizi araçla alıp evimize bırakırdı . Kendisinden rica etmiştim ‘’Amca maçımız var,ben maç bitiminde iş yerine gelsem olurmu ? ‘’ . Sadece bir defa baktı yüzüme ve bin arabaya dedi.Geri dönüp öğretmenime katılamayacağımı bile diyemedim..Ertesi gün kimin umrundaydı ki ? Ne ben kazandılarmı yoksa kaybettilermi telaşındaydım , nede amcam öğretmenimden yiyeceğim fırçayı düşünüyordu ..
İlkokul dördüncü sınıfı bitirdiğimde ev değişikliğimiz olmuştu.Üç ay sonra başıma geleceklerden bi haberdim..Bu garametli memletin en lüx dairelerinden birine taşındık..Aile nufusu beş kişi kat sayısı üç..Saklambaç oynuyormuşuz gibi evde kaybolurduk…Aslında çok sevmiştik…Bahçemiz vardı , mahsüllerimiz vardı , kendi çapımızda eğlencemiz vardı…
Ayağımda bir yıldır pek önemsemediğim bir ağrı iyce şiddetlenmiş , beni gece uykularımdan etmişti.Bu bahsettiğim son Osmanlı kadını Babanem benimle birlikte aynı odada kalırdı.Osmanlı tavrından vazgeçmezdi ama hasta,ölüm vs.durumlarında ondan önce ulaşan olmazdı.Gece nöbetlerimde yegane arkadışımdı.O namaz kılardı bende gece hayalleri kurardım.Bilirsiniz , tavadaki yansımalardan kendime şekiller çıkarırdım..Ölümü kim düşünür , hastalığı kim bilir , sakatlıkta neymiş hiç bilmezdim.Doğal çünkü çocuktum .. Bir gün odada yere uzanmış bir vaziyette televizyon izliyordum..Annem elindeki fırça ile yanımdan geçerken ‘’tesadüfmü’’ dersiniz , yoksa başka bir şeymi bilmem , fırçanın sapı yarama çarptı.Birden fizah ile yerimden fırladım .. Ana yüreği dayanamadı fırçayı yere fırlatıp elleriyle tuttu beni.Oğlum bu ayak meselende nedir senin böyle dedi.Herşeyi anlattım .. Gece nöbetlerimi , yürürken çektiğim sıkıntıları , top oynarken aşırı yorulduğumu … Osmanlı kadını babanem kocakarı ilaçları diye tabir edilen yöntemlerle beni iyleştireceğini sanıyordu..Oysa o dert içten içe beni yemeye çoktan başlamıştı.Buğdayı elma ile öğütüp ayağımdaki şişliğe bağladılar..Köftelik etleri bağladılar .. Nafile … Tabi bu olanlardan babamın haberi yoktu.Çocuktum ama babamı düşünecek kadar aklım vardı..Oysa kendimi düşünecek kadar yokmuş … Babam üzülür diye evdekilere baskı yapıyordum , onlarda demiyorlardı .. Artık tak etmişti annemin canına .. Babama her şeyi anlattı.. Babam demişken birazda ondan bahsedeyim.Ben son Osmanlı ahalisinin son dönemlerini gördüm.O bizzat içinde yaşamış ve bunu birde evin en küçüğü olarak yaşamış…Oda ne çocukluk bilmiş nede gençlik…Okul dönüşü sokakta meyve,sebze veya simit satarmış..Ahh benim babam …
Erzurum numune hastanesine gittiğim o gece hayatımda duyduğum en korkunç kelimelerle dolu geceydi..Doktora derdimizden bahsettik ilk önce , film aldırıp yanına gitmemizi söyledi.İçimde donuk bir his vardı.Filmleri aldık doğru doktorun yanına .. Doktor filmleri alıp ‘’lakayit’’ bir şekilde odasının lambalarına doğru tuttu ve dilinden şunlar aktı .. ‘’Siz ne yaptınız bu çocuğa yatırın derhal bacağını keseceğim…’’ Babam bunu bir anda duyunca doktorun yakısına yapışıp kafa attı .. O hastanenin görevlileriyle boğuşurken ben gözlerimle sağ bacağımı kaybettim . Ayağı kalkıp sağ bacağımı yukarı doğrultup yürümek istedim.Nafile yere düşecek gibi oldum tekrar doğruldum…O sırada babam sinirli bir şekilde tuttu kolumdan ve çıktık hastaneden .. Gerisini hatırlamıyorum nedense … Amcamla ertesi gün konuşup beni Ankara kemik hastanesine götüreceğini söyledi.Amcam her şeyimle hazırım dedi fakat gitmedim bir arkadaşımada göstersek mi dedi.Babam önce razı olmadı ama sonradan bir umut diye amcamın arkadaşı olan Ali Gürcan bey’in yanına gidecektik.O gece ahh o gece .. Babamın gözyaşlarıyla namaz kılıp secdedeki şu haykırışları içimi dağlıyordu ..’’ALLAH’ım benim bacağımı al , benim kolumu al oğluma bir şey olmasın .. Babalık ne demekmiş be …
Doktorun yanına vardık , filmleri verdik . O gün hiç olmazsa biraz kendimize gelmiştik…Doktor babama endişelenme dedi.Ben elimden geleni yapacağım eğer beceremezsem kendim Ankara kemik hastanesine sevk edeceğim dedi.İlk tedavi için bugünden başlamamız gerekliydi.10 adet pelisini iğnesi alıp sağlık ocağının yolunu tutmuştuk.Her gün bir defa vurulurum geçer derken doktor günde iki kez vurulacaksın diye not düşmüştü receteye .. Her sabah her akşam .. 5 gün boyunca o sağlık ocağında bacağımın 10 dakika kalbolduğunu anlatamam sizlere . Daha körpe bacağım sanki iğneden sonra yok oluyordu.Dayanılmaz bir acı veriyordu.Beş gün bitmişti büyük heycanla doktorun yanına gittik.Yeniden tahliller ve filmler alındı.Ama bir arpa boyu kadar ilerleme olmamış.Doktor tek çare Ameliyat dedi.İnkar edemem bir gecede ameliyatta nedir diye uyuyamamıştım .. Pazartesi günü hastaneye yatıp Salı günü ameliyat olucaktım…Hazırlıklar görülmüştü.Evden çıkarken içimde çok kötü hisler vardı.Korkuyordum..Doktor ameliyat dedi fakat bu bacak kesme olmasın .. diye diye hastanin önüne geldik .. Babam birkaç yaş ilerlemişti bu 10 gün içinde..Saçlarında beyaz yokken 10 günde beyazlara büründü saçları..Evlat ne demekmiş be…
Salı günü geldi çattı.Sabah uyandım kalbim son sürat atıyordu..Aile yıkılmıştı hastaneye…Anam ağlıyordu ,sadece anam …Yeşil elbiseler gelmişti..Birde tekerlekli sandalye..Binmedim ! Binmek istemedim o sandalyeye .. Yürüyerek gittim ameliyat haneye .Kolumdan büyük amcam tutmuştu..Onunda bir an ağladığını fark ettim.Ameliyat hanenin önüne geldiğimde buradan sonra sedyeye binmen gerekli dediler.Bindirdiler ve yatırdılar..Kafamı kaldırıp son kez geriye baktım..Sadece annemi gördü gözlerim..Vahh anam bu gözyaşlarının hakkı ödenirmi ..Bir yığın insan içinde sadece annemi gördüm . El sallamadan kafamı koydum sedyeye .. Ameliyat başarılı geçti Hamdolsun.Bacağımı kurtarmıştı Ali Gürcan .. O benim çocukluğumun kahramanıydı…Gözlerimi açtığımda su diye yalvarıyordum.Meğer ameliyat sonrası tehlikeliymiş..Vermediler , türlü bahanelerle kandırdılar beni .. Sular kesilmiş dediler hazır alın dedim . Markette kalmamış dediler dağlardan kar istedim .. Ne yangındı ama .. Gözlerimi yarım açabiliyordum sadece .. O sırada bütün Erzurum 5.8 şiddetinde sallandı .. Herkezin kaçıştığını gördüm .. Biraz evvel başımda duran beyaz elbiseli abla pencereyi açıp aşağı atladı .. ALLAH ım bütün bunlar nedir derken salatlı durmuştu .. Babam terk etmemişti beni .. Bana iğne vuran beyaz elbiseli ablanın kolu kırılmıştı..Benim gibi oda hasta muamelesi görmeye başladı sonra . Bunun idrakini daha sonra anlamıştım .. Perşembe günüydü artık canıma tak demişti .. Çıkartın beni bu hastaneden diye yalvarıyordum babama . Doktoru ikna ettiler ve ameliyata giderken binmediğim o tekerlekli sandalyeye bu kez binmek zorundaydım .. Ayağım baştan başa alçı içindeydi .. Eve geldiğimde huzura kavuşmuş gibiydim .. Sonra ne göreyim . O korkunç iğnelerden 20 tane başucuma koydular .. Kolumda hala serum vardı . O serumdan damarıma pelisini iğnesi veriyorlardı , oysa ben şöyle diyordum ; Sanki magmadan kopmuş lav akıntılarını boşaltıyorlar damarıma .. 3 AY O YATAKTAN HİÇ KALKMADIM . Yegane bakıcım annemdi.ALLAH ondan Razı olsun.3 ay hertürlü ihtiyacımı gördü …
Bu yaşıma geldim ve hala son Osmanlılardan çekiyorum.Hala büyüyemedik.Oysa iki aya askere gidiyorum…Hiç mi kıymeti yoktur bunun bilmem … Bugün sılaya ayrılık düşmüş..Son Osmanlı bayrağı çekmiş donanmasını çekiyordu sahillerden…Kendine sıla kuracakmış bu yaştan sonra .. Bin ne attık ne sattık . Başımızın üstünde yerin var dedik.Ama durmadı … ALLAH işini gücünü rast getirsin .. Bir günüm daha böyle geçti..
Gelmeyin buralara … Ne uğrayın ne geçin buralardan .. Toprağından başka hayrı yoktur insana gayri..Gam yüküdür her sokak başı .. Kederin bittiği son noktaya kadar …
12.12.2008 Maximilyanus ..