|
|
 |
« : 15 Mart 2010, 10:29:18 » |
|
Bilindiği gibi küfür, inkarî ve inadî parçalardan meydana gelmiş bir bütündür. Küfrün bir parçasına rıza göstermek, küfrün hepsine rıza göstermek gibidir. Bu münasebetle din-i mübin-i İslam’da, küfre rıza göstermek değil, küfre isyan ile karşı koymak esastır. ALLAH-u Teala değişmez hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerimde şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Ne sizden önce kitab verilenlerden dininizi oyuncak ve eğlence yerine tutanları ne de diğer kafirleri dost edinmeyin. Eğer gerçek mü’minlerseniz ALLAH’tan korkun.” (Maide Suresi 5/57)
Dikkat edilirse bu ayet-i kerimede hükm-ü küfür gündeme getirilmiştir. Hükm-i küfür; dinimiz islamca (şer’an) iman edilmesi gereken şeyleri hafife ve alaya alma neticesi meydana gelen küfürdür. Cenab-ı ALLAH değişmez hayat programımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “ALLAH (Teala)nm ayetlerini (ahkâmına muhalefet etmekle maskara, oyuncak ve) eğlence ittihaz etmeyin (alaya almaymız.)” ( Bakara Suresi 2/231)
Cenab-ı ALLAH’ın ahkâmını beyan eden ayetlerle amel etmemek ve ayetleri maskara ittihaz etmek caiz değildir. Hiç kimsenin ALLAH-u Teala’nın hükümlerini hafife ve alaya almaya, eğlence ittihaz edinmeye hakkı yoktur. Binaenaleyh şer’an inanılması gereken şeylere önem vermek, saygı göstermek, İslamî gerçekleri ciddiyete alarak son derece hürmetle karşılamak gerekmektedir.
Aksi halde küfür meydana gelir. Şunu bilmekte fayda vardır: İslam diniyle Şeriat-I Garra ile alay eden ve Şeriat-ı Garra’yı çağdışı ilan eden günümüz demokratlarını, laiklerini, liberallerini ve sosyalistlerini herkim destek verirse, o kimse şeksiz kafirdir. Çünkü zerre miktarı kadar imanı olan bir kimse, ne demokratları, ne laiklikleri, ne liberalleri ve ne de sosyalistleri tasdik eder. Aksine zerre miktarı kadar imanı olan kişi, bütün bu sayılan-ları red ve inkar eder. Tevhidin, Şeriat-ı Garra’yı çağdışı ilan eden kafirlere rıza göstermeye tahammülü yoktur. Şeriat düşmanlarına razı olanlar, doğrudan doğruya şeriatı yalanlayanlardır.
Müslüman; ALLAH’ın şeriatına dayanmayan hiçbir eylem ve söze rıza göstermeyen insandır. ALLAH’ın şeriatına dayanmayan eylem ve sözlere kalbî ve fiifî rıza gösterenler, İslam dinine karşı göstermiş oldukları teslimiyetlerini bilfiil bozmuş olanlardır. Dolayısıyla gayr-i şer’i olana rıza göstermek, sebeb-i küfürdür. Esasen küfrü imana tercih edenleri kalben ve fiilen sevmek, kafir olmaya yeterli bir sebeptir. ALLAH-u Teala değişmez hayat mektebimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz, iman üzerine küfrü tercih edip seviyorlarsa, onları dostlar edimneyiniz. Sizden kim, onları veli edinirse, işte onlar, zalimlerin tâ kendileridir.” (Tevbe Suresi 9/23)
Müfessirin-i ulemadan Şehid Seyyid Kutub (Rh.a.) bu ayetin tefsirinde şöyle diyor: “Buradaki “Zalimler” sözünden murad; hiç şüphe yok ki, müşrikler kastedilmektedir. Böyle bir kavmi eğer onlar, küfrü imana tercih ediyorlarsa, dost edinmek şirktir.” (Fizilal-il Kur’an (Seyyid Kutub) C:3, Sh: 1615, Beyrut/1982) Çünkü böyle bir durumda küfre rıza söz konusudur. Nitekim bu ayet-i kerimenin tefsirinde İmam-I Kurtubî (Rh.a.) şöyle diyor: “Herkim şirke razı olursa, o müşriktir.” (E1-Cami-u Li Ahkami’l Kur’an (İmam-ı Kurtubî) C: 8, Sh: 94, Mısır/1967) İmam-i Kurtubî (Rh.a.) tefsirinin başka bir yerinde de şöyle diyor: “KÜFRE RIZA KÜFÜRDÜR. MA’SİYETE RIZA MA’SIYETTİR.” ( E1-Cami-u Li Ahkami’l Kur’an (İmarn-ı Kurtubî) C: 5, Sh: 418, Mısır/1967) Dolayısıyla Müslüman, küfrün icra edildiği hiç bir yerde yer alamaz. Kelime-i küfrü telaffuz edeni dinleyip tasdik edemez.
Evet, küfre ve kafirlere rıza göstermek, başlı başına bir küfür ve kafirliktir. Bakınız bu konuda Molla Husrev (Rh.a.) şunları haykırıyor: “Siyeru’l Ecnas’ta kaydedildiğine göre; bir kimse, başkasına küfr ile emretmek için azmeylese, sırf bu azmi sebebiyle kafır olur. Şayed BİR KİMSE, KELİME-İ KÜFRÜ KONUŞSA VE BİR CEMAATTE 0 KONUŞANIN SÖZÜNÜ KABUL EYLESE, 0 CEMAATİN HEPSİ KAFİR OLUR.” (Durerü’l Hükkam Şerhu Gureri’l Ahkam (Molla Hüsrev) C: 1, Sh: 244,İST/1258) Molla Hüsrev (Rh.a.)’ın bu açıklaması da bize gösteriyor ki; küfre kalben ve fiilen rıza göstermenin küfür olduğunda şüphe yoktur.
Akaid ulemasından Molla Aliyyül Kari (Rh.a.) şunları kaydediyor: “Yüz sene sonra olsa bile, kim ki küfretmeye azmederse, o kimse hemen o anda kafir olur. Küfür kelimesini konuşan kimseye, bu işinden dolayı rıza göstererek gülen kimse kafır olur. Bu söz şunu ifade ediyor: Kim küfür kelimesini konuşan kimseye, bu işinden dolayı rıza göstererek gülerse kafir olur. Ama rızası olmadan gülerse o kimse kafır olmaz. Bu hususta mühim olan nokta rıza göstermektir. Bir kişi küfür kelimesini konuşur, insanlar da onu o adamdan kabul ederse şöyle ki, küfür kelimesiyle bir vaiz, bir muallim veyahut bir yazar konuşur da insanlar, buna muttali olduklarında doğruluğuna itikad ederlerse kafir olurlar. Onlar için hiç bir mazeret yoktur. Ancak küfür kelimesi fukaha arasında ihtilaf edilen bir kelime olursa, böyle değildir.
El-Muhit adlı kitapta şu meseleden ziyade bahsedilmiştir: İnsanlar küfür kelimesini söyleyen kimseye hiçbir şey söylemeyip, küfür kelimesini konuştuktan sonra mecburiyet yok iken onun yanında otururlarsa, küfre iştirak etmiş olur1ar.” (Fıkh-ı Ekber Şerhi (Aliyyül Karı) Sh: 246, Beyrut 1984) Demek oluyor ki içerisinde ahkâm-ı küfür icra edilen mecisler de hiç bir mecburiyet yokken oturmak, küfre ve kafirlere rıza göstermektir. Bu da küfürdür.
Sonuç olarak küfre ve kafirlerin küfrî fiillerine kalbî ve fiilî rıza küfürdür. Küfre rıza, küfrü kabul edip tasdik etmek demektir.
|