ßĨhŔµŹ€

co.Admin

Onursal Üye



Üye No : 39
Nerden : istanbul
Konu  : 1356
Mesaj : 7815 
1164 Mesajýna Toplam 1607 Kere Teþekkür Edildi
2 Mesajýna Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« : 10 Kasım 2011, 01:31:02 » |
|
Adapazarı ve Düzce depreminin artçılarının tüm Marmara’yı salladığı ve korkudan saniyelerle ölçülecek zaman dilimlerinde soluğu dışarıda aldığımız günlerdi. Akşamdan tanıdıklar birbirimizi hangi odada yatıyor olduğumuz konusunda uyarıyor, toplanıp bir odada yatıyorduk. Kurtulacaksak birlikte, öleceksek birlikte ölmenin, enkaz altında kalırsak kalan sağların bizi hangi tarafta arayarak ulaşacakları üstüne kurgulanıyordu her şey. Ve hatırladığım bir başka şey, çocuklar heyecandan hiç yemedikleri kadar yemek yiyorlar, gece dışarıdaysak hiç olmadığı kadar üşüyorlardı. Ölümü koynumuza alıp yattığımız günlerdi. Soğuk nefesi yanı başımızdaydı. Her an bizi katıp önüne götüreceğini düşünüyorduk… Bekliyorduk yüreklerimiz tetikte… En korkuncu da çocuklarımız yardım isterken onlara ulaşamama endişesiydi. Uzunca bir süre çöreklenip kaldı içimize bu korku. Çocukların odası ile odamızın arasındaki üç metrelik koridor, üç yüz metrelik mesafe gibi geliyordu. Bir sarsıntı anı için uzundu işte, çok uzun… Zor günlerdi gerçekten. Gece sarsılma korkusundan uyku vakitlerinin kabusa döndüğü çeşit çeşit ölüm hikayelerinin uykularımızı böldüğü günlerdi. Akabinde başka şehirlerde başka depremler, sel felaketi gibi toplu ölümler getiren ve topluca seferberliğe dönüşecek çeşitli afetler yaşadık milletçe. Afet, acı nerede olursa olsun yardım etmeye, acılarını acımız bilip sevinçlerimizi ertelemeye, afetzedelerle empati kurmaya, en azından acılarını anlamaya çalıştık. Sade ülke insanımız için mi? AÇE, Pakistan ve pek çok ülke için de seferber olduk. Bu gün ise yüzlerce insanın öldüğü depremden çok, depremzedelerin acılarını katmerleştiren, deprem üstüne sarf edilen akla ziyan yorumlar konuşuluyor. Zamanla depremin yarası sarılsa da derin dil yaraları uzunca süre iyileşmeyeceğe, unutulmayacağa benziyor. Bin küsur insan enkaz altında kalıp yaralandı. Geride binlerce acılı insan kaldı. Dullar, yetimler… Ülkenin doğusunda acıyla, korkuyla mücadele yanı sıra enkaz altından inlemeler, üstünden acılı çığlıklar yükselirken batıda bir kısımlarınca hepimizi utandıran söylemler yorumlar yapıldı. Ekranlardan, internet sitelerinden taştı nefret söylemi… Acılar üstünden çekilen: “Oh olsun!” “Beter olun İnşaALLAH!” “Şehidlerin kanı yerde mi kalacaktı?” “beş kuruş yardım edersem ellerim kırılsın” Ve sözlerin çok daha çirkinleri sarf edildi. Van için dilleri acımasızca dönenler, deprem üstünden ikaz dersi verenler Marmara depreminde kendileri adına hangi dersleri çıkarmışlardı acaba? Bir imtihan yaşandı, her nefis ölümü tadacak ama enkaz altında Vanlılar değil onların acısı üstünden ırkçı çığlıklar atan, kelimelerini kana bulayanlar kaldı. Enkaz altında insanlık kaldı. Şükür ki bu sözlere gelen tepkiler daha fazla oldu, neyse ki sağduyulu insanların sesi daha gür çıktı. Yarattıklarını en iyi bilen Rabb’imiz ne güzel buyuruyordu: “Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin!” Şu an Van’daki kardeşlerimiz sade acılarıyla değil, soğuk hava, açlık başta olmak üzere pek çok sıkıntı ile de aynı zamanda mücadele etmek durumundalar. Gün, o,bu, şu ne yapıyor demeden yardıma koşma günü? Ölenlere rahmet, kalanlara sabır, acılar üstünden sevinç çığlıkları atanlara akıl-izan duasıyla…
DEMET TEZCAN
|