ßĨhŔµŹ€

co.Admin

Onursal Üye



Üye No : 39
Nerden : istanbul
Konu  : 1356
Mesaj : 7815 
1164 Mesajýna Toplam 1607 Kere Teþekkür Edildi
2 Mesajýna Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« : 01 Ekim 2011, 00:52:10 » |
|
Sanki gaflet içindeyiz. Kapılmışız hayatın seline, sürüklenip gidiyoruz. Okuma yazma işleri ihmale uğruyor. İbadet hayatımız da yeterli yoğunlukta değil. Sanki günlük işlerle, gelgeç meşgalelerle zaman öldürüyoruz. Sanki yüksek düşünceler, kalıcı işler gerçekleştirme tutkusu bize göre değil. Sanki ciddiyet yorgunuyuz. Derme çatma işlerle kendimizi unutmak istiyoruz. Sanki ilim ve tebliğden usanmışız. İnsan yetiştirmek gibi sabır isteyen şeyler bizim cılız irademize ağır geliyor. Zaman akıp gidiyor. Ömür sermayemiz eriyor. Şu halde ne yapmalı? Ömrümüzü dinamik ve verimli bir tarzda nasıl yaşamalı. Ardı arası kesilmez seviyesizlikleri görüp dururken “Yaşama sevincimizi nasıl sürdürmeli, dostluk duygularını nasıl canlı tutmalı? Gönlümüz yüksek özlemlerle doluyken, hayatı olduğu gibi kabul etmeyi nasıl başarmalı?” Toplum akıllara zarar bir değer aşınmasını, mana kaybını, seviye düşüşünü yaşıyor. Müesseseler ümit vermiyor. Yalnızlığımız her geçen gün biraz daha artıyor. Gecemizin karanlığı yoğunlaşıyor. Karmakarışık duygular, bir sürü yara bere içindeyiz. Zanlar izzet-i nefsimizi yerle bir ediyor. İyi bir Müslüman olduğumuzu vicdanımıza kabul ettiremiyoruz. Bir noktada şu diyaloga dikkat edelim. Cenab-ı Hak irade buyursaydı, insanlık âlemini şerre dönük bakmayan, hayır duygularıyla dolup taşan bir âlem olarak yaratmaz mıydı? - Yaratabilirdi, efendim. - Şu halde ilahi irade, neticenin neye varacağı malumu iken, bilerek ve isteyerek böyle bir dünya yarattı. Yani hayatı rahmaniler ve şeytaniler arasında son güne kadar sürüp gidecek bir mücadele şeklinde yarattı. Belki de hayatta dinamizm bu tarzdan doğuyor. - Öyle görünüyor, efendim. - Durum buysa biz müminler olarak, rahmaniler safında yerimizi alalım. Rıza-yı bari için ila yevmil kıyame mücadelemizi sürdüreceğiz demektir. Kapasitemizi tam kullanarak, usulüne uygun bir mücadele sürüp gidecek demektir. - Peki, bu mücadelede işin tesir ve ıslah boyutu bizi aşıyor mu? - Elbette efendim, aşıyor. - Lakin her şeye rağmen bir güzel söz, ateş gibi bir mısra, bir hadis-i şerif, bir ayet-i kerime arz etmek insani bir vazife midir? Bir münasip zamanda bir kibar davranış, bizi ve çevremizi mesut eder mi? - Onda şüphe yok. - Biz huzur-u ilahide toplumun şöyle ya da böyle olmasından mı? Yoksa mücadelemizden mi sorumluyuz? Yani mücadelemizin sonucu mu önemli, süreci mi? - Süreci önemlidir. Biz mücadele vemekle mükellefiz. “Hayat iman ve cihaddan ibarettir.” - Güzel, peki Cenab-ı Hak “Adil-i Mutlak” mıdır? -Evet efendim, Adil-i Mutlak’tır. Zerre kadar hayrı da, zerre kadar şerri de görmezden gelmez. Suyu getirenle, testiyi kıranı bir tutmaz. Boynuzlu koyunda, boynuzsuz koyunun hakkını bırakmaz. “Cennet, ALLAH’ın emeğe saygısıdır.” -Çok güzel ifade buyurdunuz. Hala gözümüzde fer, dizimizde derman, lisanımızda konuşma, beynimizde düşünme, yüreğimizde hissetme gücü var mıdır? - Nispeten vardır. - Peki, insanlar arasında söyleneni iyi niyete dayalı dostça bir davranışı değerlendirebilecek kabiliyette, aklı selim ve sağ duyu sahibi, hakikat özlemleriyle dolu insanlar, bilhassa gençler var mıdır? - Vardır şüphesiz. - Peki, bizi, kendimizi ve toplumumuzu ıslah gayretiyle mükellef tutan, Yüce Rabbimiz değil midir? - Elbette Yüce Rabbimizdir. - Bu vazife aynı zamanda bizim kulluğumuz mudur? - Evet efendim . - Şu halde geldiğimiz netice şudur dostum: İnsan kahramanca bir hayat yaşamaya soyunmalı. Kahramanca ölmek kadar, kahramanca yaşamak da önemlidir. Hesabilik değil, hasbilik yani öyle miydi, böyle miydi? Deyip durmamalı. Kararsızlık insana çok zaman kaybettirir. Kararlarımızı verip, hayır üretimine hemen başlamalı. Pasif iyilikten, aktif iyiliğe geçmeli. Güzel niyetler ve güzel duygularla dolu bir gönül lütfu ilahidir ama “ İş, işten hasıl olur.” İmandan sonra amel-i salih gelir. Ölümlü dünyada insanı hakları kadar belki daha da çok vazifeleri de ilgilendirir. Bizler çift dünyalı insanlarız. İhsan sırrına aşinayız. Hayattan şikâyet edip durma, sızlanıp durma bize göre değildir. Bin ah bir borç ödemez. Gerginliklerimiz insanlara dönük, maddeye dönük duruşumuzdan ileri geliyor. Huzurumuz, huzurda oluşumuzun şuurunda oluşumuza bağlıdır. Cümlemizin gücü bir derin sevdadan gelir. Duran düşer ve düşen ezilir. Hayat yolunda yatılmaz. Yollar yürümek içindir. “Yatanlar umutsuz, koşanlar umutludur.” Müslümanın umutla, umutsuzlukla ne işi var? O vazifesini yapar sözü de güzeldir ama daha güzeli de şudur; “İmanı olanın imkanı vardır. İman sonsuz bir imkândır.” İnsanın kıyameti imkânsız kaldığında kopar. Yani ALLAH’tan beklediklerimizi bekleyemez duruma düştüğümüzde “Ölmek hayattan kopmak değil, hakikatten kopmaktır.” Şu halde cehd-ü gayretimiz sürmelidir. Göz baktıkça, yürek attıkça.
İdris ARPAT
|