Açlık kötü bir şey midir? Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
Oruç, ALLAH'ın verdiği nimetlerin kıyısında bir süre beklemektir. Peki, açlık nedir? Niçin önemlidir? Peygamberimiz açlığı bilerek mi tercih etmiştir? Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
Âdem’le Havva'yı yere indiren neydi?
Yeryüzüne indiriliş maceramızı başlatan, İblis’in, atamızı bir ‘bilinmez’e kışkırtmasıdır. Âdem ve Havva o ‘bilinmez’den yediler ve zorluk yurduna indirildiler. İşte o günden beri insanoğlunun iştahı dinmek bilmedi. Kıyamete dek dinmeyecek de. Hep bir şeylerin peşinde koşturup duracak. Uhud Dağı kadar altın edinse de daha fazlasını isteyecek. İnsanın içine fücur’u ve takva’yı yerleştiren Yaratıcı’nın senaryosunun bir gereğidir bu. Düşüş nerden başladıysa yükseliş de oradan olacak.Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
Sınanmanın açlık hali
‘İmtihan ayeti’ de denilebilecek Bakara suresinin yüzellibeşinci ayeti sınanmanın ikinci unsuru olarak açlığı sayar. Ama öncesinde korku vardır. Fakat ne ayetlerde ne de hadislerde açlık, kötü olarak nitelenmez. O bir zorluktur, bir beladır, bir sıkıntıdır ve ama ALLAH’tandır. O’nun takdiridir. Rızkın ve nimetin daraltılmasıdır. Nefsin sabrının ve direncinin çelikleşmesi için bir gönderilendir. Sonsuz Hazineler Sahibi’nin, içinde hikmetler barındıran bir kısıtlamasıdır.Günlerce aç kaldın mı sen de?Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
Hayatının belli dönemlerinde çeşitli seviyelerde aç kalmıştır bazılarımız. Ama ALLAH’ın peygamberinin yaşamını ve hadislerini okuduğumuzda, aç kalmanın can acıtan sahnelerine şahit oluruz. Karnına taş bağlayan bir peygamberin ümmetiyiz. Çoğu zaman biraz süt ve bir kaç hurmayla günlerini idame ettiren bir peygamber. Ne anlatıyor bu tablo bize? Yemeyi azaltıyor muyuz? Elimizdekini infak etme, ALLAH yolunda harcama ve en azla yetinme… Bunları yapan mütevekkil müminlerden miyiz? Yoksa bunları okuyup duygulanmakla mı yetiniyoruz? 1400 yıl evvelki bir uzaklıktan bize ulaşabiliyor mu bu bilinçli nebevî tercih?
Yüce Nebi niçin açlığı tercih etmişti?
Acaba niçin bu kadar az yiyordu büyük peygamber? Yiyecek bir şeyler yok muydu? ALLAH, en sevdiği kulunu niçin böyle bir ‘bela’ ile zorluyordu? Gönüllü bir açlık tercihi miydi? Niçin?
Zannediyorum işin sırlarından biri şu hadiste yatıyor: ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’ Medine’de, özellikle Ashab-ı Suffe arasında, açlıktan yürüyemeyecek halde olan kimseler vardı. Ve bu yüzden Yüce Nebi eline ne geçerse hemen dağıtıyordu. Hediye ediyordu. Paylaşıyordu. Misafir ağırlıyordu.
Ama en önemlisi şu olsa gerek: Dünya ve içindekilerden geçmişti. Yaşayabilecek kadarıyla iktifa ediyordu. Vahyin ve hakikatin doyurduğu en güzel insan, çerçöp olan dünyaya niçin değer verip meyletsindi ki?Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
Dükkanım yağma olsun
Nerdeyse doyumsuz bir iştahla dünyaya saldırdığımız bu çağda elimizdekileri azaltmak ne kadar zor. Geleceğimizi düşünüyoruz. Evlatlarımızın geleceğini. Bu yüzden biriktirmek zorundayız. Kıyıda köşede birikmiş paramız olmalı. Sıkıntılı zamanlarımızda onu kullanıp ihtiyaçlarımızı giderebilelim diye. Sigortalanmalıyız.
Ki geleceğimizi de garanti altına alabilelim…
Liste böyle uzayıp gidiyor. Laf lafı açıyor. Genel ve sathî ve kalbe işlemeyen vaazlarla oyalanıp duruyoruz. Niçin şunu söyleyen biz olamıyoruz: ‘assı ziyandan geçtim, dükkanım yağma olsun’
Mustafa Nezihi Pesen